Lütfen bekleyin..

Fadıl Öztürk

Mesafe koymak...

20 Haziran 2020, 09:02

Yerçekimine rağmen rüzgarla havalanan, rüzgâr çekip gittiğinde yere çakılan uçurtmaların yerle kendi aralarına koyduğu geçici mesafeden mi?


‘HDP terörle arasına mesafe koysun! koydu mu? koyacak mı?’ söylemi bir nevi maçın başlama düdüğüne dönüştü. İşte o düdükten sonra her iktidar beslemesi kurum ve o kurumlarda yer alan iktidar beslemesi şahıslar sırayla ‘HDP terörle arasına mesafe koysun’ söylemiyle iktidara bağlılıklarını yeniden beyan ettiler. Bu iktidar beslemelerinin durumu her il ve ilçe girişinde önü kesilerek yürüyüşü engellenmeye çalışılan HDP’den daha kötü.

‘Mesafe koymak’ deyimi aslında bir diz çöktürme operasyonundan başka bir şey değildir. Devlet televizyonlarında TRT 6 (şeş) adındaki Kürtçe yayın yapan kanal onların deyimi ile ‘terörle arasına mesafe koymuş’ devlet imalatı bir kalandır. Ayakları yere basmayan, yerçekimi kanunlarına karşı durarak Türkiye uzayında üç beş metre havada yayın yapan bir kuruluş olduğunu kimse inkâr edemez.

Devletin istediği halkların üstünde var oldukları topraklar dururken ilkokulda yaptırdıkları gibi pamukta fasulye çimlendirmeye çalışmaktır. Bir deney olarak çocuk halimizle bizde bir merak uyandırsa da o fasulyelerle hasat yapılamayacağını bilmeyenimiz yoktu.

Mesafe koymayı TRT Şeş örneği üzerinden ele alırsak: Asla kırışmayan kumaşlardan elbiseler ve bolca saç boyası stoğuna sahip kuaförleri hazır bulundurmak lazım. 

Tabi danışıklı bir biçimde ‘sanatçının’ cebinin doldurulması, o parayı da müteahhit bir sevgiliye kaptırması, dımdızlak yerine oturması gerekir. Terörle araya mesafe koymak örnekte olduğu gibi kolay ve maliyetsiz bir iş değil. Bir kere bunu istediğiniz kişilerin kaşını, gözünü yeniden yaptırmanız, yüzlerini bir maskeye çevirerek onu kendi yarattığınız sentetik bir Kürde dönüştürmeniz gerekir. Bu zatlar sadece ekranda görünüp kaybolmalılar, kentimizde, semtimizde, sokağımızda oturmamalılar ve en önemlisi de Kürdün hiçbir derdini dert etmemeliler. Öyle kolay olmuyor mesafe koymayı istemek.

Bu derdi çözmek için bin yıl geriye gidip oradan sorunları sırtlayıp tekrar geri dönmeye hiç gerek yok. ‘Mesafe koymayanların’ varlıklarından mutlu değilseniz, bu topraklara geldiğinizden bugüne bunu görüyor ve bunu yaşıyorsanız asıl siz kendi koyduğunuz mesafeyi bir kenara koyarak, selam verip selam alarak, nerden gelip nereye gittiğinizi söyleyerek bir samimiyet başlatın.

Hayatın bütün belirtilerinden koparılmış hangi mesafeden bahsediyorsunuz siz. Neye göre mesafe? Kurşuna göre mi? Sesin saniyede aldığı yola göre mi? Trakyalıların rakıyla aralarından kaldırdıkları mesafe mi? Karadenizlilerin kırılmış, sürülmüş, şiddetle değiştirilmiş geçmişleri ile aralarına koydukları milli mesafe mi? 

Hangi mesafe? Sizin istediğiniz balığın suyla, kuşların gökyüzüyle, ağaçların meyveleriyle, akan derelerin kaynaklarıyla aralarına mesafe koymalarıdır. Bunun tek cevabı var: Doğal akışı ile her gün kendini yeniden üreten hayatı siz istiyorsunuz diye herkes kendi elleriyle öldürmez.

Çalışmak için gurbete gitmekle sevgilisi ile arasına giren, gidiş bileti ile başlayan dönüş biletiyle bitecek olan, içi hasret şarkılarıyla dolu bir mesafeden mi bahsediyorsunuz?

Muhalefeti nedeniyle içeri atılmış, devlet tarafından ceza verilerek sevdiklerinden yıllarca uzak tutulmuş, mektup yollanıp mektup beklenen, görüş günleriyle yakınlaşan mesafeden mi bahsediyorsunuz?

Ulusal azınlık ve inançların iktidarlarla aralarına koyduğu güvensizlik mesafesinden mi bahsediyorsunuz? Yoksa yerçekimine rağmen rüzgarla havalanan, rüzgâr çekip gittiğinde yere çakılan uçurtmaların yerle kendi aralarına koyduğu geçici mesafeden mi?

Bu Amerika’da siyahilerin kendileri ile renkleri arasına mesafe koymalarını istemek gibi beyhude bir dayatmadır. Kadının kendi bedeniyle kendisi arasına mesafe koymasını istemek gibi; gençlerin kaynayan kanlarıyla aralarına mesafe koymalarını istemek gibi...

Mesafe koymayı istemek, mevsimlerle kendimiz arasına mesafe koymamızı istemek gibi akla hayale sığmaz bir hezeyandır ya da sürgit kışta ikamet etmemizi zorun her biçimini kullanarak bizi mecbur etmektir. Oysa dünyada ikamet ettiğimiz haritanın neresinde yaşarsak yaşayalım, adımız hangi ulusun defterinde yazarsa yazsın mevsimlerle iç içe yaşarız. Sonbaharı çıkarır kışı, kışı çıkarır baharı, baharı çıkarır yazı giyeriz. Üşümüşüz, terlemişiz, güneşte yanıp yağmurlardan ıslanmışız, üstümüze başımıza çiçek bulaşmış kime ne?

Her gün verdikleri adlara tezat operasyonlar yapanların terörist dediklerine karşı düzenledikleri operasyonlar ölüm dışında ne kazandırdı ki ‘Araya mesafe koyun’ deyip duruyorsunuz. Ütülene ütülene ütü izi kaçmış eski elbiseleriyle ortalıkta dolaşan generaller, hayali cunta yapmak olan genelkurmay başkanları, arkalarına bakmadan gidip gözden kaybolan Başbakan ve Cumhurbaşkanlarından başka mezarlıkları doldurmakla elinizi ne geçti. İşin doğrusu asıl sizler geçmişinizle yüzleşip insanlığa karşı işlediğiniz ve işlemeye devam ettiğiniz suçlarla aranıza mesafe koyun. Koyun ki, sözünüz para etsin.

Bu haber 18 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
49 gün önce
105 gün önce
259 gün önce
266 gün önce
315 gün önce
329 gün önce
357 gün önce
378 gün önce
385 gün önce
392 gün önce
434 gün önce
448 gün önce
462 gün önce
475 gün önce
483 gün önce
489 gün önce
511 gün önce
518 gün önce
545 gün önce
567 gün önce
699 gün önce
714 gün önce
756 gün önce
798 gün önce
847 gün önce
874 gün önce
890 gün önce
931 gün önce
980 gün önce
1085 gün önce
1092 gün önce
1113 gün önce
1120 gün önce
1127 gün önce
1148 gün önce
1155 gün önce
1169 gün önce
1183 gün önce
1204 gün önce
1620 gün önce