Lütfen bekleyin..

Fadıl Öztürk

Vasati 40 çöp

15 Haziran 2019, 08:52

'Yeri gelince romantiktir. Üssüne dönen gerillalar, sevişmiş çiftler, dayak yemiş mahkûmlar, teneffüse çıkmış öğrenciler, nöbetten dönmüş askerler sigarasını onunla yakarlar.'


Che Guevara onunla purosunu yakarken yüzü gece içinde aydınlandı. Sierra Maestralarda gördüler onu. Sovyetler Birliği yıkılmadan önce Ukraynalı faşistler ‘sizi yine yakarız’ diyerek onu ellerinde sallayarak yürüdüler. Naziler insanları doldurdukları fırınları onunla yaktılar. Hintliler ölülerini onunla yakıp küllerini cennete akan Ganj nehrine serptiler. Hollanda’da lanetlenmiş bir şeytan kutusu olmuştu. Kazablanka filminde Bogart sigarasını onunla yakarak karanlık bir köşede sevgilisini bekledi. Kovboy filmlerinin ‘Amerikan milliyetçisi’ J.Wayne gözlerini kısarak onunla purosunu yakıp kızılderilileri vuruyordu. Türk filmlerinde ‘kötü’ adamların elinde de görüldü o. Samanlık ve evler onunla ateşe verildi. İtfaiyenin bir türlü baş edemediği bütün yangınların aranan suçlusuydu o. İyinin elinde iyi, kötünün elinde kötü olan ‘vasati 40 çöp’tü o.

Muhtar çakmağı hayatımıza girmeden önce, ihtiyarlar iki taşı birbirine vurarak pişto dedikleri ağacın kurumuş süngerimsi parçasına kıvılcım düşürerek sigaralarını yakarlardı doğuda. Tütün ve Suriye’den kaçak getirilen sigara kağıtları yasaktı o zaman. Birçok tiryaki kente giderken tütün ve kaçak kağıt yakalatmakla devletin suçlusu olmuştu. Yetiştim o zamana. Hatta, Vecdi Erbay’ın anlattığına göre Mardin’de Tekel’in izmarit memurları (memurê boçıkan) bile varmış. Bu memurların tek işi, kahveleri dolaşıp kaçak tütün içilmiş mi, içilmemiş mi diye küllükleri tek tek kontrol etmekmiş. Devlet kapısında böyle memur olmak da varmış o zamanlar. Gümüşten yapılmış kutuları açıp iki başparmaklarının arasına aldıkları enfiyeyi burunlarına çeken kadın ve erkeklerin yaşadığı zamanı da gördüm. Zaman doğuda ‘vasati 40 çöp’ten önceydi.

Cumhuriyetle birlikte hayatımıza girmiş tekel fabrikaları çıkarıyordu onu. Özel girişimcilik yasak bir meyveydi. Okullarda Yerli Malı haftası kutlanıyordu. Üstünde saat kulelerinin resimleri olan, küçücük sürgülü bir kutu içinde 40 çöp olarak girdiler hayatımıza. İspirto mavisi bir kağıtla kaplı kutunun sağı ve solu ezalıydı. Çöplerden biri kutudan çıkarılıp yukarıdan aşağıya hızla ezaya sürtülünce faşşş diye bir ses çıkarıp yanan kibritten bahsediyorum.

O zaman kibrit kutularının arka tarafında ‘vasati 40 çöp’ yazıyordu. ‘Vasati 40 çöp’ kibritin kimliğiydi, kutunun içindeki çöplerin adı ve soy adıydı adeta. Vasati bir ulusa, vasati bir devlete, vasati bir futbol takımına, vasati bir sevgiliye, vasati bir çocuğa, vasati bir komutan er ve memura asla razı olmadığımız yerde, ‘vasati 40 çöp’ üzerinde zımmen de olsa anlaşmış mutlu mesut bir ülkenin tiryaki evlatlarıydık o zaman.

Sonra kibrit tekeli kalktı ve özel sektör de kibrit imal etti. İyi de oldu, çünkü tekel kibritlerinin yarısı yanmadan kırılıyor, sigara tiryakileri her kibritte iki buçuk kuruş zarara giriyordu. Neyse, özel teşebbüs bir zaman sonra ‘vasati 40 çöp’ün yerine ‘ortalama 40 çöp’ yazınca üzülmüştüm. Sonradan çıkan plastik çakmaklar, ortalama kibritler ve zippo marka çakmakların hiçbiri onun boşluğunu dolduramadı. Ben sokakları ‘vasati 40 çöp’ süz dolaşıyordum. Özel teşebbüsün ihanetine uğramış, elinde sadece anıları kalmış bir tiryaki olmuştum.

Kibritler benim için kutu kutu savaşa giden acemi erlerdir. Her yaprağıyla rüzgârı karşılayan kavak ağacının buluta erişme sevdasını taşır onlar. Bu yüzden yandıklarında alevleri yerçekimine karşı durup gökyüzüne yükselir. Aslında yan yana, baş başa kırk kişidirler. Biri yanınca onun yeri asla doldurulamaz. İlk yanan çöp kalan otuz dokuz çöpün kaygısını, son yanan çöp yanmış otuz dokuz çöpün acısını beraber taşır. Çöplerin her biri kendini yakarak ömrüne son veren bir fedaindir benim gözümde. Aralarında hiyerarşi yoktur onların. Yumurtalarını bıraktıktan sonra ölmeye giden somon balıklarına benzerler. Ceketlerde adı konmuş tek cep kibrite aittir, diğer ceplerin hepsi ortalama. Kibrit cebim boş şimdi…

Romantik bir yemekte masadaki mumları yaktığınızda sevgilinizin yüzü onun aleviyle gidip gelen bir hayale döner. Yeri gelince romantiktir. Üssüne dönen gerillalar, sevişmiş çiftler, dayak yemiş mahkûmlar, teneffüse çıkmış öğrenciler, nöbetten dönmüş askerler sigaralarını onunla yakarlar. Her şeyin sahtesinin yapıldığı ülkemizde, bir onun sahtesi yapılmadı. Bazen sayıları ona indirilerek büyük otellerin promosyon malzemesi yapılsa da tek odada yirmi kişinin yattığı o eski otellerin hâkimiydi vasati 40 çöp. Kötü esnafların elinde bozuk para üstü muamelesi de görürdü o…

Varlığı bir tehlikedir, çocuklara armağan edilemez ama çocuklar sokaklarda padişahın kızına oynanan oyunu onunla oynadılar. Son sigarasını yakan idamlıkların yanında da görülmüştür o. Naziler insanları doldurdukları fırınları, Sivas’ta aydınların kaldıkları oteli onunla yaktıkları için üzgün ve lekelenmiştir kibrit. Bu nedenle yakılmış kibrit çöpleri yanmış insan cesetlerine benzerler. Yandıkça kıvrılıp bükülür, ruhları ateşle gökyüzüne yükselen ceset olurlar… Mezarları olmayan ‘vasati 40 çöp’ kibritlerimi geri istiyorum.

Bu haber 848 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2083 gün önce
2201 gün önce
2207 gün önce
2223 gün önce
2251 gün önce
2279 gün önce
2307 gün önce
2335 gün önce
2369 gün önce
2489 gün önce
2496 gün önce
2545 gün önce
2559 gün önce
2587 gün önce
2594 gün önce
2608 gün önce
2615 gün önce
2664 gün önce
2678 gün önce
2692 gün önce
2705 gün önce
2713 gün önce
2719 gün önce
2741 gün önce
2748 gün önce
2775 gün önce
2797 gün önce
2860 gün önce
2929 gün önce
2944 gün önce
2986 gün önce
3028 gün önce
3077 gün önce
3104 gün önce
3120 gün önce
3161 gün önce
3182 gün önce
3210 gün önce
3315 gün önce
3322 gün önce
3343 gün önce
3350 gün önce
3357 gün önce
3378 gün önce
3385 gün önce
3399 gün önce
3413 gün önce
3434 gün önce
3850 gün önce