Lütfen bekleyin..

Fadıl Öztürk

Düşüncelerimiz...

28 Mart 2020, 10:08

Kimseden izin almadan akan ırmaklar gibidir düşüncelerimiz, içinde balıklar yaşar gökyüzünde kuşların yaşadığı gibi.


Savaş, hastalıklar ve vahşi sömürü bir şehri, bir ülkeyi, bir kıtayı değil yeryüzünü çok yordu. Neredeyse dünyanın tamamını ölümün pençesine almış bulaşıcı bir illetle yüz yüzeyiz. Herkesin kendini hayatta tutacak kadar imkânı olmasa da nasıl korunacağına ilişkin aklı-fikri varken bir de ben buradan bilgi kirliliğine sebep olmayayım.

Ölümün bir sarkaç gibi başımızda sallandığı bu salgın günlerinde ihtiyaçları ihtiyaç sahipleri belirleyemiyor. Her zaman olduğu gibi bizi güruh olarak tanımlayan iktidarlar belirliyor ne yazık ki. Koronavirüsü kendimizi ifade etmek için sokaklara çıkmayı da tıpkı diktatörler gibi bizden aldı. Artık mahpushanelere gerek kalmadı tüm dünyada evlerimize hapsedildik. Kendimize gardiyan, kendimiz görüşmeci, kendimize yasak koyan olduk mecburen. Başka bir dünya düşünenler olarak bu uğurda her düzeyde kendimizce kavga verirken böylesine bir virüsün dünya üzerinde bir diktatörlüktük kuracağını hayal bile edemezdik.

Bu salgın hastalık halinin her birimize düşündürdüğü tedbirler, yakınlarımıza ilişkin duyulan kaygılar ve onları hayatta tutma çabalarımız... Gözle görünmeyen, paylaştıkça çoğalan, paylaşmadıkça bizi boşa çıkaran düşüncelerimizle evlerimizin kapı arkalarında kaldık.

Elbise gibi giydikçe üstümüzde eskimeyen, zaman içinde biz eskidikçe kendini yenileyen düşüncelerimizle kaldık. Diz, dirsek izi çıktıkça bizden bir parça haline gelen giysilerimiz, yakışma kaygısı ile askıda bekleyen gömleklerimiz, kaybolan tekiyle arayıp bulamadığımız çoraplarımız gibi hayatımızın bir parçası olarak bizimle gelen düşüncelerimizle kaldık evlerimizin içinde. Dışarıda bahar varmış kime ne!

O düşünceler ki, zamanında Çin'de uzun uzun yürünmüş, Vietnam'da emperyalizmin köküne kibrit suyu dökmüş, Küba çıkarmasında Granma yatında çok değil 56 kişinin ruhunda eyleme dönüşendir.

Direnişler doğuran düşüncelerin üstünden bin yıllar geçse de karanlığa karışıp kaybolmazlar. Aynen saçlarımız gibi yaş aldıkça ışığa yakınlaşmak için beyazlaşırlar başımızda. Bir masal gibi dilimize tutunarak gelecekte kendilerine yer açarlar. Kimseden izin almadan akan ırmaklar gibidir düşüncelerimiz, içinde balıklar yaşar gökyüzünde kuşların yaşadığı gibi. Bizi kapıların arkasında tutsalar da evren gibi sonsuzdur düşüncelerimiz.

Bazen kıyısına kadar gidip gözlerimizle uzun uzun daldığımız deniz olurlar. Bazen gökte yükünü almış bulutlar gibi yağmur doğururlar. Bazen ağaçlara yuva kuran kuşlar gibi aklımızda havalanırlar. Toprakta filizlenmeyi bekleyen tohum gibi zamanı gelince açan çiçek, sararan başak, dalda koparılmayı bekleyen meyve olur düşüncelerimiz. Geçen zaman ne kadar kahredici olursa olsun bir bedende yeniden var olmanın yolunu bulurlar. Yerinde durmayan, değiştiren, olgunlaşan, yaşlanıp yerini başkalarına bırakan canlıdır düşüncelerimiz.

Bazen durmadan çalışan iç saatimiz, bazen eve geç dönme sebebimiz, bazen de karakolda sabahlama nedenimiz olurlar. Sevdiğinin kalbiyle arasına ışıktan köprü kurandır. Sabah çay suyunu ocağa koymakla başlayan, karşılıklı kahvaltı yapmakla devam eden günün geri kalanında ruhunu hayatla besleyen, uyurken bizimle aynı yastığa baş koyandır. Yastığımıza baş koymakla kalmayıp, yaşadıklarımızdan rüya yapan adı sanı duyulmamış senarist ve yönetmendir düşüncelerimiz.

Rengimizi alırlar, tembelliğimizi, tez canlılığımızı, hoyratlığımızı. Bir piyanonun tuşlarından sokağa yayılarak müzikle kendine beden bulan yine düşüncelerimizdir. Bir salgınla asla eve hapsedilemez, durduğumuz yerde fır döner dünyayı.

Elbette düşüncelerimizi bir nalıncı keseri gibi taşımayız beraberimizde. Başımızı dizlerine koyup dertleştiğimiz de olur, bir çocuğu erinmeden eğitir gibi her deliliğini görmezden gelip başını okşadığımız anlar da, bir damlası bardağı taşırdığında kolundan tutup kapı önüne koyduğumuz da olur.

Sokaktan geçen hurdacıya satılmaz düşüncelerimiz, hayatımızın tavan arasına kaldırırız onları. Düşüncelerimiz tıpkı bizi gençliğimizden alıp rakımı yüksek yaşlılığımıza götüren Himalayalar'daki şerpalar gibi yol rehberimiz olur.

Yargılanmamıza neden olan, cezaevlerinde yatıran, dar ağaçlarına çıkaran düşüncelerimizin haklılığını defalarca kanıtladık insanlığa. Bugünkü gibi fikirlerinden dolayı özgürlükleri ellerinden alınmış binlerce muhalife yaşatılan zulüm zalimin işlediği suçlara birer delil olarak kalacak yarına.

Bizi bir safta toplayan, bölen, karşı karşıya getiren, yakınlaştıran, uzaklaştıran, kötülük karşısında topluca mevzilendiren; Bazen pişmanlığımız, bazen tek başına da olsa bizi ayağa kaldıran, dalıp gittiğimizde asla batmayan, öldüğümüzde bizimle beraber ölmeyen, hayatın şifrelerini bugünden yarına taşıyandır düşüncelerimiz.

yalnız kalsan bile
sen yine de doğru olanı söyle
mutlaka biri duyar seni
seni duyacak olanın
çok yakınında olması
ya da seninle aynı zamanda
yaşıyor olması gerekmiyor
doğru sözü zaman eskitmez
söz gider bulur onu duyacak olanı


-------

Çizim: Fadıl Öztürk

Bu haber 37 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
6 gün önce
215 gün önce
222 gün önce
271 gün önce
285 gün önce
314 gün önce
334 gün önce
342 gün önce
348 gün önce
390 gün önce
404 gün önce
418 gün önce
431 gün önce
439 gün önce
445 gün önce
467 gün önce
474 gün önce
501 gün önce
523 gün önce
655 gün önce
670 gün önce
712 gün önce
754 gün önce
803 gün önce
830 gün önce
846 gün önce
887 gün önce
936 gün önce
1041 gün önce
1048 gün önce
1069 gün önce
1076 gün önce
1083 gün önce
1104 gün önce
1112 gün önce
1125 gün önce
1139 gün önce
1160 gün önce
1576 gün önce