Lütfen bekleyin..

Fadıl Öztürk

Astarı yoktur bazı yüzlerin

02 Şubat 2019, 08:22

Yaptıklarından utanırlar mı, sıkılır da yüzleri kızarır mı bilmem ama her insan giderken yüzünü de yüzsüzlüğünü de alıp beraberinde götürür gideceği yere.


Yüz sayıların bir araya gelerek oluşturduğu rakamsal bir sonuç değil sadece. Ardında bereketli ovaları, dik uçurumlarıyla vadileri, kıyısında kurulmuş kentleri, yazın azalan kışın buz tutan ırmakların da bazen kabaran sinirli, bazen duru haliyle sevgili bir yüzü vardır. Okyanuslarda gemileri olanca yüküyle yüzünde tutarken balıklara yurt olmayı elden bırakmayan okyanusların da bir yüzü var, insan yüzüne asla benzemeyen...

Dağların güneş gören bir yüzü, devletlerin görmekten hiç memnun olmadıkları bir diğer yüzü var. Baskılar karşısında insanlar gibi göçmeyip yurtlarında kalan, haritalarda gözlerimizin içine baka baka ağırlığınca duran, ona sığınanı asla ele vermeyen bir yüzü var dağların...

Mevsimlerin asla birbirine benzemeyen yüzleri vardır. Baharda papatyaların ve mor menekşelerin bir yüzü, karı yorgan gibi üstüne çekip altında uyuyan toprağın donup çözülen bir yüzü; Evlerimizden içeri izinsiz giren yazların bir yüzü, hüznünü omuzlayan son baharların hatıralarımızı asla terk etmeyen yaprak döken bir diğer yüzü vardır...

Her mevsimde açılıp kapanan haliyle havanın, gündüz ve gece haliyle gökyüzünün birer yüzü vardır. Yağmur onun dünyayı yıkayarak temizlediği bir hali, dolu onun başını taşlara vurduğu bir hali, kar onun üç ay susarak dinlendiği başka halidir. Siz onun kapısını çalmasanız da onlar mutlaka çalar kapınızı. Geceleri yıldızların, gündüzleri güneşin bahçesi olan gökyüzünün bir yüzü vardır, serin gölgelerin efendisidir olan...

Uzun sözün kısası bizim dışımızdaki her şeyin, üstünde ciltler dolusu kitaplar yazdığımız kâinatın, kâinat içinde dünyanın bir yüzü vardır. Kimilerimiz o yüzü, börtü böceği, kar ve yağmuru, ova ve dağlarıyla tanrının yüzü sayarak koruyup kollarken; Kimilerimiz de tanrının yedi günde yarattığı yer sayarız. Mülk ve iktidar düşkünleri onu yok etmek için elinden geleni yapar. Peki dünyayı her gün daha çok para hırsıyla havasını kirleterek, toprağını zehirleyerek yıkıma götüren insanların kaç yüzü vardır, hiç düşündünüz mü?..

Gören, duyan, konuşan, yürüyen, kısacası doğup yaşlanarak ölümüne yürüyen inanın yüzüne bakalım.

Doğmadan sevinç olan, doğarak bir yüze sahip olan çocuğun annesinin sevgisinden beslenip içinde büyüdüğü bir yüzü vardır. Babasından aldığı bir yüz, büyüdükçe kendinden önce ve sonra doğmuş kardeşlerine gösterdiği ya da göstermediği bir diğer yüzü vardır her insanın, yüzsüzlüğünü de içinde taşıyan...

En iyi haliyle, kadın ya da erkek fark etmez, eğer sevmişse birini, sevdiğine gösterdiği bir yüz, sevdiğinin ondan aldığı bir yüz, iki sevgilinin kalplerini birbirine ayna yaparak duygularını taradıkları birer yüzü vardır, ayrılık ve ölüm yollarını ayırmadıkça...

Çocuklar ki hayat özetimizdir her birimiz için, çocuklarımızın bizde arayıp da bir türlü bulamadıkları bir yüz, bulunca pazar yerine çevirdikleri, yerlere saçılmış, toparlanması zaman alan bir diğer yüzümüz vardır, yedek parçası asla olmayan...

Sınıflı dünyada bir sınıfa, çok uluslu bir ülkede kendi ulusuna aitken, sınıfının ve ulusunun kenarından bile geçmeyen, yüzüne tükürsen ‘yağmur yağdı’ diyecek olanların yüzleri yanında 'Yurdunu alçaklara uğratma’ diyen alçaklıkların her gün ayrı bir maske ile dolaştıkları, nefretin duvarına kazınmış yüzleri vardır...

Sorguda suyla ıslatılıp elektriğe verilirken acısını çığlıklarında taşıyan gencecik insanların gerilmiş yüzleri; On yılarca hayata bir pencereden bakan mahkûmların umutlarıyla besledikleri, kederini omuzlayıp taşıdığı yüzleri vardır...

Suçlanmalarına, yakalanıp işkence görmelerine, keyfi yargılanmalarına rağmen ömürlerini dişlerinin arasında taşıyarak aldıkları cezaları yüksünmeden yatanların yüzlerinde çizgi çizgi derinleşen yüzler, binler...

Yaşadığı zulme rağmen hayata mütevazıca tutunanların yanında, kendilerini vazgeçilmez kahraman görüp oturdukları koltuklardan asla kalkmayan, tarihi kendi arka sokakları olarak gören ve yaptıklarından hiç utanmayan yüzler vardır...

Yaşadıklarına ‘hayatımdı yaşadım’ diyen ve her durumda insan kalmanın yolunu kendilerince arayıp bulan, kahramanlığı ellerinin tersiyle bir yana iten, sıradan göründükleri kadar hiç de sırandan olmayan, hayatını sevdiklerine vermiş güzel yüzler vardır..

Her gittiğimiz yere nehirleri, sınırları, şehirleri geçip hatıralarımızın bizimle gelmesi masalın ölümüdür; Değil mutluluğun tarifi, mutsuzluğun yurduna dönüşmüş yüzlerini dökerek yaşayan yüzler binler, on binler...

Ömürlerini bizim de yaşadığımız dünyanın dalına asmışlar, yaptıklarından utanırlar mı, sıkılır da yüzleri kızarır mı bilmem ama her insan giderken yüzünü de yüzsüzlüğünü de alıp beraberinde götürür gideceği yere. Velhasıl astarı yoktur bazı yüzlerin, ille de mazluma dünyayı dar eden zalimlerin...

Bu haber 913 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2052 gün önce
2169 gün önce
2175 gün önce
2192 gün önce
2220 gün önce
2248 gün önce
2276 gün önce
2304 gün önce
2338 gün önce
2458 gün önce
2465 gün önce
2514 gün önce
2528 gün önce
2556 gün önce
2563 gün önce
2577 gün önce
2584 gün önce
2591 gün önce
2633 gün önce
2647 gün önce
2661 gün önce
2674 gün önce
2682 gün önce
2688 gün önce
2710 gün önce
2717 gün önce
2743 gün önce
2766 gün önce
2829 gün önce
2898 gün önce
2912 gün önce
2954 gün önce
2997 gün önce
3046 gün önce
3072 gün önce
3088 gün önce
3130 gün önce
3151 gün önce
3179 gün önce
3284 gün önce
3291 gün önce
3312 gün önce
3319 gün önce
3326 gün önce
3347 gün önce
3354 gün önce
3368 gün önce
3382 gün önce
3403 gün önce
3818 gün önce