Lütfen bekleyin..

Fadıl Öztürk

Halklar Hapishanesi

25 Mart 2017, 11:07

Sadece sokakta değil, bilgisayar ekranında, mektup ve yazılarımızda, kurduğumuz cümlenin kelimelerinde, tercih ettiğimiz renklerde, konuştuğumuz dilde izliyorlar bizi. Gözleri hep açık, rüyalarımıza bile giriyorlar…

Bu bir makale değil, içeriden dışarıya yazılmış üstünde ‘GÖRÜLMÜŞTÜR’ damgası olan bir mektuptur.

Kâinatta dünya gezegeninde, dünya gezegeninin Türkiye ülkesinde tutukluyuz bu halklar hapishanesinde. Artık tek tek ev basıp bizleri almıyorlar içeriye, hapishaneler yetmeyince bütün bir ülkeyi hapishaneye çevirdiler. Bu nedenle bütün bir Türkiye ‘içeri’,  dünyanın geri kalanı da ‘dışarı’ oldu bize…

Hepimiz korku ve şiddetin gözaltındayız. Sadece sokakta değil, bilgisayar ekranında, mektup ve yazılarımızda, kurduğumuz cümlenin kelimelerinde, tercih ettiğimiz renklerde, konuştuğumuz dilde izliyorlar bizi. Gözleri hep açık, rüyalarımıza bile giriyorlar…

Bu halklar hapishanesinde bize kardeş diyen büyük biraderin gözleri üstümüze çevrilmiş birer namlu, sesleri ‘Dur!’ ihtarı, tahammülleri tetik boşluğudur. Kaçarımız yok,  girişi var çıkışı yok bu hapishanenin. Doğup, yaşadığımız ülkede tutuklu kaldık…

Adı ülke olan bu hapishanede; cumhurbaşkanı hapishane müdürü, başbakan başgardiyan, bakanlar gardiyan, sermeye ayakçı, hastaneler revir, marketler kantin, otobanlar koğuş kapılarının açıldığı malta, şehirler ve kasabalar koğuş, köyler bir türlü haber alınamayan birer tecrit hücreleridir. Kıbrıs, her gün karakola imza vermekle ‘denetimli salı verilmiş’ ada. Televizyonlar tek kanal, gazeteler tek manşet, yargıçlar onun dudakları arasından çıkacaklara bakarak karar veriyorlar. Avukatlar bir adliyeden diğerine koşuyorlar. Hukuk hak getire…

Askeriye; cezaevi avlusunda duvarında boş yangın kovalarıyla müdürünün emir ve talimatlarını bekleyen bir jandarma karakolu, ‘İkinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı’ ilan eden mıntıka. Çay bardakları hep esas duruşta. Şeker ümitsizce bekliyor bardağın kenarında, kaşıklar bayrakları yarıya indirmiş yasta. Çaylar soğuyor bu karakolda…

Bir kalkışma, bir çatışma başlıyor sorma gitsin. Koğuş ve tecrit hücreleri yerle bir ediliyor tank, top ve bombayla. Bodrum katlarında yanık cesetler hain. Yaralılar gazi, ölüler şehit. Hiç biri onların değil, hepsi bizim çocuklar ama. Bütün yurttaşlar ateş hattında, kimse koşamıyor bir diğerinin yardımına. Her ölen kendini yıkıyor teneşir tahtasında, kendi kefenini biçiyor kendisine, bu tımarhanede…

Cenaze ve düğün törenleri açık görüş günlerimiz, görüşmecilerimiz bizim gibi tutuklu dost ve arkadaşlarımız. Görüş değil de koğuşlar arası ziyaret sanki. Evler ranza, mahalle ve sokaklar ranzalar arasındaki can sıkıntısında ikişer üçer volta attığımız yerler. Gökdelenler kibrit çöpleriyle yaptığımız içi bir türlü dolmayan birer maket. Marketler kantin, petrol ofisleri çakmak dolum tesisleri, fabrikalar birer atölyedir burada. Marangozlar savaşta kol ve  bacağını yitirenlere takma kol ve bacak, okullara sıra, resmi dairelere masa, sandalye yapıyorlar. Kimsenin yok bir güvencesi, dünü olanların yarını olacağı meçhul. Bir paket sigara parasına çalıştırıyorlar ülkesine mahkûm insanları…

Bütün hastaneler  birer revir, vurulmuşlara, dövülmüşlere durmadan ‘sağlam raporu’ veriyor doktorlar. Ekmek neyse de, acılarımızın kanıtından yoksun yaşıyoruz. Bütün çektiklerimiz kar kalırken yanımızda; suçlular, hırsızlar elini kolunu sallayarak geziyorlar bu büyük hapishanede…

Cam kenarında saksılara çiçek ekiyoruz, yok artık buğday başaklarının kardeşçesine, güneş altında sararması, o eski sabahlar yok. Güneş birden belirip, birden kayboluyor, akşamlar aheste aheste inmiyor o güzelim şehirlere. Memleketin sularını kirlettikleri gibi, göğünü de sinirli, kaşları çatık yaptılar, iklim eski iklim değil. Sabahlarına çiğ düşmüyor, terlemiyor dalında elma, tevekte üzüm, bostanda sebze. Yapraklar bodrum katlarında yanıp, kavrulmuş gençler gibi dalından bir bir düşerek savruluyorlar bir rüzgârla. Kafeste kuşları, akvaryumda balıkları, evin içinde kedileri, evin dışında köpekleri besleyerek, sanki borcumuzu ödüyoruz hayata…

Hapishaneler korku imparatorluğunun dolum tesisleridir. Ve en büyük hapishane, kuşatılmışlık hissiyle insanın kendi içine kapatılmasıdır. Çünkü bunun yıkılacak fiziki duvarları yoktur…

Unuttuk kapımızı kilitlemeden yaşadığımız yılları. Evlerimizin kapısını koğuş kapılarını kapatır gibi her akşam kendi üstümüze kapatıp, her sabah açarak kendimizi serbest bırakıyoruz. Kendimizin gardiyanı olduk adeta. Yerin altı tümden mezarlık. Gün yirmi dört saat iniltiler yükseliyor yerden göğe. Adeta zalime öldürmeleri için; Erdal, Ceylan, Ali İsmail, Berkin gibi çocuklar doğurup, büyütüyoruz. Yas tektip giysimiz oldu bu hapishanede…

Her şehir koğuşunda kapılara vuruyor, memleketin kapıları bir uğultuyla doluyor bu hapishanenin maltası olan duble yollara. Su sesi insan sesine karışıyor, insan sesi suya. Rüzgâr bile boş durmuyor, sesleri taşıyor yurdun bir yerinden diğer yerine…

Şimdi kâinat ağacının altında hücre hücre köyler, uykusuz kasabalar, huzursuz şehirler ve o ilk eylemcinin adını verdikleri alanlar koğuş kapılarına hep beraber vuruyorlar. Malta inim inim inliyor. Biri mazgala ağzını dayayarak  ‘Gün o gün!’ diyerek atıyor karanlığı üstünden. Bütün ülke onu takip edip, ard arda yırtıp atıyorlar zulmün gömleğini üstünden. Az kaldı taranmış saç, gülen yüzde göz, havaya kalmış yumruk ve dudaklara dönen şarkı az kaldı…

Biz şimdi burada, hepimiz bu ülkenin yurttaşları olmaktan öte, zalimi alaşağı etmek gibi ortak amaçları olan hapishane arkadaşlarıyız. Az kaldı diyoruz, Bütün bu duvarların yıkılmasına az kaldı…

ozturkfadil@artigercek.net

Bu haber 634 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
115 gün önce
121 gün önce
166 gün önce
194 gün önce
222 gün önce
250 gün önce
404 gün önce
411 gün önce
460 gün önce
474 gün önce
502 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
537 gün önce
579 gün önce
593 gün önce
607 gün önce
620 gün önce
628 gün önce
634 gün önce
656 gün önce
663 gün önce
690 gün önce
712 gün önce
844 gün önce
858 gün önce
900 gün önce
943 gün önce
992 gün önce
1019 gün önce
1034 gün önce
1076 gün önce
1097 gün önce
1125 gün önce
1230 gün önce
1237 gün önce
1258 gün önce
1265 gün önce
1272 gün önce
1293 gün önce
1300 gün önce
1314 gün önce
1328 gün önce
1764 gün önce