Lütfen bekleyin..

Mustafa Elveren

Dersim Sevdalısı Yazar Ergin Doğru’ya Mektup-4

15 Mayıs 2017, 18:20

Hem makalenizi ve hem de bana hitaben yazmış olduğunuz mektubunuzu aldım. “Zindan Yalnızlığını Parçalayacak Ses Sizin Mi?” başlıklı makalenizi okuyunca çok etkilendim. Ustalara haksızlık olmasın ama cezaevini o kadar muazzam tasvir etmişsiniz ki, Nazım sağ olsaydı belki de sizi kıskanırdı.

Tutsaklığı zindanda anlatmak ve sesini dışarıya duyurmak çok zordur. “(…) Beton parçalanır, çatlaklardan sızan minik bir ot ile yalnız kalan düşleri paylaşmaya, sessizliğe inat ses olmak için…” İşte, tüm zorluklara rağmen Xarpet zindanı karanlığında umut verici bu çığlığınızı duymamak olası mı?

“Demokratik Özerlik” diyenleri zindana atan bugünkü zihniyet, yarın sizleri mumla arayacaklardır, diye düşünüyorum. Bu konuyu ayrıca irdelemek gerekecektir. Bu konudaki analizi başka zamana bırakıyorum.

Demokratik siyaseti savunmak, bu çerçevede etkinlikler yapmak suç olamaz. Ne yazık ki, Pirimiz Seyit Rıza’yı ve çocuklarını unutmamak, unutturmamak için yapılan etkinlikler ülkemizde suç sayılıyor. Sizin deyiminizle “Dersim için toprağa düşenleri anmak nasıl suç olabiliyor?”  Eğer bu etkinlikler çerçevesinde söylenen sözler suç ise, devletin en üst düzeyinde bulunan yöneticiler de Dersim ile ilgili benzer söylemlerde bulundular. Öyle ise, onların da yargılanması gerekmez mi?

Yine sizin deyiminizle “Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın Amed zindan karanlığındaki duruşu bu anlamda varlığımız olmayı sürdürüyor…” Bu tespitinize katılmamak mümkün mü? Mazlum Doğan üç kibrit çöpü ile zindan karanlığını aydınlattı. Köylüm ve ilkokul arkadaşım olan Mazlum’u saygıyla anıyorum. Buradan hareketle, benim felsefeme göre hayatta en kutsal şey insan yaşamıdır. Her ne sebeple olursa olsun hiçbir insanın yaşamına son vermesi kabul edilemez. Bu vatan veya bayrak olsa bile! Ancak, inançları uğruna verdikleri mücadelede toprağa düşenlere de saygı göstermek durumundayım.

Özgürlük ve demokrasi güçlerinin bir araya gelip, ortak paydalar etrafından bir zemin oluşturmaları gerektiğini hep savunduk ve savunmaya da devam edeceğiz. Bu birliktelik sizin de belirttiğiniz gibi elzemdir.

Bazı sağlık sorunlarımla birlikte bir yıl içinde arka arkaya kız kardeşimi, annemi ve amcamı kaybettim. Halam da ölümün eşiğinden döndü. Yani Ankara-Antalya arasında gidip-gelmekle zamanımı hep geçirdim. O nedenle yaklaşık üç yıldır demokratik kitle etkinliklerine düzenli katılamıyorum. Ancak, tüm bu sıkıntılara rağmen yazma eylemini hiç bırakmadım.

Bundan bir süre önce HDP Eş Genel Başkanlarına yazdığım mektubun bir örneğini gönderiyorum. Ayrıca CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili yazdığım makalenin de bir örneğini ekliyorum.  Okuyup olumlu-olumsuz değerlendirebilirsiniz.

Beni acımasızca eleştirebilirsiniz. Eleştiriler benim için zenginlik kaynağıdır. Düşüncelerimi size aktardım. Bunlar benim düşüncelerimdir. Tabiki sizin eleştiri hakkınızı kullanmanızı yürekten istiyorum.

Bir an önce zindan karanlığından kurtulup, özgürlüğünüze kavuşmanızı diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.

13.05.2017

*Em. Öğrt.

NOT- 1: Daha önce HDP Eş Genel Başkanlarına yazdığım mektupları PTT’den APS ile göndermeye çalışırken benim kimlik fotokopisini aldılar. Size de APS ile göndereceğim bu mektup için de aynı bilgileri isteyeceklerini sanıyorum.  “Demirden korkan trene binmez” diye bir deyim vardır. Benimki de bu hesap işte.

NOT- 2: Göndermiş olduğunuz resim formatındaki makalenizi text formatına dönüştürüp, ilgili gazete ve web sitelerine gönderdim. Birkaç web sitesinde yayınlandığını gördüm. Belki bazı gazetelerde de yayınlanmış olabilir. 

 

Bu haber 117 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları