Lütfen bekleyin..

Mustafa Elveren

Av.Metin Can Ve Dr.Hasan Kaya’nın Anısına

23 Şubat 2017, 11:52

Elazığ İHD Şube Başkanı Av.Metin Can ve İHD üyesi Dr.Hasan Kaya 21 Şubat 1993 yılında bilinen devlet destekli kontralar tarafından kaçırılarak, Jandarma karakolunun birkaç metre ötesinde bulunan Tunceli’nin çok yakınındaki Dinar Köprüsü’nün altında işkence yapılarak,  acımasızca katlettiler. 

Resmi ideoloji yıllardır halkları birbirine boğazlatarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. 90'lı yılların başında Elazığ Eğitimsen Şube Sekreterliği görevinde bulunduğum dönemde çok badireler atlattık.

Sevgili Avukat Metin Can ve can dostu Doktor Hasan Kaya’nın kaçırılarak katledilmelerinin 17. yıl dönümleri nedeniyle, O yıllardaki bir anımı buraya aktarmak istiyorum.

Emniyet-MİT-JİTEM destekli kontralar tarafından "ZAZA GENÇLİK" başlığıyla hazırlanan bildirileri Alevi ve Şafii arkadaşlarımızın evlerinin kapısının altından içeriye bırakırlardı. Bu bildirilerin giriş bölümünde önce nasihatler sıralanıyor, sonuç bölümünde ise, bizi tehdit edip, küfür  ediyorlardı. Sonra öğrendim ki, Dersim ve Diyarbakır bölgelerinde de benzer bildirilerle halka aynı yöntemle şu propagandayı yapıyorlarmış:

Palu-Diyarbakır bölgesinde; "Siz müslüman ve beş vakit namazınızda-niyazında olan insanlarsınız. PKK.lilerin hepsi dinsiz-Alevi-komünisttirler. Bu dinsiz-komünistlerin içinde ne işiniz var? Bunlar yarın ilk önce sizl keser...", Dersim Bölgesin'de ise; "Siz Aleviler Atatürkçü ve vatanseversiniz. Bu PKK'lilerin hepsi dinci-yobazdırlar. Bu dincilerin içinde ne işiniz var? Bunlar yarın ilkin sizi keser..."  içerikli konuşmalar yapıp, halka bildiriler dağıtıyorlarmış.

Elazığ'daki duyarlı Alevi ve Şafii öğretmenler sayesinde resmi ideolojinin bu oyununu bozduk. Tabiki bedelini de çok ağır ödedik. Alevi bir Avukat ve Şafi bir Doktor arkadaşımızı katlettiler. Bununla yetinmeyip, 40 öğretmen (ben de dahil) arkadaşımızı "Yıkıcı ve bölücü Terör örgütlerine sempati duyabilirler" gerekçesiyle çeşitli illere sürgün ettiler.

Diyarbakır Belediye Başkanı Sayın Osman Baydemir o tarihlerde İHD yöneticilerindendi. Geçenlerde Sayın Baydemir’in “Yeşil’in elinden kıl payı kurtulduk” dediğini basından okudum. Ben ve benim gibi bir çok arkadaşımız da aynen Baydemir’in dediği gibi Yeşil’in elinden kıl payı kurtulduk. Ne yazık ki, Avukat Metin Can ile Doktor Hasan Kaya bizim kadar şanslı değildiler. Bu iki canımız kurtulamadı.

Nasıl bir rejimle yönetildiğimizi daha iyi anlayabilmek için Sayın Menderes İnanç isimli bir okuyucunun bana e-posta ile gönderdiği anısını da sizlerle paylaşarak, yararlı olacağını düşünüyorum.

“Merhaba, küçük  bir anı; ben Sivasli bir arkadaşımın cenazesinden dolayı yakalanmıştım. Gözaltındayken ilk sorulan soru şu olmuştu! ‘sen suni ve müslüman bir çocuksun, senin CEM evinde bu kızılbaşlarla ne işın var?’ öyle ya ne işim vardi orada! Onlara göre suni ve müslüman bir ailenin çocuğuydum. Yani sağcı ve faşist olmalıydım, belki de tetikçi, işkenceci, köy korucusu, şehir korucusu ve yamyamlar gibi insanları linç etmede görev almalıydım. Ki, o zaman gerçek bir vatan sever olmuş olurdum.” 

Ne acıdır ki, bu olayları yaşadık. Bunun gibi yüzlerce yaşadığımız olaylar var. Ne yazık ki, resmi ideoloji hala bunu yapmaya devam ediyor. Aslında böyle davranmakla Türkiye'ye çok kötülük yapıyorlar.

Bu öyle bir güç ki, her yerde ve her partinin içine kendini yerleştirmiştir. Eğer Ak Parti “Milli Birlik Ve Beraberlik Projesi”ni gerçekleştirmek istiyorsa, önce içindeki “Yeşil”leri temizlemelidir. “Açılım”larla, “Çalıştay”larla bizi oyalamasın. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”

Sevgili Avukat Metin Can ve can dostu Doktor Hasan Kaya’nın kaçırılarak katledilmelerinin 17. yıl dönümlerinde bir kez daha anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

19 / 02 / 2010

 

Mustafa Elveren

E-Posta: mustafaelveren@gmail.com Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Web     :www.gomanweb.com

 

19.02.2010 / Gomanweb

XXXXXXXXXXXXX

Metin Can ve Hasan Kaya Anısına -2-

Elazığ İHD Şube Başkanı Av. Metin Can ve can dostu Dr. Hasan Kaya, bilinen güçler tarafından 21 Şubat 1993 yılında kaçırıldıktan 5 gün sonra Dersim’in merkez sınırları içerisinde bulunan Dinar Köprüsü altında işkenceyle katledildiler. Bu insanlık dışı katliamı unutmak mümkün değil.

 

27 Şubat 1993 yılında Elazığ’da yapılan cenaze töreninde Dersim ve Palu halkının çığlıkları hala kulaklarımda çınlıyor. O tarihte Eğit-Sen (şimdiki Eğitim-Sen) Elazığ şube yönetim kurulundaydım. Sevgili Av. Metin Can ve can dostu Dr. Hasan Kaya ile daha yeni tanışmıştım. O pırıl pırıl genç ve onurlu insanların yüzleri hep gözlerimin önündedir. Bu onurlu canlarımızı unutmak mümkün mü?

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da katledilişlerinin 18.yılında İHD Elazığ Şubesi tarafından 27 Şubatta mezarı başında bir anma töreni yapılacağını Dernek Başkanı Sayın Nafiz Koç’tan öğrenmiş bulunmaktayım.

 

Devlet destekli bilinen güçler, Sevgili Metin ve Hasan gibi binlerce onurlu insanlarımızı işkence tezgâhlarında katlettiler. Binlercesinin cenazeleri bile şu ana kadar kayıptır. İşte bu katliamlar ve kayıplar sonucunda; binlerce şehit ve kayıp analarıyla onların yakınları ve sevenleri biraraya gelerek seslerini Dünya'ya duyurmak için Cumartesi Anneleri ismiyle örgütlendiler. Uzun yıllardır onurluca direniyorlar ve sonuç alınıncaya kadar direnmeye devam edeceklerdir. İstanbul’un çok uzağında olduğum için ne yazık ki bu onurlu anaların eylemine katılamıyorum. Ancak, yüreğim hep onlarla birlikte.

 

Elazığ Eğitim-Sen Şube Yönetim Kurulu’nda birlikte çalıştığım meslektaşım rahmetli Mehmet Artan’ın (Mehmet Hoca) bir tarafı Paluluydu. Sanırım bir tarafı da Bingöllüydü. O aynı zamanda kendini bir Dersimli olarak da görüyordu. Devletin ağır baskısı sonucunda öğretmenlik görevinden istifa etmiş ve Elazığ-Diyarbakır karayolu üzerinde bulunan bir tavuk çiftliğinde çalışmak zorunda kalmıştı. Merhum Mehmet Artan Hoca’yı tanıdığım sürece İHD, Eğit-Sen, Eğitimsen, HADEP gibi demokratik kitle örgütleri içerisinde hep ön saflarda yer aldı. Bölge insanımızın düzenledikleri düğün, mevlit, sünnet ve benzeri etkinliklere de sürekli katılırdı. Bu arkadaşımıza da “Suçu ve suçluyu övmek”, “Terör örgütünü övmek” gibi çağ dışı gerekçelerle cezalar verildi. Sevgili Mehmet Hoca geçen yıl tutsak olduğu Elazığ’daki zindanda kitap okuduğu bir sırada kalp krizinden hayatını kaybetti.

 

Bingöl İHD kurucusu ve eski başkanı rahmetli Rıdvan Kızgın’ı hiç görmedim. Ancak, O da Mehmet Artan Hoca gibi aynı gerekçelerle cezaevine konuldu ve zindan koşullarına dayanmaya çalıştı. Ne acıdır ki tahliyesinden çok kısa bir süre sonra daha ilk makalesini yazmaya çalışırken o da hayatını kaybetti.

 

Türkiye hukuk(suzluk) sistemi, yakınlarını kaybedenleri korumadığı gibi maalesef failleri savundu. Bu hukuk(suzluk) sistemi “suçu ve suçluyu övmek”, “Terör örgütünü övmek” iddialarıyla Demokles’in kılıcı gibi hala boynumuzun üstünden bir türlü kaldırılmıyor, daha doğrusu kaldırılmak istenmiyor.

 

Mazlum Doğan’ı, Pirim Seyit Rıza’yı, İbrahim Kaypakkaya’yı, hatta Ahmet Kaya’yı övmek Türkiye hukuk(suzluk)u tarafından hala suç sayılmaktadır.

 

Devlet destekli bilinen güçlerce katledilen Sevgili Avukat Metin Can’ı ve can dostu Sevgili Doktor Hasan Kaya’yı övdüğüm için Tunceli Cumhuriyet Savcılığı hakkımda “suçu ve suçluyu övme” gibi çağ dışı bir iddiayla 7. dava için yeni bir iddianame daha hazırlayabilir. Daha önce de sanatçılarımız Pınar Sağ’a, Ferhat Tunç’a ve Mehmet Özcan’a aynı savcılık tarafından davalar açılmış ve bu davalar maalesef cezalarla sonuçlanmıştır.

 

Devletin tüm bu hukuksuzluğuna rağmen demokrasi ve özgürlük mücadelemizde bir milim bile geri adım atılmamıştır. Tam tersine daha da bilenmişizdir.

 

İsimlerini bu makaleye sığdıramayacağım kadar onlarca İHD savunucusu ya devlet destekli kontralarca katledilmiş, ya da devletin verdiği cezalardan dolayı zindanlarda hayatını kaybetmişlerdir. Onları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

 

“Cumartesi Anneleri”nin yıllardır sürdürdüğü direnişin sonucunda TBMM’de kurulacak olan “Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu” Sevgili Metin’in ve Hasan’ın cinayetini de aydınlatabilecek mi? Pek umutlu değilim. Yine de bu tür araştırma komisyonlarının kurulmasından yanayım.

 

Her yıl 21 Şubat günü anma etkinliğinin yapılması önemli ve anlamlı, ancak yeterli değildir. Yurt içinde ve dışında Dersim ismiyle kurulmuş olan onlarca dernek, vakıf ve benzeri kurumların da bu konuda girişimlerde bulunmaları gerekir. Hatta Paluların mevcut kurulu dernek ve benzeri kurumlarının da bu konuda duyarlılık göstermeleri gerekir. Ancak, ben bu güne kadar böyle bir etkinliğe rastlamadım.

 

Demokrasi ve özgürlük için can veren başta Sevgili Av. Metin Can ve can dostu Sevgili Dr. Hasan Kaya olmak üzere, bu uğurda hayatını kaybedenleri bir kez daha saygıyla anıyor, hatıraları önünde eğiliyorum.

 

Ayrıca, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde Av. Metin Can ve can dostu Dr. Hasan Kaya’dan sonra mücadele bayrağını bu güne kadar dalgalandıran başta Elazığ İHD şube yöneticileri olmak üzere tüm İHD yöneticileri ile üyelerini kutlar, başarılarının devamını dilerim.

Bu haber 640 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları