Lütfen bekleyin..

Can Kasapoğlu

Dersim için bir damla Su, yetmez ama olumludur..

12 Eylül 2018, 11:10

Dersim ve Dersim dışında yaşayan Dersimliler bir kez daha 'ortak acılar' etrafında bir araya geldiler ve gelmeye de devam edecekler.

Çünkü, ülkedeki bütün baskı ve şiddet yetmezmişçesine OHAL içinde adeta bir başka OHAL'i yaşayan Dersim ve kutsal mekanlarının değişik bölgelerindeki ormanları onlarca kezdir üst üste ateşe veriliyor..

2018 yılının Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) ait helikopterlerden atılan bombalarla Dersim'de ormanlar bir kez daha hem de onlarca kez ateşe verildi.

Üstelik Dersim merkez ve 7 ilçesinde aylardır devam eden bu orman yangınlarının söndürülmesine AKP hükümetinin talimatıyla asker ve polis tarafından zor kullanılarak izin verilmedi.

Hükümet, mülki amirlikler ve kolluk güçleri aracılığıyla kentte yaşayan insanlar üzerinde büyük bir baskı uyguluyor.

Örneğin bununla da yetinmeyen Tunceli Valisi Tuncay Sonel ise twitter hesabından kentteki ağaçlara yapılan ışıklandırmanın fotoğraflarıyla birlikte, "Tunceli...Ağaçlarımız da ışıl ışıl...Tanımakla başlar her şey..." diyerek adeta Dersimlerle alay bile edebiliyor.

Dersim merkez ile ilçeleri, köyleri ve yaylaları, asker, polis ve özel güvenlik güçleri ile birlikte kolluk kuvvetleri tarafından zaten kuşatmaya alınmış vaziyettedir. .

Dersimlilerin bir basın açıklaması, kamuoyuna çağrı, bir yürüyüş, miting yada kültürel etkinlik vb aktiveleri ne ya izin verilmiyor, yasaklanıyor yada bunun hazırlığı içinde olanlar çok ağır baskılara maruz kalıyor.

Savunmasız ve haksız bir şekilde gözaltı, tutuklama, hapis cezası vb her türlü 'yasal(!)' baskı ile karşı karşıya bırakılıyor.

Örneğin sivil toplum örgütlerinin verilerine göre; dağlar bombalanmakta, insanlar zarar görmekte ve hukuksuz bir şekilde hapse atılmakta, özel güvenlik bölgeleri ilan edilerek göçe zorlanmaktadır. Buna ilişkin bir basın açıklaması yada protesto tarzında bir aktive içinde olunması sonucu anında devletin kolluk kuvvetleri harekete geçiyor.

Dersim yanarken ise ülkede yine savaş tamtamları çalıyor.

Yada savaş tamtamları çalar iken Dersim yakılıyor da diyebiliriz..

Cumartesi Annelerinin şahsında aslında Pazar, Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma Annelerine kadar bütün Annelere saldırılıyor.

Türkiye'nin bilinen ve 'tek yanlı'' medyası ise bütün bu olup bitenleri görmüyor, görmezden geliyor, duymuyor, yazmıyor..

Dersim'de doğaya, insanlara ve canlılara karşı açık bir suç işlenmektedir.

Dersim'de yanan sadece ormanlar değildir.

Dersim inancının kutsal mekanları, mezarları ve tarihi dünyanın gözü önünde yakılmaktadır.

Kültür, tarih, doğa ve toplumsal hafıza yok edilmektedir.

Dersim'de on yıllardır süregelen sistematik soykırım politikaları ve olağan olmayan hukuk dışı baskılar devam ederken son yıllarda birde buna orman yangınları eklenmiştir.

Bu yaklaşımların hedefinde Dersim vardır.

Bununla birlikte İnsansızlaştırma, barajlar, HES'ler, demografik yapıya müdahale ile bir tarih yok edilmek istenmektedir.

37-38 Dersim Soykırımı ile başlayan ancak kendilerince tamamlan(a)mayan kültürel ve coğrafik soykırım ısrarla devam ettirilmektedir.

Diğer yandan 'Tunceli'leştirme, kimlik üzerindeki ırkçı politikalar, eğitimdeki 'tek' çi anlayış ile birleştirilip özel yasalar ve 'Kanun Hükmünde Kararname'ler (KHK) eşliğinde Raa Haqi/Riya Heqi ya da Hakikat Yolu'nun Takipçilerine yönelik 'özel' bir 'Bektaşicilik' kuşatması dayatılmaktadır.

Bütün bu olup bitenlere karşı ise onurlu Dersimliler bu yağmaya, bu talana, bu kutsal coğrafyanın yakılıp-yıkılmasına her ne pahasına olursa olsun her zaman olduğu gibi karşı durmaya çalışıyor.

Yine bir çoğu cezaevinde ve henüz az sayıda ise dışarda (açık cezaevinde) yaşayan onurlu siyasetçileri, sanatçı, aydını ve yazarı ile bir-kaç sivil toplum kuruluşu ile bu süreci göğüslemeye çalışıyor.

Ülkede ve yurt dışındaki Dersimli kurumlar ve şahsiyetler orman yangınlarına karşı 'Bir Damla Su' çağrıları yapmakla kalmıyor aynı zamanda kendileri birer damla su oluyor..

Avrupa'nın bir çok önemli merkezinde Dersimliler, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi (AK), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Greenpeace ile Çevreyi korumak için kurulmuş tüm sivil toplum örgütleri ve yetkililerine sorumluluklarının gereğini yerine getirme çağrıları yapıyor.

Dersimlilerin bu feryadına ve çağrısına ise bazı dost kurumlar, onurlu siyasetçiler ve Aleviler destek veriyor.

Sonuçta Dersim'de kutsallarımız, inancımız ve kültürümüz yanıyor, yakılıyor, yok edilmek isteniyor.

Nasıl ki Mekke-Medine Müslümanlar için neyi ifade ediyor ise ve nasıl ki Vatikan Hıristiyanlar için ne anlama geliyor ise ve nasıl ki Kudüs Yahudiler için önemli ise Dersim ve kutsal coğrafyası, Dergahları, Ocakları ile başta Kürt-Kızılbaş Aleviler olmak üzere kendisine Aleviyim diyenlerin merkezidir...

Dolayısı ile beklenildiği ve olunması gereken kadar olmaz ise de 'Dersim için bir damla Su' çağrılarına duyarlılık gösteren, Dersimlinin feryadına ses veren gelişmeler değerlidir, olumludur ancak yetmiyor, yetmeyecektir..

Az sayıda duyarlı ve ısrarlı insanların emekleri, Dersimlilerin, Alevilerin ve 'İnsanım' diyenlerin kendi öz kaynakları ile oluşturdukları medyası aracılığı ile dünyaya duyurulmaya çalışılan bu sese ses vermek vicdan sahibi kesimlerin insani görevidir.

Bu anlayış ve görev ile Dersimlilerin sesi olmak aynı zamanda Cumartesi Annelerinin ve İnsanlığın sesi olmaktır.

Bu cephe Mazlumların, Zalimlere karşı direniş cephesidir ve güçlendirilmesi, genişlemesi elzemdir.

Beklentilere karşı bir damla su çağrısı ile bir araya gelmek ve birer damla su olmak elbette onurludur, değerlidir ancak bu bir damla su yetmeyecektir.

Damlanın derelere, derenin Irmaklara, Irmağın göl ve gülü ise denize dönüştüremez isek ateş her yeri ve herkesi saracaktır..

11.09.2018

Bu haber 77 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
410 gün önce
572 gün önce
958 gün önce