Lütfen bekleyin..

Can Kasapoğlu

“OHAL Perşembe’nin Gelişi”

03 Şubat 2018, 09:43

Türkiye siyaseti 2018'e erken seçim tartışmaları, darbe girişimi ve sonrasındaki "terör olaylarına" müdahale eden sivillere "cezai sorumsuzluk" düzenlemesi getiren KHK'ler ve Dersim’de 30 bölgenin daha (sanki Dersim’de serbest böge varmış) yasaklanması vb ile ilgili tartışmalarla girdi.

2017 yılının çok zor geçtiğini göz önüne alır isek 2018 için de çok büyük sürprizlerle karşılaşmadığımız sürece başımıza gelecek olayları tahmin etmek çok da zor değildir.

Bir işin iyi ya da kötü başlamış olması, o işin sonucu hakkında bir fikir verir. İşe iyi başlamışsa sonucun iyi, kötü başlanmışsa sonucun kötü olabileceğini önceden söylemek mümkün olur. Aynı durum başka konular için de geçerlidir. Örneğin, ağır hasta olan birinin ertesi gün de hasta olacağını söyleyebiliriz.

Bu durum işlerin kötüye gittiği bir şirket yada ekonomisi çökmüş bir kuruluş içinde geçerlidir. Yine, toplumsal vb giderek derinleşen krizleri ile devletler içinde ‘gidişat’ çok farklı değildir.  

Bu nedenle ne olacağı ‘belli’ olan durumlar karşısında şaşırmak yerine önceden önlem almak gerekmektedir.

Çünkü öngörülü olmayı başaran kişiler, kurumlar yada devletler, olası olumsuzluklar için önceden hazırlıklı olur, tedbir alırak olumsuz olaylardan fazla hasar almadan kurtulmayı başarırlar.

Zor bir yıl geçiren  ve mevcut sorunlarını bir türlü çöz(e)meyen Türkiye, 2018 yılında belki de çok daha ağır sorunlar yaşayacak.

18 aydır olağanüstü hâl (OHAL) ile yönetilen bir ülkede ‘normalleşme’den söz edilemez.  

Bu arada bu hal’den (OHAL) en çok nasibini alan coğrafya ise Dersim olduğunu belirtmek abrtı olmaz.  

Çünkü Dersim, OHAL içinde ‘ayrı’ bir OHAL yaşayan kederli bir coğrafya..

Kaldı ki Türkiye’de henüz OHAL yok iken Dersim özel kanunlarla (KHK vb) yönetilen, adı, coğrafyası, statüsü dahil her şeyi özel kanunlarla kıskaca alınan bir coğrafyadır. Bu anlamda Dersim OHAL’i, OHAL ise Dersimi çok ‘yakınen’ tanımaktadır..

‘Perşembenin gelişi’ diye başlarken zor geçen bir yılın ardından kötü gidişatın 2018’de gerek Türkiye ve gerekse bir bütün olarak ortadoğu için artarak devam edeceğini kestirmek için kahin olmaya gerek yok.

Yeni alt-üst oluşlara gebe, etnik ve inançsal sorunların demokratik bir şekilde çözülmediği  Ortadoğu kaynamakta, kan akmaya, gerginlik siyaseti üzerinden bir diğerinin kendisini yaşatmaya devam ettiği bir yıl olacağı daha şimdiden bellidir.    

Safların giderek netleştiği ve yeniden dizayen edilmek istenen bölgedeki gelişmeler kimseyi ‘teğet’ geçmeyecektir.

Kaldıki yapılan bütün anketler, yıl sonu panaromaları, değerlendirme ve açıklamalar, beklentiler, artıları ile eksileri bir araya getirdiğimizde Türkiye açısından önceki yıllardan daha çok zor bir yıl olacağı, kaos-çelişkiden bahsedilmektedir.

Sonuç olarak devlet sistemi açısından ‘ne ekersen onu biçersin’ misali ‘Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir’ deyimi tamda günümüze uymaktadır.

Soru şudur; Bir bütün olarak gidişatın değişmesini isteyenler, demokrasi güçleri, başta Kürtler, Aleviler ve ötekileştirienler bu sürece müdahale ederek, demokrasi cephesini genişletip Perşembenin gelişini Çarşambadan önceki ‘asgari’ düzleme çekebilecek müdahaleyi yapabilecekmi yoksa klasik anlamda ‘Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir’ diyerek atıl mı kalacaktır?  

Bu haber 198 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
68 gün önce
501 gün önce
663 gün önce
1049 gün önce