Lütfen bekleyin..

Can Kasapoğlu

‘Kandırıkçı‘ düellocular.

20 Ekim 2017, 21:49

 

‘İkiyüzlü insanlara o kadar alıştık ki doğru insan karşısında 'niyeti ne acaba' diye düşünmeden edemiyoruz.‘

Avrupa Birliği’nin kendi özgün mevcut gündemini  meşgul eden bir çok önemli konuların yanında Türkiye ile yaşanılan ‚gergin‘  durumda oldukça etkiliyor.

Dış politikalar, mülteci sorunu, iç güvenlik politikaları, ekonomik dengeler, genel, yerel vb seçimler  ve nihayetinde Ankara ile söz düellosu.

Almanya, Avusturya, Hollanda, Belçika ve Fransa başkentleri başta olmak üzere gün geçmiyorki Ankara ile karşılıklı ve yıpratıcı açıklamalar yapılmasın.

Başbakanlar, iç-dış yada adalet bakanlıkları gibi en üst düzeyde karşılıklı suçlamalar, atışmalar, zaman zamanda ortamı iyice geren ve de bu gerginlikten ‚nemalanan‘ bundan yararlanan çevreler..

Tv kanallarında, basında, sokakta, pazarda ve iş yerlerinde eğer siyaset ile ilgileniyor iseniz mutlaka ve mutlaka Ankara ile AB arasındaki gerginliğe ilşkin konunun içinde buluyorsunuz kendinizi.

İktidar partileri ve hükümetler, Ankara ile yaşanılan gergin ortamdan ötürü muhalefet tarafından eleştiriliyor yada bu durumdan aşırı sağcı-milliyetçi kesimlerin baş gösterdiği gözleniyor.

15 Temmuz sonrası gelişmeler, ohal uygulamaları çerçevesinde özellikle yaşanılan tutuklama vs ve 16 Nisan referandum süreci ortamı iyice germişe benziyor.

Örneğin Almanya’da genel seçimlere sayılı günler kala giderek tırma(dırılı)nan bir gerginlik söz konusu.

Diğer yandan dışarıdan bakıldığında taraftan “Almanya Türkiye’nin düşmanıdır” algısını besleyen olgular ise (Ankara’ya göre) yeterince mevcut.

Fakat Almanya ve AB’ye göre de gelinen aşamada ‘Ankara siyaseti AB’nin ve değerlerinin düşmanıdır‘ algısı var. 

Daha doğrusu Ankara, Almanya tarafından direk hedef alındığının bilinciyle Alman iktidarına çıkışıyor.

Diğer yandan ABD-Ortadoğu ekseninde Türkiye’nin hiçte hoşnut olmadığı gelişmeler yaşanmakta..

Sonuç olarak orta yerde somut, elle tutulur, gözle görülür ve hissedilir problemlerin olduğu bir süreç.

AB’nin belkide mevcut Ankara siyasetine ‘alternatif‘ olarak kafasında kurguladığı model’ler olabilir.

Ancak gerçeği belirtmek gerekirse akla ilk gelen ‘sabıkalı‘ Kemalistler, CHP vb hiç bir kurumun ise vizyon sahibi olmadığı, olamadığıdır.

Örneğin mevcut muhalefetin hala ülkenin en önemli toplumsal, sosyal, siyasal, hak ve özgürlükler, inanç, ekonomik, enerji, eğitim, sağlık vb temel konularının nasıl çözümleneceği noktasında bir reçetesi yoktur.. Olmadığı gibi temel konularda muhalefet(!), iktidar ile ‘ortak‘ hareket etmektedir.

Bu arada gerek AB ülkelerinde AKP-Erdoğan karşıtlığı veya gerekse Ankara’da AB veya Almanya karşıtlığı üzerinden yapılan siyaset ise bir şekilde taraflara (kendi ülkelerinde)puan kazandırıyor gibi..

Diğer yandan Almanya-Ankara arası ilşkiler(!) hızından bir şey kaybetmiyor.

Sadece 2017’nin ilk dört ayında Türkiye’ye 5 milyon 600 bin Euro değerinde silah ve mühimmat sattı Almanya. Türkiye’de 6 bin 800 civarında Alman firması bulunuyor.

Bu firmaların ticaret hacmi ise 37 milyar Dolar civarında.

Bunca gerginlikte, söz düellosunda ise olan Kürde, Alevi’ye, emekçiye, yoksula ve ‘öteki(leştirilen)lere ve kadim coğrafyalarına oluyor..

Hani derler ya; ‘annem leylekle, peder şekerle, dost sandığım ihanetle‘ diye.. AB ile Ankara ‘söz düellocuları‘ misali adeta sandiviç harekatı gibi vatandaşları(nı) karşılıklı kandıryorlar gibi.  

Hadi ordan, sizi gidi ‘kandırıkçı’lar sizi..

(Dersim Gazetesi Eylül-Ekim 2017 sayısından)

Bu haber 369 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
225 gün önce
658 gün önce
820 gün önce
1206 gün önce