Lütfen bekleyin..

Can Kasapoğlu

Madımak-Aleviler-Adalet ve CHP

01 Temmuz 2017, 19:14

''Kemal Kılıçdaroğlu, kimliğinden, inancından ve yaşam tarzından ötürü katledilip ötekileştirilenlere, bu uğurda hak mücadelesi verenlere selenip 'adalet' yürüyüşüne çağırırken, 'bu kimlik ve inancınızı, değerlerini bırakın öyle gelin' diyerek Sivas'ın 24. yılında Alevilere hakaret edip Sivas katillerini kollayıp zaman aşımına uğratan zihniyet ile aynı havadan çalıyor..'''

Pir Sultan Abdal şenlikleri kapsamında 2 Temmuz 1993 yılında Sivasa giden ve tamamına yakını ozan, sanatçı, aydın, edebiyatçı vb konumda olan 33 insan, 33 canın vahşi bir şekilde yakılarak katledilişinin 24.Yılındayız.

Alevi kurumları, federasyon, dernek, dergah vb örgütlütler her yıl olduğu üzere bu yaılda Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anacak, katledenleri  nefretle kınıyorlar ve Sivas başta olmak üzere bir çok merkezde bir kez daha aynı etkinlikler gerçekleşecek..  

Ancak gerek Madımak katliamında ve gerekse daha önceki Maraş, Çorum, Dersim ve Koçgiri katliamlarında olsun devlet, katliam ve soykırımı yapanları kolladı, sakladı ve hatta adeta ödüllendirerek milletin(in) vekili, bakanı vs yaptı. 

Çünkü katliamları ve soykırımı yapanlar aynı zamanda bunu ‘tek din, tek bayrak, tek dil ve tek devlet’ için yaptıklarından ötürü bırakalım yargılanmayı, elbette ödüllendirileceklerdi..

Üstelik Alevilerin ve Alevi kurumlarının ezici çoğunluğunun ise her katliam (özelliklede Maraş, Madımak, Gazi vb) sonrası, ‘Mollalar İrana, Türkiye laiktir laik kalacaktır’ sloganı etrafında kenetlen(diril)ip bir kez daha trajedik biçimde yanlış adrese yönlendiriliyor olmasıda esas katillerin devlet tarafından korunmasını kolaylaştırıyordu..

Alevilere göre bu katliamlar, sözde laik cumhuriyete (aslında hiç laik olmamış) yönelik yapılmakta idi..

O halde mollalar İran’a gitmeliydi.! Türkiye ise laik(!) kamaya devam etmeli idi..

Laikliğin ve cumhuriyetin yegane ‘bekçisi’ ise hiç kuşkusuz Aevilerdi..

Peki Alevilerin bu bakış açısına sahip olmalarının altında yatan neden(ler) nedir ve kimler tarafından böyle bir algı yaratılmıştır. 

Dağılmış, bitmiş-tükenmiş bir imparatorluğun hiç bir pratik işlevi ve toplumsal bir karşılığı kalmamış olmayan ‘hilafetini’ var sayıp ‘kaldırdık’ diyerek yerine günümüz diyanetini kuran, Mustafa Kemal Atatürk ve onun CHP’si değilmidir?

Türk, türkçe, müslüman ve türk bayrağı dışında kalan bütün kimlik ve inançları yok sayan, hem yasaklayıp ve hemde inkar eden, direneni ise imha eden genç cumhuriyet değilde kimdir?

Burada CHP’nin Aleviler üzerinde yaratmış olduğu sahte, büyük ve sonuçları çok ağır olan ‘sahte algı’sını nasıl görmezden geliriz?

Üstelik yapmış olduğu katliam ve soykırımları 1924 anayasası ile ‘anayasal’ bir kılıfa büründüren o günkü anlayışın ardılları değilmidir günümüz Alevi düşmanları?

Hal böyle olmasına karşın devlet, Maraş katliamı başta olmak üzere, Çorum, Elbistan, Kırıkhan, Malatya, Madımak ve İstanbul-Gazi olayları nedeniyle Alevilerden ‘Özür’ dilemiş midir ? 

Yada CHP, cumhuriyet dönemindeki gelmiş geçmiş bütün Alevi katliamları ile Qoçgiri-Dersim soykırımlarından ötürü Alevilerden özür dilemişmidir?

Bu durumda siyasal islamı tehlike ve tehdit olarak görüp, Aleviler üzerinde ‘korku siyaseti’ yapan CHP, cumhuriyet döneminin Alevi katliamlarını örtbas etmenin adı değilmidir ?  

Sadece ‘ört-bas’ etmenin mi adıdır??

Elbette hayır..

CHP, yukarıda adı geçen soykırım ve katliamların en büyüklerinin ‘organizesi’ ve uygulayıcısıdır.. Yine katliamların hemen tamamında iktidar yada iktidar ortağıdır..

Diğer yandan ‘tescilli’ durumda olup her soykırım ve katliamda parmağı bulunan CHP'ye Aleviler nasıl olurda güvenerek Sivas’a gittiler?

Madımak sonrası bazı Aleviler, ‘CHP Alevileri neden koru(ya)madı’ diye sormaya kalktılar ama maalesef bunu örgütlü, CHP’yi ve dönemin islami-gerici, ırkçı akımlarını mercek altına alarak gerçekleştiremediler.

Dersim’de yaşananlara bakıldığında ve günümüzde CHP’nin Dersim’de var olan yapısı irdelendiğinde benzer bir durumun dünyanın başka bir yerinde rastlanmayacak kadar trajedik olduğu görülecektir.  

Kendii aile ferdleride soykırıma uğratılmış ve üstelik soykırımı gerçekleştiren bir partinin genel başkanının bu yaralı coğrafyadan çıkması ve yine partisinin bu coğrafyadan (Dersim) milletvekili çıkarması nasıl izah edilmeli dersiniz?   

Kıbrıs'a iki saatte giren kahraman(!) ve laikliğin bekçisi türk askeri, en büyün askeri tugayların, garnizonların olduğu Ankara’dan bir saatlik Sivas'a neden gidemedi, kim(ler) engelledi dersiniz?

Yakılan otel'de ki insanları kurtaracağına, kahraman(!) türk askeri otel önünde biriken ve 'yak ula yak' nidaları arasında birde ‘allahu hekber’ diyerek tekbir getiren barbar, gerici ve ırkçı kalabalığın güvenliğini neden ve kimden dolayı sağlıyordu dersiniz? 

Diğer yandan ‘Türkiye müslümandir müslüman kalacaktır” diyerek insanları diri diri yakanlarla aynı gelenekten gelen AKP’nin günümüzdeki yok etme, inkar, imha ve asimilasyon politikaları yanı sıra ikide bir Alevilere dönüp ‘dikkat edin, işid size saldırabilir’ demesi karşısında Alevilerin güvencesi nedir ve kimler, hangi güç Alevileri koruyacaktır?

7 Haziran sonrası, 1 Kasım seçimleri, 15 Temmuz ve 16 Nisan referandumu ile iyice kutuplaşan, her an her şeyin olabileceği şiddet sarmalında Sivas-Madımak atliamının 24. Yılını karşılamaktayız.. 

Ortadoğu kasıp-kavruluyor.. Dengeler ve diktatörlükler, krallıklar, cumhuriyetler vs parçalanıyor. Mevcut hali ile sınırların kıymeti-harbiyesinin kalmadığı yeni dengeler kaçınılmaz şekilde ortaya çıkmaya başladı.

Bu ateş sarmalında Türkiyenin geldiği noktada ise ‘adalet’ yürüyüşü ile yola çıkan CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu’na bütün eksiklik ve yetmezliklerine rağmen destek açıklamaları yapılarak yürüyüş büyütülmeye, içeriği demokratikleştirlmeye ve doldurulmaya çalışılarak ‘herkes için adalet, demokrasi ve eşitlik’ espirisi ile yürünmek isteniyor.

Ancak daha şimdiden vede özelliklede yürüyüşün İstanbul-Kandıra etabında kitlesel katılma kararı alan, ‘adalet’ yürüyüşünü Edirneye’ye kadar yürüyerek ‘herkes için adalet’ diyen Kürt halkının temsilcileri içinde adalet isteyenlerleri ‘istemezük’ diyen CHP genel başkanı ne yapmak istiyor?

CHP’nin, Enis Berberoğlu’nun, Türklerin, sunnilerin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun kimliği var da, Alevilerin, Kürtlerin vd toplumsal kesimlerin kimliği, inancı yok mu?

Kürt halkı ve Aleviler var gücü ile destek vermeye başladıkları anda ise soykırımların ve katliamların partisi CHP’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir tv kanalına çıkıp, tamda özüne uygun bir açıklama yapıyor..

Kılıçdaroğlu, ‘herkes gelsin, katılıp yürüsün ama kimliğini, inancını ve düşüncesini, şimdiye kadar uğrunda mücadele verdiği değerlerini bırakıp gelsin’ diyerek sözüm ona uyanıklık yapıyor..

Aslında Kılıçdaroğu bu açıklaması ile insanlara, yıllardır vermiş oldukları ve bedel ödedikleri değerlerinden ‘vaz geçin, mekansız ve sıfatsız birer kişilik, asalak olun’ diyor.  

Kılıçdaroğlu’na göre Selahattin Demirtaş ve arkadaşları neden tutsaktırlar acaba?

24 yıl önce Sivas-Madımak’ta ahşi bir şekilde hunharca yakılan Alevilerin ve dostlarnın birer kimliği, mücadelesi ve kültürel değerleri yokmuydu?

Gazi’de, Maraş’ta, Çorum’da, Dersim ve Qoçgiri’de katledilenlerin kimliği ve inancı ne idi Kılıçdaroğlu?

Oysa insanlar kimliği, inancı, dili ve kültürü ile insandır..

Sonuçta bütün katliamların sahibi devlettir..

1993 Türkiyesi ve Kürdistanda olup-bitenlerin fotoğrafını çekerek günümüz AKP politikalarıyla karşılaştırdığımızda Madımak katliamının ve Sivasa nasıl gelindiğinin cevabı görülecektir.    

Madımak-Aleviler-Adalet ve bu CHP ile ise Sivas’ın 24.yılında neler olacak hep birlikte göreceğiz.

Ancak Alevilere, Kürtlere bir bütün olarak kimliklerinden, kültürlerinden ve yaşam tarzlarından dolayı ötekileştirilenlere kalkıpta ‘kimliğinizi, inancınızı ve mücadelenizi, değerlerinizi terk edip gelin’ diiyen CHP’ye Aleviler bir kez daha güvenmemlidirler..

‘Kurt dumanlı havayı sever’ diye boşuna denilmemiştir.

Açıkça belirtilmesi gerekirse ‘Bozkurt’ işaretini sıkça tekrarlayan, gördüğü her cami’ye dalıp namaz kılan sözde Alevi Kemal Kılıçdaroğlu ‘adalet’ talebinden en çok korkanlardan biri olmaya başladı nedense..

Bir başka deyişle CHP ve Kılıçdaroğlu ‘adalet’ yürüyüşünün bir ‘özgürlük ve herkes için adalet’ yürüyüşüne dönüşmesinden korktuğu ve belkide bir yerlerden(?) icazet aldığı içindir ki, ‘her şeyinizi bırakın, kimliğiniz olarak beni tanıyıp gelin’ diyor..

Sonuçta CHP ve genel başkanı aynı, değişen bir şey yok..

Bir Kürt ata sözü ile; ‘Dıkana Bekıro; du qalıb sabûn û çar torbe xwê. - Bekir'in dükkanı; iki kalıp sabun, dört torba tuz.’ demek daha doğrudur..

Madımak kurbanları şahsında; Gasp edilmiş kimlikleri, inançları ve kültürel değerlerini elde etmek için haq mücadelesi verirken toprağa kefensiz düşenlerimizi saygı ile anıyor, soykırımcı, katliamcı vede üç kağıtçı, kişiliksiz siyaçetçileri şiddetle kınıyorum..

Bu haber 198 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
105 gün önce
267 gün önce
653 gün önce