Lütfen bekleyin..

Can Kasapoğlu

Ne ola(maya)cak şimdi?

10 Ağustos 2016, 19:12

15 Temmuz darbe girişimi, sanki ülkede ‘faili meçhul’ bir cinayet işlenmişçesine failleri hiçbir zaman netleşmeyecek gibi bir durum yaratmıştır.  

Aslında 15 Temmuz askeri darbe girişimiyle yönetememe krizinin had safhaya ulaştığı, ırkçı, militarist, faşist cunta ile faşist saray cuntasının silahlı çatışmaya girdiği görülmektedir.

Elbette bu darbe girişimi arkasında ABD ve NATO gibi (dış güçler) güçlerde bulunmaktadır.  

Bir başka deyimle 15 Temmuzcularının önemli bir kesimi Ulusalcı-Kemalist, bir kısmı ise Milliyetçi-Ergenekoncu, Şeriatçı-AKP-Erdoğancı ve elbette Medya ile Gülencilerden oluşmaktadır..

Bunun diğer adı ise ‘koalisyondur’.

15 Temmuz sonrası gelişmelere bakıldığında ise (darbe girişimcilerinin başarısız olmalarına rağmen) ‘başarılı’ oldukları belirtilebilinir..

OHAL kapsamında çıkartılan yasalar, kanun hükmünde kararnameler, tutuklama, gözaltı, işten uzaklaştırma-atma vb operasyonlar sonucu 100 bine yakın insan ortalıktan (Erdoğan’ın deyimi ile) temizlenmiştir.

Ankara, darbe girişimi öncesinde yapmayı düşündüğü ama yapamadığı veya yapamayacağı birçok antidemokratik, hukuk dışı uygulamayı, parlamentoyu saf dışı bırakarak hayata geçirmiştir..

Zaten tv kanallarında yürütülen tartışmalara bakıldığında başta cumhurbaşkanı olmak üzere bir çok kesim bu darbe girişimi için ‘hayırlara vesile oldu-olacak’ yorumlaraı yapmaktadırlar.

Asker, polis, bürokrat, siyasetçi, hakim-savcı, öğretmen, akademisyen, rektör, sanatçı, iş insanları vb bir çok kişinin yanı sıra, okullar, büyük şirketler kapatılarak mal marlıklarına el konulmuştur. .

‘Darbe girişimi ülkeye 90 Milyar Eoro’ya mal oldu’ denilerek kafadan bir de işin ekonomii boyutu ile vurmaları ise işin başka bir boyutunu oluşturmaktadır..

Sonrasında Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Sarayında MHP, AKP ve CHP liderleri ile görüşmesinin ardından, Başbakan Binali Yıldırım da HDP'yi dışta tutarak muhalefet liderleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşerek ‘Türk birliği’ yaratma girişimi aslında neyin kime karşı yaratılmak istendiğininde ip uçlarını vermektedir.

Bu gelişmeler aynı zamanda yeni Türkiye’de, önceden olduğu üzere Kürde yer olmadığının kanıtlarıdır..

Baştan beri AKP’ye her konuda ‘koltuk değneyi’ olan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Son derece verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OHAL uygulamasıyla ilgili Bakanlar Kurulu'nca yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerle ilgili düşüncelerimizi ve endişelerimizi Sayın Başbakan'a aktardık. Sayın Başbakan not ettiler. Sanıyorum önümüzdeki süreç içerisinde temaslarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) bir araya geldi. Görüşme sonrası, açıklama yapan Bahçeli, "Başbakan ile çok verimli bir görüşme oldu. Sayın Başbakanımız siyasi parti liderleriyle görüşmelerine devam etmektedir. Bugün de MHP ile görüşme gerçekleştirmiştir. Biz de alınan kararlar üzerine görüşlerimizi ilettik. OHAL uygulaması inşallah başarı ile devam edecek. Türkiye her türlü darbe girişiminden en kısa süre içinde kurtulacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz" dedi.

Yine aynı siyasetçiler, yani AKP, CHP ve MHP genel başkanları ile cumhurbaşkanı Erdoğan Yenikapı mitinginde birlikte poz verdiler..

Yenikapı'da Cumhurbaşkanlık tarafından düzenlenen ve Kılıçdaroğlu'dan Bahçeli'ye, 'faili meçhul' cinayetlerle anılan eski Başbakan Tansu Çiller, Susurluk sanığı Mehmet Ağar'a 'iktidar bloğu' ve 'milli cephe' olarak nitelendirilen bileşenlerin katıldığı mitingde 'darbeye karşı mücadele ve demokrasi' yerine 'tekçilik ve Erdoğan' vurgusu yansıdı.

Mitinge katılan Kılıçdaroğlu kitle tarafından yuhalandı. ‘Milli cephe’ mitinginde mehteran takımının sahne almasından sonra sırasıyla Bahçeli, Kılıçdaroğlu, Yıldırım ve son olarak da Erdoğan söz aldı..

Kısaca ‘Ditatörlüğün Denikapısı’ olarakta adlandırılan mitingde de ortaya çıkmıştırki artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak..

Gelinen aşamada özelllikle Aleviler, Kürtler ve diğer azınlıklar dahada tehdit ve tehlike altındadırlar.

Demokratik siayasette ısrar ve birleşik direniş güçleri olarak örgütlenmekten başka yol-yöntem yoktur. Yine bütün toplum kesimlerinin kendi öz savunmalarını geliştirmekten ve kendi otorite alanlarını inşa etmeten öteye bir yolda yoktur.

Batılı gözlemciler ve siyasetçilerin, kamuoyu ile medyasının ‘sonun başlangıcı’ olarak değerlendirdikleri darbe girişimi ve sonrası gelişmeler ise Türkiye’yi hızla bir kaosun içine doğru sürüklemektedir.

Kaostan dönüşün en kestirme yolu ise Demokratikleşmekten geçmektedir..

 

Bu haber 672 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
283 gün önce
716 gün önce
878 gün önce
1264 gün önce