Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Kendisi çok bilinçli!

02 Kasım 2019, 10:23

Feminizm, eril zihniyet tarafından sıklıkla erkek düşmanlığı olarak lanse edilse de, cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmayı ve kadınların günlük yaşamda karşılaştığı sorunları çözmeyi hedefleyen bir akımdır. Feminizmin derdi kendisi de zaten özgür olmayan erkekle değil, erkek egemen zihniyetledir. Eril sisteme dahil olan her şeye karşı olan bu akım, eşit ve adil bir dünyayı savunur. Buna karşılık erkek egemen zihniyet, feminizmi bir öcü olarak görür ve akıl almaz saldırılarda bulunur.

Kadınlar tarihin her döneminde büyük bir direniş içinde oldu. Ancak gerek edebiyatta gerekse de güzel sanatların diğer dallarında kadın direnişinden ziyade kadınların ezilişi ve hor görülüşü gözler önüne serildi. Böylece kadın özgürlük mücadelesini desteklediği izlenimi veren yazar ve sanatçıların bir çoğu aslında kendisini konuşturdu. Eserlerinde kadın sorunlarını dile getirmekle övünen ve gündeme gelmek için bunu kullanan birçok “kadın” yazar, kaleme aldığı kadın karaktere çoğunlukla bir çıkış yolu göstermedi. Haksızlığa, taciz ve tecavüze uğrayan kadın öykü/roman karakterini sonunda bir devrimci, kadın hakları savunucusu veya sendikacı olarak göremedik hiçbir zaman.

Bu yazarlar, kadınların dağdaki, köydeki, fabrikadaki, evdeki özgürlük mücadelesini ve direnişini görmezden gelir, eril zihniyetin bakış açışıyla yazdığı öykü ve romanlarıyla röportajdan röportaja koşar, kadınların acıları üzerinden rant elde etmeye çalışırlar. Sonuçta bu “çoook duyarlı kadın yazar”ları kadınlarla ilgili hiçbir eylem ve etkinlikte göremeyiz. Hiçbir kadın kurumu ile birlikte bir çalışma yürütmez, maddi ve manevi bir katkıda da bulunmazlar.

Geçen gün, -adı lazım değil- bir gazeteye röportaj veren böylesi bir “kadın” yazar hem kızı, hem oğlu, ayrıca “çok iyi huylu bir ‘koca’sı” olduğunu söyleyerek, tamamen feminist olmayacağını, aksi takdirde bunun nankörlük olacağını belirtmiş. Röportajda “özellikle kadın okurun tercih ettiği yazar” diye söz edilen bu kişi, yeni tamamladığı öykü kitabını editöre yollayacağı sırada Emine Bulut cinayeti işlenmiş. Yazar, bunu hemen kendisi için bir fırsata çevirerek, Emine Bulut’a atfen bir giriş yazısı yazmış. Sonrada samimiyetsizliğinin farkında olmasından mı ne, “zaman zaman düşünüyorum, bu cinayetleri gözönüne sererek bu vahşeti daha mı çok teşvik ediyoruz?” diye soruvermiş.

Röportajda kitaplarının hiç kötü bir sonla bitmediğini söylemiş yazar. Evlilikle biten her öykü, iyi son oluyor kendisine göre. Evlilik sonrası şiddet mi olmuş, cinayet mi işlenmiş, yazarı pek de ilgilendirmiyor.

Çocuk gelin konusuna da değinilen röportajda yazar, çocuk gelinlerin kaynanadan, kayınbabadan ve “koca”dan çektiğini, binlerce yükün altında ezildiğini söyledikten sonra, “bir çocuğu olduğunda kızsa aynı hesap devam ediyor, ama oğlan olursa statü kazanıyor. Arkasında da bir gelin geldiğinde aynı kadın kaynanasından çektiklerini gelinine yapıyor. Bu kısır döngü olarak gidiyor. Kadının kurdu yine kadın olabiliyor” demiş. Kendisine kadınların buna neden bir son vermediği sorulduğunda ise “‘Ben çektim o da çeksin’ meselesi bence. Oradaki sol anahtarı bu. Kaynanayı bırak, anne bile bunu söylüyor. Özellikle Anadolu’da, Doğu’da okuma yazma oranları az, çoğu kadının ilkokul diplomaları bile yok” diye cevap vermiş, sanki kendisi fakülte bitirmiş de bir şey olmuş gibi. Barış Anneleri’nin ifade tutanaklarındaki eğitim hanesi kısmına “cahil” yazan devlet aklından ne farkı var şimdi bu “kadın” yazarın?

“Şiddeti, kıskançlığı sevgi olarak görenlere de patolojik bir bakış açısıyla yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü normalde bir insanın şiddetten zevk almaması gerekir” demiş sonra. Sanki sözcülüğünü yaptığı eril/egemen sistem her daim kadınların yanındaymış da, onları her türlü şiddetten ve katliamdan koruyormuş da, kadınlar kendisine şiddet uygulayan “eş”ini bir türlü bırakmıyormuş gibi boş boş konuşmuş. Oysa ki, ufacık bir eleştiride bulunmadığı iktidar ve erkek devlet sistemi kadınların kazanılmış haklarına saldıra saldıra onları istemediği bir yaşama ve hatta ölüme zorluyor. Öykü ve romanlarında hep kadın sorunlarını dile getirdiğiyle övünen yazar, yıllardır alanlarda mücadele eden; gaz, cop, tazyikli su ve silahla saldırılan, saçlarından tutularak yerlerlerde sürüklenen ve buna rağmen mücadelesinden asla taviz vermeyen kadınları hiç görmüyor.

“Şiddetin önüne geçme imkânımız var mı?” diye sorulduğunda, verdiği cevap ise şöyle: “Maalesef annelerde bitiyor iş, ama anneler de bilinçli değil.”

Kendisi sanki çok bilinçli! Eril zihniyetin bakış açısı ve kadına yönelik şiddettir her söylediği.

Bu haber 121 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
232 gün önce
239 gün önce
253 gün önce
267 gün önce
288 gün önce
330 gün önce
336 gün önce
341 gün önce
435 gün önce
498 gün önce
539 gün önce
547 gün önce
550 gün önce
568 gün önce
578 gün önce
638 gün önce
644 gün önce
673 gün önce
750 gün önce
780 gün önce
789 gün önce
806 gün önce
897 gün önce
944 gün önce
972 gün önce
995 gün önce
1338 gün önce
1442 gün önce