Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Kadınların yağmurdan bir alacağı var

22 Haziran 2019, 08:07

Güneş bir açıyor, bir saklanıyor küskün bir çocuk gibi bulutların ardına. Yağmur yağacak mı yağmayacak mı bilmiyorum. Bilmenin bir çok yolu var oysa. Şimdiki nesil cep telefonundan bakıyor hava durumuna. Köydeki kadınlar güneşte kavrulmuş ve toprakta çatlamış ellerini gözlerine siper ederek bakardı göğe. Yağmura dair bir işaret varsa bunu hemen görür ve tedbir alırlardı. Yağmur başlamadan önceki o tatlı koşuşturma hep oyun gibi gelirdi bana. İzlemekle kalmaz, katılırdım oyuna. Bazen damda kurumaya bırakılmış meyvelere, bazı zamanlarsa iplere sıra sıra dizilerek balkona asılmış sebzelere koşardık. Şimdi düşününce güzel de, tatlı gelir miydi hakikaten onca işin gücün arasında o kadınlara da?

Yağmur başlayınca başka bir telaş başlardı. Kadınlar, en çok kadınlar, toprak damlara koşardı bu sefer. Başına eski bir ceket tutarak ayaklarıyla damdaki çatlakları kapatmaya çalışırlardı bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında. Şairin dile getirdiği gibi “evin her tarafına/ tencereler/ kapkacaklar serilir/ tıp tıp sesleri bütün eve yayılırdı/ ve kaplar boşaltılır/ boşaltılır/ ve tekrar boşaltılırdı…”

Kimileri hayvanları otlatmaya götüren çocuklarını karşılamaya giderdi, kimisi kaybolan ineğini aramaya. Kaybolmazdı o zamanlar hayvanlarını otlatmaya götüren insanlar yabanda yazıda. Kaybolsa kaybolsa en fazla bir buzağı kaybolurdu ve onu da yine kadınlar giderdi aramaya birbiri ardına aralıksız çakan şimşekler altında. Kimse korkmazdı tek başına olmaktan, bir yere bir başına gitmekten.

Yağmur yağdığında köyü toprak kokusu sarardı. Aslında toprak değil, köydü kokan. Doğup büyüdüğümüz, özgürce oynadığımız, ateşte çay demlediğimiz ve bir gün bunca uzağına düşeceğimiz asla aklımıza gelmeyen köyümüz. İnsanın aklına gelmeyen, başına gelirmiş derler. Bir arkadaşım, ölmesin diye annesi, her gün onun öldüğünü veya öleceğini düşündüğünü söylerdi. Ne büyük işkence…

Yağmurdan sonra güneş açtığında iğde kokardı köy zalimce. “Söylenmez iğde kokusunun her bardağa dolmadığı” der ya mezar başında bir iğde ağacı bulunan şair, insanlar iğdelere gerçekten değer verirdi.

Sonra bozuldu devran. Yavaş yavaş değil, ansızın…“Birden bire serçelerle indi yağmur/ hangisi yağmur/ hangisini serçe?” dediği gibi başka bir şairin. Eskiden köylüler yaşamını tarımla sürdürdüğünden ince çitlerle çevirirdi tarlalarının, bahçelerinin etrafını inekler, buzağılar girmesin diye. Bu çitlerin çoğuna iğde ağaçları dikerlerdi veya kendiliğinden biterdi ağaçlar. Şimdi köylerimizde iğde ağaçları kalmadı. Şehirlerden gelip köylere yerleşen ve bir tavuk dahi beslemeyen insanlar çitlerde çoğu kendiliğinden yetişen bu ağaçları söküp arazilerini dikenli tellerle çevirdiği için iğde kokmuyor artık yağmur sonrası.

Hep bizim suçumuz. Hep o şimdi özlediğimiz günlerde, tanrının Kürde armağanı run-toraqa burun kıvırdığımızdan. Şimdi geçmiyor değil mi elimize? Yoksa siz de getiriyor musunuz gizli gizli, her gittiğinizde memlekete? Getirseniz bile, sıcacık sac ekmeğinin arasındaki o tadı buluyor musunuz?

Her yıl kadın festivalininin olduğu gün yağmur yağar. Bu gün de yağış olur mu, bilmem. Meteoroloji olmayacağını söylüyor ve bu sene festival açık havada yapılmıyor. “Yağmurun üstümüzde hakkı vardır/ inandım” diyen şairin tersine, bu gün biz kadınların yağmurdan bir alacağı var…

Festivalde görüşmek dileğiyle…

Bu haber 909 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2535 gün önce
2542 gün önce
2556 gün önce
2570 gün önce
2591 gün önce
2633 gün önce
2639 gün önce
2644 gün önce
2674 gün önce
2738 gün önce
2752 gün önce
2801 gün önce
2842 gün önce
2850 gün önce
2853 gün önce
2871 gün önce
2881 gün önce
2941 gün önce
2947 gün önce
2976 gün önce
3052 gün önce
3082 gün önce
3092 gün önce
3109 gün önce
3200 gün önce
3228 gün önce
3247 gün önce
3275 gün önce
3298 gün önce
3641 gün önce
3745 gün önce