Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Bir varmış bir yokmuş…

08 Haziran 2019, 10:47

Bütün masallar böyle başlar. Var mıymış, yok muymuş karar veremese de insan, masallar bir dönemimize damga vuran en güzel anlatılardandır. Zira bilinir ki ne kadar kötü ve zalim olursa olsun masaldaki dev, kral ya da kraliçe, kazanan hep iyilik olur. Eninde sonunda gökten mutlaka üç elma düşer.

Büyüklerin düş ve isteklerini yükledikleri masallar çocuklara genellikle onları uyutmak amacıyla anlatılır. Bir masalda anlatıcıya ait onlarca iz bulmak o kadar mümkündür ki, insan sadece gözünü ve kulağını açık tutsa yeter.

Gözlerimizi ve kulaklarımızı açalım öyleyse:

31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kaybeden Binali Yıldırım, 23 Haziran’da tekrarlanacak seçimin kaderini belirleyecek olan Kürt oylarının “belki bir kısmını alabilirim’umuduyla geçtiğimiz Perşembe günü Amed’e gitti. Burada, kendi parti binasının önünde yaptığı mitingde Atatürk’ün İstiklal mücadelesini başlatırken topladığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kürdistan ve Lazistan mebuslarının olduğunu da söyledi. Oysa çok değil, sadece iki ay kadar önce kendisini oraya gönderenlerden biri gittiği her yerde, “Ey Sezai! Sen Kürdistan istiyorsan Irak’ın kuzeyinde var. Oraya defol, orada yaşa!”, diğeri ise “Kürdistan demek bölünme demektir. Kürdistan demek bekamızın imhasıdır. Türkiye’de Kürdistan yoktur, olmamıştır, olmayacaktır!” deyip duruyordu. Kendileri unutmuş gibi yapsalar da bu konuşmalar bütün gazetelerin internet sitelerinde hala duruyor.

“Peygamberler şehri” olarak başka bir şehir nam yapsa da, Yıldırım mensubu olduğu iktidarın bir kaç sene önce başta Sur olmak üzere Amed’in birçok bölgesini yerle bir ettiğini, onlarca sivil insanın yaşamını yitirdiğini, bir çoğunun cenazesine hala ulaşılmadığını unutarak “Diyarbakır peygamberler şehridir” dedi. Şehre bölünmüş yolların yapılmasıyla övünen Yıldırım, sanki bunları kendi cebindeki parayla yaptırmış gibi konuştu ve “yolları böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz” diyerek tehdit etmeyi de ihmal etmedi.

“Aramızı hiç kimse açamaz. Ezelden beri kardeşiz” diyen Yıldırım, konuşmasına “ne olursak olalım, kitabımız bir: Kuran-ı Kerim, kıblemiz bir: Kabe-i Muazzama, Peygamberimiz bir: Hz. Muhammed, dinimiz bir: İslam” diyerek Amed’de yaşayan diğer inançtan insanları görmezden geldi ve partisinin tekçilik dayatan zihniyetini bir kez daha gösterdi.

Madem ezelden beri ‘kardeş’iz ve siz de bu kadar ‘müslüman’sınız, başta Zülküf Gezen ve Ayten Beçet olmak üzere kısa bir süre önce cezaevlerinde yaşamını yitiren Kürt devrimcilerin cenazelerini neden kaçırdınız? Zülküf Gezen’in en yakınları dahil, birçok aile ferdinin cenaze törenine katılmasını neden engellediniz?

Kızının cenazesini almak için Gebze’ye doğru yola çıkan Ayten Beçet’in babası Ankara’ya vardığında cenazeyi neden gece yarısı gizlice Antep’e getirdiniz? Dini vecibelerin yerine getirilmesini engelleyerek iki bin polis eşliğinde neden apar topar gömdürdünüz? AKP’li Şahinbey Belediyeniz Beçet ailesine belediyenin taziye evini neden kullandırtmadı? Kardeş kardeşe bunu yapar mı? Bu mudur ‘kardeşlik’ ve ‘müslümanlık’ anlayışınız?

Kuşkusuz ki kardeşlik iyi bir şeydir. Kıymetlidir. İnsan kardeşi için kendisini ateşe bile atar. Ancak birçok deneyimden de biliyoruz ki AKP zihniyeti kardeşliğe karşıdır. O nedenledir ki, kardeşçe duygularla Kürt halkının yanında yer alan Türk kadınları ve gençleri başta olmak üzere o insanların bir çoğunu Suruç’ta ve Ankara’da olduğu gibi acımasızca katlettiler. Barış Bildirisi’ni imzalayan Türk akademisyenleri keyiflerine göre çıkardıkları Kanun Hakkında Kararnamelerle üniversitelerden uzaklaştırdılar. Bir çoğunu kendi uydurdukları iddianameler ve yalancı tanıklara dayanarak yargılayıp cezaevlerine koydular. Tutuklamadıklarını sivil ölü ilan ederek ekmekleriyle oynadı, açlıkla terbiye etmeye çalıştılar. İşte onlar bizim kardeşlerimizdir.

Ve şimdi oy almak için gelmiş “Bir varmış, bir yokmuş. Biz -ezelden- kardeşiz. Hepimiz -istisnasız- müslümanız” diyorlar.

İnandırıcılıktan uzak, tutarsız sözlerle bize “masal” anlatıyorlar. Bunların masallarında gökten üç elma değil, bombalar düşüyor sabah akşam. “Kardeşiz” dedikleri anda bile Kürt insanlarını ve topraklarını bombalıyorlar. Onların ‘kardeş’liğini daha önce Zilan’da, Dersim’de Roboskî’de, Cizre’de, Şırnak’ta ve Sur’da görmedik mi?

Bu haber 272 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
517 gün önce
524 gün önce
538 gün önce
552 gün önce
573 gün önce
615 gün önce
621 gün önce
626 gün önce
720 gün önce
783 gün önce
824 gün önce
832 gün önce
835 gün önce
853 gün önce
863 gün önce
923 gün önce
929 gün önce
958 gün önce
1035 gün önce
1065 gün önce
1074 gün önce
1091 gün önce
1182 gün önce
1210 gün önce
1229 gün önce
1257 gün önce
1280 gün önce
1623 gün önce
1727 gün önce