Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Bu zihniyetle nereye?

23 Şubat 2019, 10:32

Erkek aklın kadına saldırısı bitmiyor. Güç denen kaygan zemin üzerinde her an dengesini kaybedip yere kapaklanma riskiyle karşı karşıya kalan erkek akıl, iktidarı elinde tutmak için saldırılarının dozunu yükseltirken seviyesini de gittikçe düşürüyor.

Kadınların kazanılmış haklarını bir türlü içine sindiremeyen erkek zihniyet bunları gaspetmek için kılıf üzerine kılıf uyduruyor. Bu kervana en son Türk Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan katıldı ve kadınları “erkeklerin 80 senelik kazanılmış haklarını elinden almakla” suçladı. 1988 yılında süresiz hale getirilen nafaka konusuna değinen Gençcan, “1988’den beri içime sindiremedim” diyerek içindeki zehiri dökmeye başladı. Bunu yaparken de “ben hakimim, ben doğruyu söyleyeceğim. Ben vicdanıma göre karar vereceğim” deyip ardından öyle şeyler söyledi ki yobazı, cahili yanında yaya kaldı.

Söz konusu Yoksulluk Nafakası olduğu zaman Türkiye’de en değme hukukçular bile yasa diye bir şey tanımıyor. Oysaki Yoksulluk Nafakası’nın koşulları yasalarca belirlenmiş. O koşullar oluşmuşsa yasa kadın-erkek ayırımı yapmadan mağdur olan tarafa yaşamını devam ettirebilsin diye bir olanak tanıyor. Bu kişi eşinden ayrılan kadın da olabilir, erkek de olabilir. Ama Türkiye’de “nafaka” dendiğinde akla direk kadın geliyor ve kadın haksız yere kazanç elde etmekle suçlanıyor.

Karabük Barosu’nun Baro Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği “Aile Hukuku ve HMK Yargıtay Uygulamaları” konulu meslek içi eğitim seminerinde Türk Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi Başkanı Gençcan, “Sen elin adamıyla gayrı meşru yaşa, ben de sana her akşam içki paranı göndereyim. Var mı böyle bir şey?” diyerek boşanan veya boşanmak üzere olan kadınlara bir yandan itibar suikasti yaparken diğer yandan da kadınları hedef olarak gösterdi. Zira “pek dindar”, “pek ahlaklı”, “pek sütten çıkmış ak kaşık”lara “gayri meşru” ve “içki” dendi mi akan sular duruyor.

Ortadoğu toplumlarında para, mal ve mülk her zaman kayıtsız-şartsız erkeğindir. Anneye ait hiç bir mal varlığı olmadığı için kadınlar babadan kalan mirastan da faydalanamıyor. Ki zaten belli bir yaşa gelmiş erkekler “ölünce olmasın da mal başkasına gitsin” diye düşünerek daha hayattayken bütün mal varlığını erkek çocuğuna (veya erkek çocuklarına) devrediyor. Hal böyle olunca da bir boşanma olayında mağdur olan taraf genellikle kadın oluyor.

Ayrıca erkek zihniyet bilinçli bir şekilde kadını boşanma meraklısıymış gibi göstermeye çalışıyor. Tam tersine birçok kadın eşinden ve eşinin akrabalarından zulüm ve işkence gördüğü halde yaşadığı ekonomik kaygılar nedeniyle evliliğini sürdürmek zorunda kalıyor.

“Hepimiz evliyiz. Bu salonda hepimizin başına her an her şey gelebilir” diyerek kadına yönelik şiddeti normalleştirmeye çalışan Gençcan, “herkes her türlü hatayı yapabilir, ben dahil. Bir Baro’da anlatıyorum işte, ‘baro başkanı da dövüyor, hakim de dövüyor, İl Emniyet Müdürü de dövüyor’ dedim. TBMM’den beni arıyorlar, ‘hangi başkanımız dövüyor’ diye. Ben dövenlerin hepsini gördüm. Bir İl Emniyet Müdürüydü. İlin adını vermeyeceğim. İl lekelenmesin” diye devam ediyor.

Her kesimden erkeğin eşini dövdüğünü çok iyi bilen Gençcan, okuldan alınıp küçük yaşta evlendirildiği için bir meslek sahibi olamayan, okuduğu ve hatta çok iyi bir meslek sahibi olduğu halde eşi tarafından çalışması engellenen, evlilik olayının bittiği andan itibaren çocuklarıyla mağdur olan kadınların durumunu bilmiyor mu?

Gençcan, İl Emniyet Müdürü’nün adını vermiyor, ilin ismini açıklamıyor. Maksat il lekelenmesin! Kadını lekelemekte mahsur görmeyen zihniyet ili nasıl da düşünüyor. Bir ilin adı bir kadının hayatından daha mı değerli?

Bu haber 63 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
30 gün önce
134 gün önce
142 gün önce
145 gün önce
163 gün önce
173 gün önce
233 gün önce
239 gün önce
268 gün önce
345 gün önce
375 gün önce
384 gün önce
401 gün önce
492 gün önce
539 gün önce
567 gün önce
590 gün önce
933 gün önce
1037 gün önce