Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Bedelli askerlik ve Türkiye’nin taze kan arayışı

03 Kasım 2018, 17:22

Günümüzde “türkü” olarak geçen bir ağıdın sözleri aynen şöyledir:

“Yemen yolu çukurdandır karavanam bakırdandır

zenginimiz bedel verir askerimiz fakirdendir”

Bedelli askerliğe tepki olarak dile getirilen bu ağıt bir zamanlar yasaklı olduğu için Anadolu’da yaşayanlar ancak Rusya’dan yayın yapan radyolardan dinleyebiliyormuş.

Bedelli askerliğin kökleri Osmanlı’ya dayanıyor. Zorunlu askerliğe alternatif olarak askerlik süresinde kısalma karşılığında belli bir miktar para ödeme mantığına dayanıyor. Uygulamaya gerekçe olarak da ordu ve devletin maddi ihtiyaçları karşılanırken kişilerin de işlerini kaybetmemesi gösteriliyor. Daha önce yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının rağbet ettiği bedelli askerlik, şu anda Türkiye’de yaşayanlar tarafından da oldukça rağbet görüyor.

Hatırlarsanız, Türk devletinin Efrîn’e saldırdığı dönemde AKP Genel Başkanı’nın gittiği her yerde, konuşma yaptığı her salonda “Reyiz bizi Afrin’e götür” diye yeri göğü inleten gruplar vardı. Bununla da kalmamış, Adana’da yaşı epeyce ilerlemiş bir grup kadın askerlik şubesine giderek gönüllü askerlik başvurusunda bulunmuştu.

Aylar öncesinde yılan hikâyesine dönen bedelli askerlik konusu önlenemeyen ekonomik krizin de etkisiyle yeniden gündeme geldi. Daha önceden 30 bin YTL’den 18 bine düşürülen bedel miktarı bu defa 15 bine düşürüldü. Bununla birlikte her bulduğu fırsatta “Reyiz bizi Afrin’e götür” diye bağırışanları aldı mı bir telaş? Bedel miktarı düşürülmüştü, ama hangi “babayiğit”te 15 bin YTL vardı ki? Kendilerinin dışında, askerlik çağı gelmişlerin anne ve babaları da para arama telaşına düştü doğal olarak. Sonunda evi olan oturduğu evini, otomobili olan işe giderken kullandığı otomobilini ve hatta bir kişi tavuk ve horozlarını bedel parasını denkleştirmek için internette satışa koydu. Verdikleri ilanlara askerlik bedeli nedeniyle satışa sunduklarını yazıp gazetelere ve televizyonlara haber oldular. Gördük ki gerçek öyle galeyana gelip bağırdıkları gibi değildi. Aslında ne Efrîn’e ne de Kobanê’ye gitmek istiyorlardı. Can tatlıydı sonuçta.

Geçtiğimiz hafta Dersim’in Nazimiye ilçesinde operasyona çıkan askerlerden ikisinin “kötü hava koşullarına bağlı hipotermi” nedeniyle donarak ölmesi devletin askerine ne kadar değer verdiğini de açıkça gösterdi. Böylece Türk halkı Türk askerlerinin ille de kurşun yiyerek değil, donarak da “şehit” olabileceğini öğrendi. Konuyu sosyal medya mecralarında gündemde tutmak isteyenlere de, “yaw ne ortalığı karıştırıyorsunuz? Askerler şehit olmuş ve aileleri de buna inanmış. Size ne oluyor?” denildi.

Muhtemelen birkaç yıl önce 18 bin YTL’yi denkleştiremediği için çocuğunu askere göndermek zorunda kalan iki aile belki bir ev, belki de ömür boyu maaş karşılığı susturuldu. Sonuçta olan olmuş, ölen de ölmüştü. Başını taşa vursalar da çocuklarını geri getiremeyeceklerdi. Hem sesini çıkaranların ne duruma düşürüldüğü de gün gibi ortadaydı. Örneğin, asker kardeşinin cenaze töreninde isyan eden Yarbay Mehmet Alkan KHK ile görevinden ihraç edilmiş, sonrasında avukat olarak çalışması da engellenmiş ve bir sivil ölü durumuna getirilmişti.

Ekonomik krizin önlenemez şekilde tırmandığı ve yerel seçimlerin her geçen gün yaklaştığı şu günlerde Türk devleti son bir hamleyle kan tazelemek istiyor. Bunun yolu da tabii ki savaştan, daha doğrusu “başka”larına saldırmaktan geçiyor. Kendi ülkesindeki “başka” ve “öteki” insanlara yönelik yaptıkları siyasi, ekonomik, kültürel ve sanatsal soykırımlar hız kesmemiş olacak ki,  şimdi de soluğu Rojava’da almaya çalışıyorlar.

Soru şu: Soluk mu alacaklar, yoksa nefessiz mi kalacaklar? Savaşı destekleyenler bile tedirgin. Askerlik şubeleri önünde borç harç denkleştirdiği bedel parasını ödemek için kilometrelerce kuyruk oluşturanlardan hiç ses çıkmıyor. Eskiden olsa, “Reyiz bizi Kobanê’ye götür” diye bağırırladı mesela. Demek ki kimse ölmek istemiyor. Ölmesin de. Yirmibirinci yüzyılda kendisinin olmayan bir savaşta sırf iktidardakiler gücünü korusun, bir saray daha yapsın, bir uçak daha alsın diye ölmemeli hiç kimse.

Bu haber 890 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2461 gün önce
2468 gün önce
2482 gün önce
2496 gün önce
2517 gün önce
2559 gün önce
2565 gün önce
2570 gün önce
2600 gün önce
2664 gün önce
2678 gün önce
2727 gün önce
2767 gün önce
2776 gün önce
2779 gün önce
2796 gün önce
2807 gün önce
2867 gün önce
2872 gün önce
2902 gün önce
2978 gün önce
3008 gün önce
3018 gün önce
3035 gün önce
3126 gün önce
3154 gün önce
3172 gün önce
3200 gün önce
3224 gün önce
3567 gün önce
3670 gün önce