Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Gülün dikeni

04 Aralık 2017, 18:30

“Herkes bilinç ve iradesiyle kendisini korumasını bilmelidir. İlginçtir, savunma yapmaları gerekenleri de ben savunmak durumunda kalıyorum.” Abdullah Öcalan (Gül Teorisi'ni anlatırken)

Tam da Maraş Katliamı'nın yıl dönümü yaklaşırken, medyaya Malatya'nın Yeşilyurt İlçesinin Cemal Gürsel Mahallesi'nde Alevilerin yaşadığı 13 evin kapı ya da duvarına ölümcül bir işaret atıldığı haberi düştü. Bu işaretin ne anlama geldiğini bilen mahalle sakinleri ister istemez endişeye kapıldı.

Haberin sosyal medyaya düşmesiyle, çarpılanmış kapısının önünde iki elini önde kavuşturmuş, omuzlarını büzüştürmüş Alevi bir kadının, Yüksel Kalın'ın fotoğrafı paylaşılmaya başlandı. Kadınının yüz ifadesinden tedirgin olduğu açıkça anlaşılıyordu. Artı Gerçek'ten Bahar Kılıçgedik'e konuşan Kalın korkularını dile getirirken, açıklama yapan başka bir kadın; Makbule Demir ise korktuğu için dışarıya çıkamadığını söylüyordu.

Korku vücudun beden bütünlüğünü sağlamak için geliştirdiği bir duygudur. Dışardan gelen uyarıcı bir etkenle tetiklenir. Kişinin geçmişte yaşadığı ve hafızasında silinmeyen olaylarla da yakından ilgilidir. Alevilerin bilinçaltına kodlanmış sayısız katliamı ve her katliam öncesi evlere atılmış işaretleri düşünürsek korkmaları son derece doğaldır. Ayrıca insan böylesi durumlarda kendisi için korkmasa bile; ailesinin, yakınlarının, komşularının başına bir şey geleceğini düşünerek de tedirgin olabilir. Fakat böylesi durumlarda korkunun ecele faydası olmadığını da gayet iyi bilmek gerekiyor. Ne kadar korkarsanız, o kadar savrulursunuz. Bu nedenle yapılması gereken, saldırıya karşı kendini korumak, öz savunmaya geçmektir. 

Devlet yetkililerinin kapı ve duvarların çarpılanmasına duyarsız kaldığını belirten Yüksel Kalın, röportajda can alıcı sözler söylüyor ve diyor ki; “Bugüne kadar yapılanlar nasıl unutulmuşsa, bu da unutulur. Biz Aleviler sahipsiziz. Atalarımız da sahipsizdi, biz de sahipsiziz.” Bu sözleri söylerken Aleviliğin birilerinin güdümünde olması ve birilerinin onlara sahiplik etmesini kast etmiyor, tam tersine Alevi halkının örgütsüzlüğünden, bin parçaya bölünmüşlüğünden, kimilerinin boşu boşuna düzen partilerinin peşine takılıp sürüklenişinden bahsediyor. Aleviler maruz kaldığı onca katliama karşın bir türlü doğru örgütlenemediği ve öz savunmasını oluşturamadığı için her an tehdit ve tehlike altında yaşıyor. 

Doğadaki bütün canlılar tehlike altında olduğu zaman öz savunma pozisyonu alır. Hindi gibi uysal, herhangi bir konuda hiçbir fikri olmayan bir canlı, kendisine ya da civcivlerine bir saldırı olacağını hissettiği anda tüylerini kabartarak ve ürkütücü sesler çıkararak saldırganı geri püskürtmeye çalışır. Ağaçlar, yaşamak için kökleriyle kayaları deler. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın geliştirdiği “Gül Teorisi” işte tam da bunu anlatır. Gül, kendisini savunmak için nasıl dikenlerine gereksinim duyuyorsa, toplumunda da kendisini savunabilmesi için öz savunma sistemine sahip olması gerekir. Devlet nasıl toplumu kutuplara ayırarak olası bir örgütlülüğün önüne geçmek istiyorsa, toplum da örgütlenerek kendi varlığını tehdit eden her türlü saldırıyı öz savunma sistemiyle geri püskürtmelidir.

AKP ve benzeri oluşumların yandaşları, çocuklarını daha bir kaç aylıkken camilerde örgütlenen oyun gruplarına götürerek eğitmeye ve örgütlemeye başlarken, biz genç kuşak Aleviler, Aleviliği tam olarak bilmiyor, bilmediği için yaşayamıyor ve bundan dolayı da inancımızı çocuklarımıza aktaramıyoruz. Oysa çok iyi biliyoruz ki çocukların hayatını sistemin okullarında öğrendikleri değil, kendi evinde öğrendikleri biçimlendiriyor. Bu nedenle biz Aleviler, Kürtler, Êzîdîler, Süryaniler, kısacası devletin ötelediği tüm halklar ve inançlar çocuklarımıza doğru bildiğimiz her şeyi evde kendimiz öğretmeliyiz. Acılarımızı, sevinçlerimizi, tarihimizi, inancımızı, korkularımızı ve umutlarımızı bizden öğrenmeli çocuklarımız. Onlara gerçeklerin asla karanlıkta kalmayacağını, kendilerini yutmak için vahşi bir hayvan gibi tetikte bekleyen kapitalist moderniteye karşı olanca güçleriyle direnmelerini, teslimiyetin ihanete, direnişin zafere götürdüğünü ve bir halkın, bir inancın sadece kendi özgücüyle, öz savunmasıyla zaferi kucaklayacağını her zaman ve durmadan anlatmalıyız.

Bu haber 1173 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2465 gün önce
2472 gün önce
2486 gün önce
2500 gün önce
2521 gün önce
2563 gün önce
2569 gün önce
2574 gün önce
2604 gün önce
2668 gün önce
2682 gün önce
2731 gün önce
2771 gün önce
2780 gün önce
2783 gün önce
2801 gün önce
2811 gün önce
2871 gün önce
2877 gün önce
2906 gün önce
2982 gün önce
3012 gün önce
3022 gün önce
3039 gün önce
3130 gün önce
3158 gün önce
3204 gün önce
3228 gün önce
3571 gün önce
3675 gün önce