Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Amed'den Agit'e giden yol...

18 Aralık 2016, 13:57

Yüreğimizde mutluluğu şakıyan bir çocukla

ve koynumuzda ışıldayan mezarlarımızla

sana geliyoruz ey tanrım

ebedi karanlığını aydınlatmaya! (*)

 

Türk devletinin 6-8 Kasım günü Dersim'in Avgasor Alanı'nda otuz bin askerle başlattığı ve çoğunlukla kobra helikopterler ve savaş uçaklarıyla hava bombardımanı yaptığı operasyonda 14 HPG gerillası şehit düştü. Bunlardan biri de Dersim Eyaleti Batı Karargâh sorumlusu Agit Amed'di. 17 yıldır Kürdistan dağlarında halkının özgürlüğü için savaşan Komutan Agit, kendisine karşı savaşanların yüreğine öyle bir korku salmıştı ki, Türk devleti mavi listeyle aradığı bu büyük komutanın başına 1,5 milyon TL ödül koymuştu.

 

Umut Hocaoğlu 1982 yılında Amed'de beş çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğar. 17 yaşına kadar bu adla var olur, böyle çağırılır ve bu ismin anlamı gibi sevdiklerinin umut ışığı olur. 

 

Derslerinde çok başarılı olan Umut, liseyi Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi'nde okur. Üniversite sınavlarına hazırlandığı dönemde bütün hayatına yön verecek bir olay olur. Kürt halkı için kara bir gün olan 15 Şubat 1999 tarihi Umut için de bir yol ayırımı, bir milattır. O gün 17 yaşında olan bu genç, hayatının geri kalan 17 yılını nasıl yaşaması gerektiğini iyice bilince çıkarır. Önderliğin esaretine kadar aslında çok apolitik bir duruş sergileyen ve sadece derslerine yoğunlaşan Umut, içten içe yanmaya başlar. Ailesinden gizlice çalışmalar yürütmeye başlaması da ona yetmez. Serok'un durumu, her gün televizyonlarda dönen Türkiye'ye getirilme görüntüleri ve o süreçte birbiri ardına yaşanan onca şehadetten sonra ne yaparsa yapsın, yetmeyecektir de. İçindeki yangın artık tüm bedenini sarmıştır çünkü.

 

Bir gün eve gelir, üstünde mavi bir eşofman üstü ve kot pantolon vardır. Annesine hasta olduğunu ve hastahaneye gideceğini, olur da yatırırlarsa akşam eve gelemeyecegini söyler. Sarılır, öper, koklar annesini ve evden çıkar. Umut kararını vermiştir; PKK'nin ismini dünyaya duyuran bir komutanın adını alacak, onca çileler çekmiş, medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim şehrinin isminini de soyadı olarak seçecek ve bundan böyle yaşamına Agit Amed olarak devam edecektir.

 

Yıllarca oğullarından hiç bir haber alamayan aile çözüm sürecinin başlamasıyla UMUT dolar. Bu öyle bir umuttur ki çocuklarına verdikleri bu güzel isim o bahar 21 Mart 2013'de barış sürecinin başlamasıyla bin bir çiçek açar.  Tam ondört yıl sonra, onun “artık beni aramayın” demesini bir kenara bırakarak arayışlara başlarlar. En sonunda yürekleri onları 2014 yazında Dersim'e götürür. 15 yıl sonra Dersim'deki şehitlikte oğlunu bir komutan olarak karşısında gören anne sevinç gözyaşlarına boğulur. 17 yaşında evden ayrılan oğlu 32 yaşında genç bir gerilladır artık. Olgun, sıcak ve hep umut dolu…

 

Dersim'de bir şehitliğin yapılacak olması yurtsever Dersimlileri o kadar heyecanlandırmıştır ki o dönem halk akın akın şehitliğe gelerek hem burada çalışır, hem de gerillalarla görüşme olanağı bulur. Ailenin geldiği o gün de şehitlik oldukça kalabalıktır. Agit annesine; “annecigim, ben buraya kendi isteğimle geldim. Benim yerim burasıdır. Arkamda ol. Cesur ol. Senden başka birşey istemiyorum. Şimdi seninle çok ilgilenemem. Burada misafirimiz olan halkımız bizim için çok kıymetlidir. Onların güvenliğini sağlamalıyız” der. O arada yanlarına orada misafir olan biri gelir, Kadriye anneye der ki; “Agit Dersim'dir, Dersim de Agit'tir. Agit Dersim'le öyle bütünleşti ki biz biliyoruz ki o burdaysa bize hiç bir şey olmaz.” Annesi Dersim'e gelmeden önce oğluna çok kaliteli bir gerilla ayakkabısı almıştır. Onu oğluna verdiğinde Agit; “Arkadaşlarımın ayakkabıları farklıdır, ben bunu giyemem” diyerek annesinin getirdiği mekapları ayakkabıları eski olan bir arkadaşına verir.

 

Ayrılık vakti gelir. Anne oğlunu öper, koklar, kokusunu ta ciğerlerine çeker. Tepeden aşağı inerken dönüp arkasına bakar, Agit'in ona el salladığını görür ve o zaman içine bir kurt düşer; “bu bizim ilk ve son görüşmemiz…”

 

Basından Dersim'de operasyon olduğunu ve 14 HPG gerillasının şehit düştüğünü okuyan aile soluğu Malatya Adli Tıp Kurumu'nda alır. Oğlunun cenazesi bir ceset torbasında çıplak olarak kendisine teslim edilen anne ondan kendisine bir hatıra bile alamaz. Sonradan “keşke oğlumun saçlarından bir tutam kesip alsaydım” diye içi içini yiyip durur.

 

Komutan Agit Amed ve yoldaşı Amed Hewreman (Ferhat Çağırcı) Amed'deki Yeniköy Mezarlığı'nda polislerin ablukasında, kitlesel bir törenle toprağa verilirler. Polisler tabutun üstüne bayrak örtülmesine izin vermediği gibi sarı-kırmızı-yeşil renklere de müsaade etmezler.

 

Agit'i gören ve onu tanıyan herkes duruşundaki yüceliği, adaleti, merhameti ve gözlerindeki özlemleri de görmüştür. Ela gözlerine Munzur'un mavi-yeşil rengi geçen, çok konuşmayan, konuşunca kısa cümlelerle kendisini ifade eden  biriydi o. Komutanlığını bile “burdaki tüm arkadaşlar hepsi birer komutandır“ diyerek paylaşırdı.

 

Agit Amed kendisini sadece Kürdistan'a değil, tüm insanlığa adamıştı.

 

7 Kasım'da Dersim'de ölümsüzleşen Şehit Agit Amed ve yoldaşlarını saygı, minnet ve özlemle anıyor, ailelerine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

 

(*) Şiir: A. Rahman Çadırcı, 'Dağların Şarkıları' kitabından

(**) Aileye ulaşmamda büyük çaba harcayan sevgili arkadaşım Roniya'ya çok teşekkür ederim.

 

 

 

Bu haber 749 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
87 gün önce
150 gün önce
191 gün önce
199 gün önce
202 gün önce
220 gün önce
230 gün önce
290 gün önce
296 gün önce
325 gün önce
401 gün önce
431 gün önce
441 gün önce
458 gün önce
549 gün önce
596 gün önce
624 gün önce
647 gün önce
990 gün önce
1094 gün önce