Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

12 Aralık 2016, 18:16

Atasözleri ve deyimler öyle bir günde oluşan söz dizileri değil, aksine tarihin süzgecinden süzüle süzele, insanlığın yaşamından, acılarından, trajedilerinden damıtıla damıtıla kalıplaşmış sözlerdir. Türk okullarında okurken öğrendiğimiz “bir Türk Atasözü der ki” cümlesinin de bir kandırmacadan ibaret olduğunu hepimiz biliyoruz. Nasıl ki bir zamanlar Kürt stranlarını İbrahim Tatlıses ve İzzet Altınmeşe gibi sistemin çığırtkanlığını yapan insanlar aracılığıyla Türkçeleştirip Türk müziği diye yutturdularsa, atasözlerimizi ve deyimlerimizi de çalarak kendilerine mal etmeye çalıştılar/çalışıyorlar.

Konumuza gelirsek; TBMM Başkanvekili AKP’li Ayşenur Bahçekapılı Almanya’ya giriş yaparken Köln/Bonn Havaalanı’nda içinde pasaport ve kimlik belgelerinin bulunduğu çantasının çalındığını iddia ederek polise başvurunca Alman polislerin “siz buraya nasıl girdiniz? Vizeniz var mı?” şeklindeki sorularıyla karşılaşmış ve bu da çok onuruna dokunmuş. Havaalanı karakoluna götürülerek bir saat kadar bekletilen Bahçekapılı bunu da kamuoyuna “alıkonulma” olarak yansıttı. Yurda kaçak girmiş gibi insanların arasında ayakta bekletildiğini söyleyen Bahçekapılı, bunun nedenlerini de şöyle açıkladı: “Türkiye yükselen güç, bağımsızlığını korumak ve geleceğini bağımsız bir şekilde kurmak isteyen bir ülke halinde. Sanıyorum bundan çekiniyorlar.”

Bu açıklamanın üzerine bir açıklama yapmak çok gereksiz olduğu için geçiyorum. 

Bu olayı tam da muhtarlarla toplantı halindeyken öğrenen Muhtarların Sultanı “yaw sen teröristi alıyorsun, ülkende misafir ediyorsun. Ama bir ülkenin TBMM başkan yardımcısını ve heyetini kapıda saatlerce bekletiyorsun. Şimdi bunlara aynısını yapmak gerekmez mi? Ondan sonra Erdoğan oluyor diktatör. Yaw sen benim TBMM başkan yardımcıma bu tür bir yanlışı yaparsan benim buna karşılık aynısını yapmam lazım. Bu personellere gereğini yapmadığın sürece Türkiye’de buna misliyle mukabele eder” dedi. 

Şaşırdık mı? Yok niye şaşıralım ki? Hakikaten tam da beklediğimiz gibi bir açıklama. Her şey olması gerektiği gibi. Muhtarlarla toplantı halinde. Üslup aynı üslupsuzlukta, ayrıca tehdit de var. Daha ne desin ki?

Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann’ı hemen Dışişleri Bakanlığı’na çağıran Türkiye, Almanya’ya haddini bildirdi tabii. Bunun üzerine havaalanı polisinin tuttuğu tutanakları inceleyen Alman yetkilileri Bahçekapılı’nın konsolosluktan aldığı geçici pasaportunda Almanya vizesi ile ilgili hiç bir bilginin olmadığını gördüler. Bahçekapılı’nın hiç bir kötü muamele ve gözaltına maruz kalmadığını açıklayan Alman yetkili Flören, Deutsche Welle’ye “bu tamamen rutin bir denetlemedir, sadece şahıs için değil herkes için geçerlidir. Bir şahıs sınıra gelir, diplomatik pasaportunun olduğunu söyler ve bunu gerekli resmi belgeleri göstererek ispatlayamazsa doğal olarak polisler de incelemek ve denetlemek zorunda kalırlar” diye açıklamada bulundu.

Yani sen hiç bir resmi belgen omaksızın kalk Almanya’ya gel ve “ben TBMM Başkanvekiliyim” diyerek el alemin ülkesine girmeye çalış, geçemeyince de bir kaşık suda fırtana çıkarmaya uğraş.

Almanya yatsın kalksın dua etsin ki muhtarlarla toplantı gibi çok önemli bir işi vardı Sultan’ın, yoksa sınırları açmakla kalmaz, Viyana kapılarına dayanırlardı!

“Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma” diye bir atasözü vardır. Bunu da Türkler söylememiş. Hemen hemen her milletin aşağı yukarı bu anlama gelen bir sözü var, kendimizi kandırmayalım.

“İnsan olarak böyle bir uygulamaya tabi tutulmak hoş bir şey değil. Kaldı ki ben bir parlamenterim” diyen Bahçekapılı’ya sormak gerek; 7 Haziran seçimlerinin tek galibi HDP’nin bu başarısını sindiremeyen ve binbir hile ile seçimleri tekrarlatan, onu da yine hilelerle kazanan, sonra halkların seçilmiş belediye eşbaşkanlarını birer birer rehin alan, Kürt belediyelerini gasp eden, hızını alamayarak halkların seçilmiş milletvekillerine yönelerek onlara saldıran, HDP’li milletvekillerini esir alarak tutuklayan ve yoğun tecrit koşulları altında bulundurarak kimselerle görüştürmeyen Erdoğan’ın yaptıkları “hoş” mu? Onlar da sizin gibi seçilmiş parlamenterler -ve belediye eşbaşkanları- değil mi? 

Pasaportsuz-vizesiz başka bir ülkeye giren milletvekilini yarım saat bekletmelerini dert ederek “o derece önemli muhtarlar toplantısını” bölen ve Almanya’ya tehditler savuran Erdoğan, Kürt halkına ve onların seçilmişlerine yaptıkların ne?

“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diye sormazlar mı?

Bu haber 640 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
28 gün önce
42 gün önce
56 gün önce
77 gün önce
119 gün önce
125 gün önce
130 gün önce
224 gün önce
287 gün önce
328 gün önce
336 gün önce
339 gün önce
357 gün önce
367 gün önce
427 gün önce
433 gün önce
462 gün önce
539 gün önce
569 gün önce
578 gün önce
595 gün önce
686 gün önce
733 gün önce
761 gün önce
784 gün önce
1127 gün önce
1231 gün önce