Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Rüzgarlar öykümü fısıldadığında...

08 Ağustos 2016, 16:57

O xayin şarapnel yüreğimi dağladığında ölmedim ben. Bir anlık gözlerimi kapamışım. Açtığımda baş ucumda Sarya ve Binevş vardı, gökyüzünden yıldız topluyorlardı. Hemen kollarımı açtım, kucaklaştık bin yılların hasretiyle…
 

Dema ku me digot heval

Ji heval xweştir çi hebu heval?”*

Benim adım Deniz, Deniz Fırat... Annem bana çocukken “Leylê“ derdi. Gökyüzünden yıldızlar toplar, her sabah saçlarıma serperdi...  Bir gün yıldızlarımızı çaldılar... 

Wan’da doğdum; Ebex’te (Çaldıran)… Orada büyüyemedim ama. Çaldılar çünkü bize ait ne varsa ve Wan Gölü’nü hayatımda hiç görmedim. Yüzmeyi denizde değil, küçük bir derede öğrendim. Deniz görmeyi istedim hep, göremedim... Gün geldi, kendim bir “deniz“ oluverdim; denizden okyanuslara açıldım, koca koca okyanuslara, uçsuz bucaksız sulara...

Bir baskın sonrası Xecîxatun’dan yola çıktığımızda yalnızca sekiz yaşındaydım. Günlerce yol yürüdük. Annem, dört kardeşim, bir de ben. Size nasıl anlatsam? Acı dolu bir yolculuktu. İran’a geçecekken askeri operasyonun içine düştük. Üç aylık kız kardeşim durmadan ağlıyordu. Sınırı geçtik ve birde baktık ki ses yok, bebek artık hiç ağlamıyor. Hepimiz dönüp gayriihtiyari anneme baktık: Onu Türkiye Sınırı’nda bir ağacın altına bırakmış... Annemin “bir tercih yapması gerektiğini“ öğrendiğimde, anne olmanın ne kadar meşakkatli bir şey olduğunu düşündüm. Biri döndü de alıp geldi bebeği sonra...

Kardeşlerimden birini, -ki daha yedi yaşındaydı- Türk savaş uçaklarının bombaladığı Zelê’de yitirdim. Bu acıyı kime, nasıl anlatsam? Düşünün ki ciğerinizi göğüs kafesinizden çıkarıp elinize veriyorlar. Öyle bir acı işte. Sonra ver elini Kandil... Artık dağa dayanmış bir DENİZ’dim. Biz dağda büyüdük... Dağ büyüttü bizi… Dağ her sabah bize anamızın ak sütü gibi güneşi içirdi. Ve biz üçümüz; ablam Sarya, küçüğüm Binevş ve ben, artık tercihimizi yapmıştık. Onlar birer tohum olup toprağa düştüklerinde, bana Maxmur’un yolları düştü... 

 

Maxmur’a akan Deniz…

Maxmur çölün ortasında, akrep yuvası... Saddam’ın “sizi öyle bir yere vereceğim ki, bir tarafı dağ, bir tarafı deniz“ dediği kum deryası... Susuzluktan kavrulan Maxmur’a bir “deniz“ gerekti. Kendi ellerimizle yarattığımız şehir... Ağaçlar dikip, hayvanlar yetiştirdiğimiz, okul açıp gazete çıkardığımız, yoktan var ettiğimiz Maxmur... Güzellikleri yaratmak için elbette savaşmak gerekti. Cehaletle de savaştım, düşmanla da. En büyük silahım hep kalemimdi ve kameram bir de.  

O gün, barbarların silahlarından fırlayıp gelerek kalbime saplanan şarapnel parçası beni öldürdü sandılarsa...

O xayin şarapnel yüreğimi dağladığında ölmedim ben. Bir anlık gözlerimi kapamışım. Açtığımda baş ucumda Sarya ve Binevş vardı, gökyüzünden yıldız topluyorlardı. Hemen kollarımı açtım, kucaklaştık bin yılların hasretiyle. Ellerimizde yıldızlar... 

 

Yanımda Sarya ile Binevş…

Birlikte sınırdan içeri geçtik. Gelin arabası gibi süslenmişti arabam. Bütün ailem, halkım gelmişti beni karşılamaya. Otuz yıl önce ayrıldığım ve bir daha hiç görmediğim köyüme gidiyordum; bu benim bayramımdı, bir kere daha kucaklaştım halkımla. 

Köye girerken bir zılgıt çektim ki “tilililili“... Belki sesimi Maxmur’dan Sultan anam ve yoldaşlarım da duymuştur. Eve gittik... Doğduğum, ama büyüyemediğim eve... Bütün aile bir odada toplaştık. Sarya ve Binevş’de oradaydılar. Yüzümü açtım ve doyasıya baktım kardeşlerime, evime, memleketime... Bir Ağustos sıcağında, özlediğim bütün kokuları çektim ciğerime... 

Toprakla kucaklaşma vaktim geldiğinde... Toprağımın kucağına uzandım. Ayak ucumda son giyindiğim elbiseler, yukarıda masmavi bir gökyüzü, yanımda Sarya ile Binevş ve üzerimize dökülen yıldızlar...

Rüzgarlar size öykümü fısıldadığında...

İşte kalemim, işte kameram, 

yazmaya ve anlatmaya devam edin... Ne kalemim, ne de kameram kalmasın yerde...

 

* Şiir: Ferhad Merdê, Türkçesi: 

O zaman ki biz diyorduk heval,/ Heval’den güzel ne vardı heval?..

Bu haber 792 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
235 gün önce
242 gün önce
256 gün önce
270 gün önce
291 gün önce
333 gün önce
339 gün önce
344 gün önce
438 gün önce
501 gün önce
542 gün önce
550 gün önce
553 gün önce
571 gün önce
581 gün önce
641 gün önce
647 gün önce
676 gün önce
752 gün önce
782 gün önce
792 gün önce
809 gün önce
900 gün önce
947 gün önce
975 gün önce
998 gün önce
1341 gün önce
1445 gün önce