Lütfen bekleyin..

Eylem Kahraman

Aslan yurdudur Dersim, tilkiler giremez!

09 Temmuz 2016, 23:27

Şu aralar milletçe hiç bir şeye şaşırmama modundayız. Rusya’dan özür dileniyor, İsrail’le anlaşmalar imzalanıyor, hemen akabinde İstanbul’da bombalar patlıyor, onlarca sivil insan ölüyor ve biz hala şaşırmıyoruz. Gündem öyle bir hızla değişiyor ki şaşırmaya zaman bile kalmıyor.  

Son yıllarda Dersimli öğrenciler TEOG sınavlarında birinci oldukları için bu yıl Mahir’in birinci olması da şaşırtmadı kimseyi. Ama ben Sabah Gazetesi’nden Mevlüt Tezel’in yazısını okuyunca epeyce şaşırdım. (Tunceli’ye taşınan Robert Koleji kazanır)

“Mahir İstanbul’da bir devlet okulunda okusaydı aynı başarıyı elde eder miydi?“ diye soruyor Tezel ve bunun yanıtını Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in 2015 Eğitim Endeksi’nde Dersim’in ilk sırada olmasına dayanarak veriyor. Araştırmada İstanbul 56, Ankara 44 ve İzmir 31’inci olmuş. Bana da sorarsanız oralarda birinci olamazdı. Her ağaç kendi toprağında yetişir ve verimli olur çünkü. Mahir bu metropollerden birine gitmiş olsa köyünü, arkadaşlarını, koyunlarını ve dağını-taşını özleyip duran mutsuz bir çocuk olacaktı. Dersim’de yaşıyor olması başarının birinci sebebi bence.

Yazıda köylerdeki eğitimin daha kaliteli olduğuna, Dersim’de öğretmen açığı olmadığına değinilmiş. Dersim’e giden öğretmenlerin yıllarca aynı görev yerinde kaldıklarını, İstanbul’daki en köklü okullarda bile aynı yerde görev yapan öğretmenlerin az bulunduğu yazılmış. Bir kere Dersim’de öğretmen açığının olmadığı doğru değil. Birçok köyde öğretmen olmadığı gibi okul da yok. Bazı nahiyelerde ya da büyük köylerde okul olması bu gerçeği değiştirmiyor. Daha iki hafta önce PolitikART’ta yazmıştım; (Gidiyorum heval, bir isteğin var mı?) Dersim’de uzun süre kalmak isteyen öğretmenlere gelince, bu doğru. Üstelik sadece Dersim için değil, Kürdistan’ın bütün illeri için geçerli bu. Korka korka gelip, ordaki insanları tanıyınca gerçekten de hiç bir şeyin düşündükleri ya da onlara söylendiği gibi olmadığını kendi gözleriyle görüyorlar. Hiç bir ayırıma maruz kalmadıkları gibi, kimliklerini ve inançlarını da saklamak zorunda kalmıyorlar. Köylü ne ekse, ne biçse, ne pişirse onlarla paylaşıyor. Büyük şehre gitseler geçinmek için belki de ek iş yapmak zorunda kalacak olan bu öğretmenler Kürdistan illerinde görev yaptığı zaman para biriktirip ev ve araba alabiliyor, lüks yaşayabiliyorlar.

“Tunceli’de imkanın az ve sosyal hayatın kısıtlı olması öğrencilerin daha çok ders çalışmasını sağlıyor“ diyen Tezel, sanırım “sosyal hayat“ derken sanal alemi kastediyor. Yoksa Dersim’deki insanlar metropollerdekilerden daha sosyaller. Diğer yüzde elli gibi eve kapanıp gün boyunca evlilik programı izlemiyorlar. Sohbetlerini sanal ortamda değil, yüzyüze yapıyor, kitap okuyor, sinemaya da eyleme de gidiyorlar. 

“Tunceli’de yaşanan göçler yüzünden özellikle köylerde nüfusun azalması, sınıf mevcutlarının ortalama 15 kişiye düşmesi Mahir’in başarısında büyük etken“ diyor ardından. Fakat bu insanların neden yerini yurdunu bırakıp gittiğini hiç sorgulamıyor. Mesela Türk devletinin yıllardan beridir süregelen katliamlarına, kırımlarına, sürgün politikalarına hiç değinmiyor. 1938 olmamış, 90’lar hiç yaşanmamış, 2016 da sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi yazıp geçiyor. Şu anda Dersim’in 20 bölgesinde Olağanüstü Hal uygulaması olduğunu, bütün ilçelerde yakılmadık tek bir orman kalmadığını, ormanlık arazilere helikopterlerle  tırtıl ve zehirli yılanlar atıldığını, HES’lerle birlikte tüm yaşam alanlarını yok edildiğini de yazmıyor. Yazmıyor, çünkü işine gelmiyor. 

“Tunceli’de tam gün eğitim yapılması da başarıyı getiren başka bir faktör. Çocuklar sabahın köründe  okula gitmek zorunda kalmıyor, İstanbul’daki gibi 2-2,5 saat trafik çilesi çekmiyorlar“ demesine ne demeli? Birçok köyde ve mezrada okul olmadığından burdaki çocuklar karda kışta onlarca kilometrelik yolu yürüyerek en yakın okula gitmek zorunda kalıyorlar. Kışın suları yükselen derelerden geçemeyip suya düştükleri için ayazda buz tutmuş elbiseleriyle, yağmurlu günlerde çamura bulanmış halleriyle okula geciktikleri için her sabah üstüne bir de dayak yiyen sınıf arkadaşlarım vardı. Yıllar geçmesine rağmen değişen bir şey yok. 

Yazısının sonunda “Ne garip değil mi?“ diye soruyor Tezel. Anlamıyorum, garip olan ne? Dersimli birinin birinci olması niye şaşırtıyor ki bunları, hemde hiç bir şeye şaşırılmaması gereken bu süreçte? Dersimli’ye sadece ölümü ve zulümü reva gördüklerinden sindiremiyorlar başarılı olmalarını. Yoksa niye desin ki “çocuğunuzun İstanbul Erkek Lisesi’ni, Galatasaray’ı, Robert Koleji’ni kazanmasını istiyorsanız Tunceli’ye taşının“? Seçimlerde oy alamadılar tabii, bunun için de demografik yapıyı değiştirmeleri gerek. Bu kurnazlıklara hiç de yabancı değiliz. 

9 Temmuz 1937’de hunharca bir şekilde katledilen Alişêr Bey ve hayat arkadaşı Zarife Xatun’u saygıyla anarak Alişêr Bey’in meşhur dizesiyle yanıtlayalım  o zaman: “Aslanlar yurdudur, tilkiler girmez.“

Bu haber 680 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
www.gomanweb.org
986 gün önce
Eylem Kahraman için Gomanweb yazarları arasında bir köşe açmak istiyoruz. Sayın yazarın ve NEWENDEDERSİM Gazetesi yönetiminin izin vermesini umuyor, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

www.gomanweb.org

Editörü
Yazarın Diğer Yazıları
82 gün önce
99 gün önce
110 gün önce
170 gün önce
176 gün önce
205 gün önce
281 gün önce
311 gün önce
321 gün önce
338 gün önce
429 gün önce
475 gün önce
503 gün önce
527 gün önce
870 gün önce
974 gün önce