Lütfen bekleyin..

Haydar IŞIK

ÖCALAN- DEWREŞE EVDΑyi DİNLİYOR

25 Mart 2019, 09:37

1998 yılının son günüydü. Beni Sayın Öcalan'a götürdüler. Basının „villa" dediği korunaklı bir binada kalıyordu. Bir devlet adamına yaraşır konut denebilirdi. Sıkı güvenlik altındaydı. Güvenliği geçtikten sonra bir süre bir odada bekletildim. Merakım had safhadaydı. Kürdistan liderleri darağacında son nefesini vermişlerdi. İlk defa bir Kürt lider bunca baskı ve devlet zulmüne kafa tutuyor ve asla yenilmesi mümkün olmayacak bir direniş yaratıyordu. Ona muhalif Kürt ve Türk basını ise hakkında bir sürü menfi yayınlar yaparken, PKK geleneğinden gelmeyen biri olarak, çünkü ben 1975 yılından itibaren Almanya'da yaşıyordum, ikircimliydim. Nasıl bir insan? Kürtleri düze çıkaracak kapasitesi var mı? TV programlarında izlemiş, kitaplarını ve makalelerini okumuştum. Hatta öylesine kara bir propaganda yapılıyordu ki, kitapları başkası yazıyor, onun adına yayınlanıyor, diyorlardı.

Bir süre sonra 1. kattaki odasına çıkarıldım. Gözlerinden akan dostluğun derinliği ve sevecen güler çehreyle karşıladı. Bir çeşit rahatlamıştım. Kürdistan'da ırkçı faşist sistemlere direnen on binlerce bir gücü; öngörüsü, aklı ve çelik disipliniyle yaratan birini tanımak, benim için büyük bir onur kaynağıydı. O kadar rahatlamıştım ki, kendimi gelenksel bir Kürt evinde konuk hissettim.

Laf lafı açtı. Genellikle Almanya'da ne oluyor bitiyor, öğrenmek istedi. Ben de KNK üyesi olarak katıldığım görüşmeleri ve Alman basınını, devletin Kürtlere bakışındaki kör politikasını anlatmaya çalıştım. Bir ara „Sayın Başkan, niye Kürdistan dağlarına çıkmadınız?" sorarken, gayet net, oraya gidebilirdim. Ama benim yüzümden gerillaya zehirli gaz atabilirlerdi. Kaldı ki, siyasi mücadeleyi burada sürdürmek gerekir. anlamına yakın cevap verdi.

Sonra küçük bir teypi açıp DEWREŞE EVDÎ destanından bir stran dinletti. Stran çok derinlikli hüzünle bitiyordu. Kendisini görmeye gelecek sevgilisi, yaralı pejmürde halini görmesin diye bıyıklarının düzeltilmesini isteyen Ezidi savaşçının ölüme en yakın anını anlatıyordu. Öcalan, bu suretle halkının değerlerine nasıl bağlı olduğunu gösteriyordu. Ayrıca özgürlüğe tutkusunu vurgulamak istiyordu.

Hoca; Tolstoy, SAVAŞ ve BARIŞ romanını yazarken, otantik olmasına dikkat etmek için savaş alanına gidiyor. Siz yazarlar da gerilla kahramanlığını yerinde görüp yazmalısınız. Orada anladım ki, bir değil Kürdistan'ı işgal eden tüm devletler birlik olsalar bile Kürtleri susturamazlar. Bir halkı uyaran, düzlüğe çıkaramasa bile ulusal bilinç verip sağlamca ayakları üstüne tutan böylesi bir lider, aynı zamanda halkının destanlarını okuyor, geleneklerine yakın duruyor. Yani halkını iyi tanıyor.

Bu karşılaşmayı hatırlayınca, İbrahim Şahin ve Ömer Güneş'in bu sene yayınladıkları „DENGBEJ ŞAKİRO- Antolojiya Dengbejan" çalışmasını görse, yüzüne asılan geniş gülümsemesiyle „Sizi kutlarım. Yaptığınız çalışma gerçekten de çok önemli." diyeceğine inanıyorum. Acaba İmrallı'ya gönderilebilinir mi bilemem ama onu tanıyan biri olarak bu çalışmaya çok sevineceğini ve değer biçeceğini düşünüyorum.

Kürtlerin hafızası, yüzlerce yıl önceki olayları, tarihi sosyal ve kültürel değerleri günümüze kadar taşıyan dengbejlerin eserlerini yazılı hale getirmek ve kalıcılaştırmak, Kürt kültürüne edebiyatına, sosyal yaşamına, tarihine hizmettir. Bu vesile ile ben de Ömer ve İbrahim'i bu çalışmalarından ötürü kutlamak istiyorum. Geçmişte bazı çalışmalar olsa da maalesef istenen düzeyde değildi. Antolojiya Dengbej kütüphanede kaybolmayacak bir kapak dizayniyle hazırlanmış. Her aydın Kürdün kütüphanesinde olması gereken kitaptır.
Antolojide serhildan klamlarından Dewreşe Evdî Destanı'na kadar ilgi duyacağınız bir kültür hazinesi var. Bütün mesele kitabı edinip okumak gerekiyor.

NEWROZ haftasındayız. Amed şanına yakışır kutladı. Kürdün uyanışı giderek hızlandı. „Sömürgeci dinci ırkçı faşist sistem halkımızı kırbaçlarken, zindanda çürütürken, baskı ve zulüm altında tutarken, bir yandan da bu zulüm halkımızı uyandırıyor." düşünceme katılıyor musunuz? Tiranın zulmü bol olsun. „Yallah Kürdistan'a" derken, Kürtler aha Kürdistan buradır. Senin dedenin mezarı bile bu topraklarda yokken, biz binlerce yıldır atalarımızın toprağında yaşıyoruz. Biz sana yallah git demeyiz, demiyoruz. Sen neden bunca düşmansın? Bu düşmanlığın bize ufuk açıyor. Ne yapmalıyızı düşünüyor, örgütleniyoruz. Zulmün ne kadar bolsa, aydınlanmamız da onca bol olacaktır.

Newroz vesilesiyle mesaj gönderen dostlara, ve okurlarıma: „Newroz'a şima bimbarek bo./ Cejna Newroz'a we piroz be." Ayrıca Sayın Öcalan şahsında Türk zindanlarında esir tutulan kadın erkek yurtseverlerimizin Newroz Bayramı'nı yürekten kutlarım.

Haydar Işık, 24.Adar 2019

Not: Haftaya hastanedeyim. Bir süre yazamayacağımı arzedeyim.

Bu haber 1106 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1981 gün önce
2105 gün önce
2161 gün önce
2243 gün önce
2262 gün önce
2295 gün önce
2347 gün önce
2373 gün önce
2421 gün önce
2425 gün önce
2450 gün önce
2550 gün önce
2556 gün önce
2610 gün önce
2627 gün önce
2650 gün önce
2715 gün önce
2736 gün önce
2769 gün önce
2799 gün önce
2824 gün önce
2900 gün önce
2934 gün önce
2943 gün önce
2985 gün önce
3029 gün önce
3041 gün önce
3066 gün önce
3073 gün önce
3134 gün önce
3143 gün önce
3158 gün önce
3159 gün önce
3179 gün önce
3188 gün önce
3194 gün önce
3205 gün önce
3260 gün önce
3269 gün önce
3283 gün önce
3290 gün önce
3294 gün önce
3444 gün önce
3456 gün önce
3462 gün önce
3513 gün önce
3542 gün önce
3563 gün önce
3822 gün önce
3844 gün önce
3905 gün önce
3909 gün önce