Lütfen bekleyin..

Haydar IŞIK

PKK - Kürtler ve Almanya

15 Aralık 2018, 16:30

Sıkıştırılan su ses verir, derler. Türkiye, 1920'den itibaren Kürtlerin sosyal, kültürel ve politik tüm hak istemlerini askeri önlemlerle bastırdı. Tüm devlet kanallarını kullanarak Kürtleri dara soktu. Koçgiri, Şeyh Said ve Zilan'daki Ararat ayaklanmasına kadar Kürdün en masum sosyal ve kültürel istemleri Türk devleti tarafından kanlı bastırıldı. 1937/38 yılında ise, daha ne Öcalan dünyaya gelmişti, ne de PKK vardı. Kemal Atatürk 4 Mayıs 1937 de Hitler ve Mussolini Guernica'yı bombalarken Dersim'i 40.000 askerle kuşatıp 70.000 Kürt Kızılbaş katlettirdi. Oysa Dersim'in devlete karşı silahlı bir eylemi olmadığı halde bu soykırım yapıldı.

Faşist askeri cunta 1980 yılında iktidara geldikten sonra, Kürt halkı üzerinde eşi benzeri bulunmayan insanlık dışı davranış sergiledi. Kürtleri kadın erkek anadan doğma soymalar, ağır hakaretler, dışkı yedirmeler, Diyarbakır zindanında fosseptik çukurda tutmalar, fare yedirme işkencesinden tutun, Alman faşizminden ve diğer dünya ülkelerinden aldıkları metotlarla yüz binlerce Kürde işkence yaptılar.

Bu insanlık dışı devlet pratiğine karşı durmamak insanlıktan uzaklaşmaktır. Kürde kendisini ifade eden herhangi bir hak verilmedi. Anadili yasak, kimliği ve kültürü ağır yasak altındaydı. İşte PKK, devletin Kürde reva gördüğü bu koşullarda ortaya çıktı. Sivil ve barışçıl tüm öneriler silahlı kuvvetler ve polis tarafından bastırıldığından, PKK 1984'te silahlı hak arama mücadelesi başlattı. Kürtlere göre bu çıkış, İsa'yı Peygamber gören milyarlarca insanın temiz ve saygın inanışı gibi temiz ve haklıydı. Kürtler Müslüman oldukları halde anadilinde ibadeti yasaklanmış, faşist ve ırkçı Türk devleti Kürt halkının nefes borularını kesmişken, PKK bir havari gibi doğmuştu. PKK'nin doğmasını Kürt halkı büyük bir sevinçle karşılamıştı. Nihayet bunca hakarete cevap verebilecek onurlu Kürtler var ve haklarımızı savunuyor, diye destek verdiler.

90'lı yıllarda Kürdistan'da asit kuyularına insanlarımız canlı canlı atılırken ve Kürdistan'da katliam sürerken, Alman devleti DDR'in bir buçuk milyar DM değerindeki silah envanterini Türkiye'ye hediye etmişti. Bu silahlarla 4.000 Kürt köyü yerle bir edilmiş binlerce aydın insanımız derin devlet ile onların kurduğu Hizbullah'ın ortak eylemleriyle ortadan kaldırılmıştı.

Alman devletinin o zamanki Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel, bir gazetecinin „Türkiye sizin silahlarınızı Kürtlere karşı kullanıyor." sorusu üzerine, dalga geçer gibi „Siz Alman silahından çıkan merminin bir sivili vurduğunu tespit ettiniz mi?" diye yanıt vermişti. Alman politikasının bu tutumu, nasıl bir Kürt düşmanlığına battığının en bariz işaretiydi.

90'lı yıllarda Türkiye'deki katliamları protesto etmek için PKK burada bazı kanun dışı yanlış eylemlere başvurdu. O zaman bu yanlış eylemlikleri yönetenlerden hiç biri bugün ortada görünmüyor. Onlar saf değiştirdiler, itirafçı ve ihparcı oldular veya geri çekildiler. Ama Almanya Kasım 1993'te Türkiye'nin baskısı ve istemi üzerine PKK'yi terörist örgüt olarak ilan edip yasakladı. Aynı Alman devleti, Türkiye'ye hediye ettiği silahların on binlerce Kürdü öldürdüğünü bir kez bile sorgulamadı. Ben devletim, istediğime silah veririm. Türkiye benim stratejik dostum, üstelik NATO üyesi bir partnerim.

Almanya, Türkiye'ye silah satmak için „PKK terör örgütüdür." deyip her türlü devlet olanaklarıyla Kürtleri takip etti. „PKK terör örgütü" şablonuna kendisini Kürt gören her aydın da dahil edildi. Kürtlerin sosyal ve kültürel haklarını savunan her Kürt Alman makamları tarafından PKK'li görüldü ve cezalandırıldı. Beni karakolda soyan polise, Ben Alman vatandaşıyım, deyince, ama siz bir Kürtsünüz dediklerini iki kez yaşadım. Almanya Kürde işkence yapmadı, asit kuyularına atmadı ama onu pasivize etmek için elinden geleni yaptı. Bu baskı Türk devletinin elinin güçlenmesine neden oldu. Oysa tarihinin sırtında Hitler faşizmi olan, çok barbar bir sistemden sonra ortaya çıkan ve dünyanın en demokratik liberal anayasasına sahip bir devletten, Kürde yapılan faşist saldırılara çanak tutması beklenmezdi. Yahudi soykırımı yapmanın ağırlığı altındaki bir ülke, Kürde soykırım uygulayan faşist Türk devletiyle ekonomik çıkarları zedelenmesin diye üç maymunu oynamamalıydı.

Maalesef sırtındaki Holocaust'a rağmen Alman devleti politikası tarihten ders çıkarmamışa benziyor. 1938 yılında Almanya'dan aldığı zehirli gazla Türkiye,
Dersim'de mağaralara sığınan Kürtleri kitlesel gazlayarak öldürdü. O zaman faşist rejim vardı, ama aynı Almanya'nın firmaları Saddam Hüseyin'e Zehirli gaz üretme olanağı verdiler, o da 1988 yılında HALEPÇE' de 5000 Kürt katletti. Alman firmaları 2003 yılına kadar Saddam Hüseyin ile ticaret yapıyordu.

2000 yılında meşhur tiyatrocu-yazar George Taborie Süddeutsche Zeitung Feuilleton bölümünde yaptığı röportajda „Kürt Holocaustu" olduğunu söylemişti.

Helmut Kohl döneminde Türkiye'ye hediye edilen silahlar 4000 Kürt yerleşkesini yerle yeksan yaptı, on binlerce Kürt bu silahlarla katledildi. Peki Helmut Kohl'ün ardılları üzüntü mü duydular? Bayan Merkel iki yıl önce Kilis'te Rus ve rejim uçaklarının Halep'i bombalamasını „Barbarlık" olarak nitelemişti. Ama aynı Merkel, Türk devletinin bombaladığı, SUR, Cizre, Şırnak ve Nusaybin hakkında tek söz etmedi. Türk devleti sadece güçlülük psikozu ve kibiriyle, Erdoğan'ın iktidarda kalma hesabı güderek, NATO'nun ikinci büyük ordusunu ve dünyanın terörist gördüğü İslami cihadist-selefist faşistleriyle Afrin'e saldırdı. Bir sortide 72 uçak Kürt yerleşkelerini bombaladı. Merkel'den „Bu orantısız bir saldırıdır, yazıktır, günahtır" diye bir ses duymadık.

Almanlara en ağır hakaretleri yapan Türk Bakan Çavuşoğlu'nu, SPD'li Dışişleri Bakanı Gabriel, Goslar'daki evinde kabul edip garson gibi çay sundu. Kendilerine Nazi, faşist ve benzeri hakaretleri yağdıran şahıs birden „değerli dost" oluverdi. Türkiye bu yumuşaklıktan istifade ve LEO 2 tanklarının modernizasyonu ihalesi ve bilemediğimiz diğer vaatlerle, eli serbest bırakılınca Alman silahlarıyla Afrin'e saldırdı. Almanya bağımsız ve büyük bir devlettir. İstediği ülkelerle dostluk ilişkileri geliştirmede, ticaretini çıkarına uygun sürdürmede özgürdür. Ancak faşizmi yaşayan Almanya, Erdoğan'ın faşist ırkçı, dinci askeri rejimini, ekonomik ve politik desteklerse, o zaman Hitler faşizminden ders almadığı anlaşılıyor.

Kendisini Alman Führer'i Hitler gören REİS, Fırat'ın Doğusuna saldıracağım diyor. „Kürt teröristler," yani PKK ve YPG neden gösteriliyor. Suriye'den Kürtler sana bir taş bile atmamışken neden bu saldırganlık? Afrin'e girdiği gibi şimdi de Alman silahlarıyla Fırat'ın Doğusu'na girmek istiyor. ABD hava sahasını TC uçaklarına kapalı tutarsa, göreceğiz anyayı konyayı. Eğer Afrin'de Rus kalleşliği gibi hava sahasını faşist TC ordusuna açarsa, o zaman halkımız bütün parçalarda direnir. Şüphesiz bu da bir kazanımdır. Kaldı ki halkımızı koruyan ve savunan PKK ve YPG gibi silahlı güçler var. Vietnam ABD'yi dize getirdi. Kürtler de savaşı çok seven Reis'e bir ders vereceklerdir. Reis, ancak bu suretle Türk ırkçılarını, İslam faşistlerini bir arada tutabiliyor. Ama pirince giderken evdeki bulgurdan olma da var.

Buradan dönelim PKK'ye. İster beğenin ister eleştirin, PKK, Kürtlerin elinde yegane instrumenttir. PKK, Kürtlerin Ulusal Kurtuluş Hareketidir. PKK'yı „terörist" görmek Kürt halkını terörist görmek olarak algılıyor Kürtler. Kaldı ki PKK, 90'lı yıllarda yaptığı yanlışlıklardan özür dileyerek ayrıldı. Bir ulusal kurtuluş örgütü olarak Kürtlerin haklarını savunuyor. 2014 yılının son ayları olmalıydı. CDU-CSU Parlamento Fraksiyon Başkanı Volker Kauder, Federal Parlamento'da konuşurken, özetle şöyle demişti. PKK birliklerinin açtığı koridorla Hıristiyan ve Yezidi halkları kurtuldu. Paradoksa bakınız ki, aynı partinin başkanı Merkel Suriyeli sığınmacılar Türkiye'de kalsınlar diye Erdoğan'a 6 milyar Avro verdi. Yine aynı partinin İçişleri Bakanı ise, Türkiye'nin istemi ve baskısı üzerine PYD nin sembollerini yasakladı. Oysa YPG, Türkiye'nin destek verdiği İslamo faşist DAİŞ, El Qaida, El Nusra gibi cihadist örgütlerle savaşıyor. Türk devleti, o zaman olduğu gibi bugün de DAİŞ ve diğer cihadist terör örgütlerinin dostudur. Avrupa'daki camilerde radikalleştirilen cihadistler nasıl Suriye ve Irak'a gittiler? Bu katil güruh Türkiye üzerinden sınırdan geçiriliyordu. Bu cihadist güruh pek çok diyanet camiinde radikalleştikleri bilindiğine göre, Alman devleti bizden aldığı vergilerden milyonlarca Avro'yu DİTİB'e bu çalışmalarını sürdürmesi için veriyor. Türkiye Afrin'e saldırdıktan sonra bu camilerde Fetih dualarının okunduğunu Alman devleti çok iyi bilmektedir. Bu duaları okumak, Kürt halkına karşı cihad açmak demektir. Alman devleti, DİTİB'e en ufak bir şey söyledi mi, casus imamları bile hapse koymadı, hatta temize çıkardı. Alman devletinin bu tutumu aynen şuna benziyor. Kürtlerin elini kolunu bağla, dinci faşistleri üzerine sal, demektir.

Alman devleti ve Alman basını çoğunlukla PKK derken virgül açıyor ve bir terör örgütü, diyor. PKK, Kürt halkı tarafından kabul görmeseydi onlarca yıldır ayakta kalamazdı. Kürt halkı büyük destek verdiği için bu örgüt NATO'nun ikinci büyük ordusuna karşı savaşıyor. Dünya hukukunda, halkının ulusal kurtuluşu için savaşan, halkının özgürlüğü için çalışan, halkı tarafından desteklenen bir örgüt, terörist görülmez. Bu örgüt bazı terör olaylarına katılmış olsa bile, terörist yaftası vurulmaz. Kaldı ki PKK Türkiye'yi bölmek yerine eşit ve özgür haklar talebinde bulunuyor. Almanya Türkiye'nin stratejik dostuysa, Türkiye'de yaşayan 20 milyon Kürdün de dostu olması gerekmez mi? Kürtleri görmeyen Almanya, Türkiye'ye dost olması da söz konusu olamaz. Askeri endüstri ürünlerini satmak için, Türkiye'nin Kürtlere savaşının sürmesini istiyor. Bu da dostluk olamaz. Öbür yandan PKK üç harfini yazdıktan sonra hemen bir terör örgütüdür demek, hangi hukuka sığar. Almanya'nın PKK'yı yasaklamayı, terör örgütü görmeyi, Türkiye'nin Kürtlere yaptığı soykırımı görmemeyi, soykırıma ortak olmak olarak algılanmaktadır. Erdoğan'ın Alman tank ve toplarıyla Afrin'e girmesi, tetiği çeken Türk olsa bile, öldürücü silahı veren, asıl sorumlu görülmektedir. Almanya bu günahın altından süratle çıkmalıdır.

Kürtler, İŞİD veya DAİŞ denen İslamo faşistleri Suriye ve Irak'ta yenilgiye uğratırken, binlerce can kaybettiler. Bir de şunu düşünsün Alman politikacılar. Eğer bu vahşi İslamo faşistler galip gelselerdi, başından beri cihadistlerin yanında olan Türkiye şimdi hangi tarafı tutardı? Ve bunlar Avrupa'da pek çok insan öldürmez miydi? Kürtler onlara karşı cansiperane savaşırken iyiydi, ama şimdi onların ortağı ve aynı görüşteki Erdoğan Türkiye'si, faşist İslami cihadistlerin Kobane ve Raqqa'daki yenilgilerini hazmetmemiş olmalı ki, büyük bir kin ve kibirle Kürtlere saldırınca, kimseden ses çıkmıyor. Bu nasıl vicdan ve ahlak anlayışıdır? Silah satımı ve ihale alma üzerine Türkiye ile ilişki kuran Almanya, bütün değerlerini sıfırlamış durumdadır.

Türkiye'de hak-hukuk mu var, insanın yaşam güvencesi mi var? Adım adım Şeriata götüren dinci bir faşist diktatörün, Kürde soykırım yapması için bunca kolaylık sağlamaları, evrensel ahlak ve hukuk dışına çıkmaktır. Erdoğan ve partisinin Türk-İslam sentezi açık faşizmdir. Ortadoğu'daki tüm terör olaylarının temel nedeni bu „Müslüman Birader" denen anlayıştan doğmaktadır. Öbür yandan Türk faşizminin uzun eli buraya kadar uzanmaktadır. DİTİB camilerinin mollaları, MİT elemanları, Osmanlı çeteleri ve devlet destekli diğer çeteler Almanya'da bir Kürt-Türk çatışmasını her zaman körükleyebilirler.

Kürtler dünyevi bir halktır. Müslüman oldukları halde, Türk İslam anlayışına karşı duruşları var ve dünyaya entegre bir hayat sürdürmektedirler. Ama sıkıştırılan su ses verir, sözünü unutmayın.

Haydar Işık 14.12.2018

Not: Bir yıl kadar önceki yazımı kısaltıp güncel yapıp sunarken, gelecek hafta başında
hastaneye yatacağımı arzedeyim. Umarım sağlıklı aranıza dönerim. Berxwedan Jiyane!

Bu haber 151 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
27 gün önce
43 gün önce
131 gün önce
152 gün önce
185 gün önce
216 gün önce
240 gün önce
316 gün önce
351 gün önce
359 gün önce
401 gün önce
445 gün önce
457 gün önce
482 gün önce
489 gün önce
559 gün önce
575 gün önce
576 gün önce
595 gün önce
604 gün önce
611 gün önce
621 gün önce
676 gün önce
685 gün önce
699 gün önce
706 gün önce
710 gün önce
861 gün önce
873 gün önce
878 gün önce
930 gün önce
959 gün önce
980 gün önce
1239 gün önce
1261 gün önce
1322 gün önce
1326 gün önce