Lütfen bekleyin..

Erdoğan Yalgın

AKP, CHP’nin paradigmasıyla hükmetmektedir!

27 Mayıs 2016, 19:56

Tarih incelendiğinde; Osmanlı’nın yıkılışına doğru, Cumhuriyetin kuruluş aşamasıyla birlikte Kürt aydınları içinde kısmen de olsa bir ulusal bilincin geliştiği görülmektedir. Önceki girişimleri saymazsak, örneğin Kürt aydınlarının öncülüğünde, 30 Aralık 1918'de İstanbul'da, Kürt Teali Cemiyeti (Kürdistan Yükselme Derneği) kuruldu. Partinin/ Derengin Elazığ, Diyarbakır, Bitlis başta olmak üzere bazı Kürt illerinde de faaliyetleri başlatılmıştı. Başta M. Kemal olmak üzere Osmanlı aydınları, basın-yayın organları Kürt Teali Cemiyetini ve Kürt aydınlarını, tıpkı bu günlerde olduğu gibi yok etmek istiyorlardı! O tarihlerde Kürt aydınlarını; İngilizler başta olmak üzere batılı devletlerle ittifak yapmakla; Osmanlı devletini yıkmak ve halifeliği ortadan kaldırmakla suçlamışlardı!

Kürt Teali Cemiyeti; Kurulacak olan Cumhuriyete karşı girişilen bir şer odağıydı! Bu türden iddialarla hem Müslüman Kürtlerin, Kürt Teali Cemiyetine verecekleri destek frenleniyor ve hem de Kürt aydınları itibarsızlaştırılmak isteniyordu. Lakin işin renginin hiç de öyle olmadığı, 1925 yılındaki Şeyh Said isyanının kanla bastırılmasından yaklaşık iki yıl sonra yapılan itiraflarda anlaşılıyordu. Sözgelimi Mustafa Kemal, 1927 yılındaki Nutuk’unda (söylev-demeç) bu tür faaliyetleri; "Memleket içinde ve İstanbul'da milli varlığa düşman kuruluşlar" olarak telakki emişti. Kürtler bağlamında 1918‘li yılları şöyle değerlendiriyordu; "Bu dernekler dışında, memleket içinde daha başka bir takım dernek ve kuruluşlar da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elâzığ illerinde, İstanbul'dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu derneğin amacı yabancı devletlerin himayesi altında bir Kürt devleti kurmaktı!" diyecekti. Zira, İngilizler ve batılı güçlerle işbirliği yaparak Osmanlı devletini yıkanların, halifeliği sözde ortadan kaldırıp yerine Diyanet İşleri Başkanlığını (1924) kuranların, emperyal güçlere sınırlarını açanların, ekonomiyi bağımlı hale getirenlerin, başta Kürtler olmak üzere, bu toprakların kadim halklarını "yok etme" politikaları üzerinden Cumhuriyeti kuran aynı Osmanlı aydınlarının olduğu anlaşılmıştı. Burada dile getirmek istediğimiz eleştirel yaklaşım, köhnemiş Osmanlı’nın ve halifeliğin ortadan kaldırılması hususu değildir! Yerine inşa edilen çağdaş halifelik kurumu niteliğinde olan Diyanetin, M. Kemal ve arkadaşlarının bir ürünü olduğunu hatırlatmaktır!

Öte yandan Cumhuriyet kurulurken; Kürtlerden alınan destek ve sonrasında Kürtlere vurulan ölümcül kelepçenin günümüze sarkan iki yüzlü politikalarıdır. Bu ülkenin anayasasında sözde laiklikten alınan hukukun üstünlüğü ilkeleri, başta Kürtler olmak üzere Aleviler ve diğer azınlıklar için asla uygulanmamıştır. Cumhuriyetin kuruluşundaki Kürt partilerine yapılan anti demokratik uygulamalar, Kürt  siyasetçilerine/ aydınlarına karşı uygulanan baskıcı-despotik yaptırımlar, günümüze kadar aynen devam ettirilmiştir.

M. Kemal’den, adaşı Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar gelen CHP’nin bütün kadroları nezdinde; Kürtler, Aleviler ve azınlıklar hep "Memleket ve Ankara için milli varlığa düşman topluluklar, unsurlar, kuruluşlar" olarak görülmüşlerdir. 1990 yılından beri kurulan kısmen de olsa Kürt renklerini ve özgürlükçü düşünceleri taşıyan bütün siyasi partilere karşı geliştirilen tavır, tıpkı 1918 yılında Kürt Teali Cemiyetine karşı geliştirilen tavırla aynıdır. 1994 yılında kapatılan Demokrasi Partisi’nin (DEP) Kürt vekilleri, tutuklanarak yıllarca hapsedildiler! O günden bu güne yeni bir ruhla siyasi-politik, kültürel faaliyetlerini sürdüren Kürt aydınları, yanlarına aldıkları devrimci blok güçlerle birlikte küllerinden yeniden yaratılmış Anka kuşu gibi yepyeni bir uçuşa geçtiler.

7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçim sonuçlarıyla sarsılan devletin üst aklı (-CHP paradigması!), yeni politik manevralar geliştirdi. Buna göre son tahlilde, mezhepçi-ırkçı iktidarın yedek lastiği halinde hazır tutulan Kılıçdaroğlu ve çevresi ile birlikte, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) vekillerine karşı topyekün bir savaşı dayatma yoluna gittiler. Hangi siyasi yelpazede olursa olsun vicdanlı Kürtler, Müslümanlar, Aleviler başta olmak üzere; bu topraklarda yok sayılan kadim halklar ve aydınlar; mecliste yaşanılan bugünlere tanıklık etmelidirler! Sözünü ettiğimiz bu vicdanlı topluluk katmanları; AKP’nin tüm politikalarını sözde eleştirerek ve Erdoğan’a "Diktatör bozuntusu" dediği halde; Kürtlerin de içinde bulunduğu demokrasiyi, barış ve kardeşliği savunanların bileşkesi olan HDP’ye karşı; MHP ile birlikte nasıl da AKP’nin yedek lastiği olduğunu asla unutmamalıdırlar!

Cumhuriyet tarihinde söz konusu Kürtlerse, gerisinin teferruat olduğu zaten bilinmektedir! AKP iktidarda olabilir ama CHP’nin düşünceleriyle (paradigmasıyla) hükmetmektedir! CHP kadroları bunu çok iyi bilir, ancak Kılıçdaroğlu Alevilerde ve özgürlükçü demokrasi güçlerinden bu gerçeği gizlemektedir!

Bu haber 637 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
513 gün önce
973 gün önce
1017 gün önce
1077 gün önce
1082 gün önce
1139 gün önce
1175 gün önce
1183 gün önce
1189 gün önce
1211 gün önce