Lütfen bekleyin..

Erdoğan Yalgın

Dêrsim Festivali ve görevlerimiz!

26 Mayıs 2016, 08:49

Avrupa’da, Almanya merkezli geleneksel hale getirilen “Dêrsim Festivali”nin 7’incisi bu yıl; 29-30 Mayıs 2015 tarihlerinde, “Am Römerhof 15, 69486 Frankfurt a.M. (Rebstockpark)” adresinde yapılacaktır. Bazı kurumların bir araya gelerek gerçekleştirecekleri Dêrsim Festivali, yoğun bir program sunumu içermektedir. Dêrsim (Munzur) Kültür Festivali’nin değişik veryantları, her yıl Dêrsim ve ilçelerinde aynen yaşatılmaktadır. Bütün bunlar olması gereken kitlesel kültür-sanat etkinlikleridir. Neden “Dêrsim” ya da neden “Dêrsim Festivali?” sorularına verilecek birçok cevap bulunmaktadır! Fakat herkes tarafından iyi bilinen o temel cevaplara, yine de kısaca deyinmekte fayda var!

Dêrsim‘in antik coğrafi yapısının, günümüzdeki Dêrsim bölgesiyle sınırlı olmadığı bilinmektedir. Zira 16. yüzyıla kadar bu bölge, “Çemişgezek Sancağı” olarak anılmış ve bu coğrafyanın bir diğer adı; “Kürdistan” olarak tarih kitaplarına ve ocak kroniklerine (şecere berat, menakıbnameler) yazılmıştır. Nitekim Dêrsim, Batıni Aleviliğin ana yurdu olan yukarı Mezopotamya, Kürdistan coğrafyasının kalbidir. Batıni Aleviliğin temelini oluşturan itikat ocaklarının merkezi üssü, hiç kuşku yok ki bu kutsal topraklardır.

Hint-Avrupa ve Uray-Altay dil ailelerinin çoğunda “Ocak” sözcüğünün yazılışı ve anlamsal açılımları aynı değerlere işaret etmektedir. Kürtçe ve Farsça’da “Ocak, Ucax, Ocax” kavramının anlamı, daha da belirgin bir kutsiyete kavuşturulur ve yol erenleri tarafından ocağın kutsal ateş ile olan ilintisi, felsefik bir boyut kazanır. Dolayısıyla iç içe geçmiş “Ocak, Ateş ve Alevi” kavramlarının kökeninde antik Zerdüşti değerlerin, daha çok göze çarptığı anlaşılır. 

Modern dilde ocak, örgütlü toplumsal bir yaşama işaret etmektedir. İnancımızın bu temel ögesi yaşamalı ve inadına yaşatılmalıdır. Antik bir Mezopotamya yaratması olan inancımız, Anadolu ve Kuzey (Bakur) Kürdistan‘ında günümüzde “Alevi” adıyla anılan “Türkmen Bektaşileri” ve “Kürt (Dêrsim) Réya Heqi Ocakları”; 19. yüzyıldan önce kendi aralarında iki ayrı gruptan müteşekkil yapılardı. Nitekim tarihsel varlığı içinde Batıni dailer tarafından, belli coğrafi merkezlerde tesis edilmiş bazı inanç ocakları, dergahları, okulları şunlardan ibarettir:

l 10. ve  11. ile 13. yüzyılda, Kuzey Kürdistan’daki Kürt klanlarının bağlı oldukları Dêrsim merkezli “Erkân Ocakları, Ocaxzâde Erkânları, Evliya Ocakları” da denilen “İtiqat é Réya, Raa Heq” ocakları. 

l 13. yüzyıldaki Anadolu’da vücuda gelmiş “Hacı Bektaş Veli Ocağı”. 

l16. yüzyılda İran, Azerbaycan merkezli safevilerin kurduğu “Ardebil-Erdebil Ocağı“. Bütün bunlara eklenmesi gereken, yine proto dönemde tesis edilmiş Karmatiler’in, Irak’ın Küfe merkezinde 11. yüzyılda kurdukları “göçmen dailer ocağı” olan “Dar-ul Hicre ocağı/evi”. 11. yüzyılda İran, Irak Kürdistanı’nda Ehli Haq’ların kurdukları ocaklar. Ve 11. ile 12. yüzyılda İran’ın Kuzeyindeki, Kazvin bölgesinde Hasan Sabah’ın kurduğu “Alamut Ocağı“. Ve daha nice benzerlerini, bunlara ekliyebiliriz! Dêrsim ocaklarının bilinen başlangıcı; 10. ve 11. yüzyılı, “proto erken dönem” olarak ele alınabilir. Dêrsim ocaklarını ele alacağımız ikinci bir periyod, 13. yüzyıl ve sonrasıdır. Günümüzde, başta Kürdistan’ın farklı bölgeleri olmak üzere, Anadolu’nun değişik yerlerine dağılan Kürt Ocak ve Ocaxzâdelerin tarih sahnesine çıkış merkezleri, Kürdistan’ın kalbi olan Dêrsim’dir. Bütün ocaklar, bu kutsal topraklarda vücuda getirilmiş ve bunlar tarafından talipler topluluğu oluşturulmuştur.

Osmanlı ve cumhurriyetin gizli acentasında, bir bütün olarak Kürt coğrafyasında en çok üzerinde durulan bölgenin Dêrsim olduğu bilinmektedir. Dêrsim üzerine tutulan lahiya-raporlara ve bunların pratikte uygulanış biçimlerine bakıldığında, bunun ne denli dayanılmaz bir süreç olduğu kendiliğinden anlaşılacaktır. Peki öyle ise “neden pilot bölge olarak Dêrsim seçilmiştir?” sorusuna, verilecek yığınla cevap anahtarlarımız bulunmaktadır. Fakat burada üzerinde durulması gereken iki önemli hususun altını çizmekte fayda vardır:  

Bir; Antikite verileriyle Dêrsim, kadim Kürt klanlarının/aşiretlerinin anayurdudur. 

İki; bu Kürt klanlarının/aşiretlerinin kendi teolojik dilleriyle (Kurmancî, Kirmancî) toplumsal antik inançlarını yaşattıkları en son coğrafyanın adıdır.

İşte itikat süreğine (Alevi erkânı) bağlı olan bütün Kürt klanları (talipleri), Dêrsim’deki ocaklar sisitemiyle, kendilerini asırlardan beri sosyo-kültürel ve etno-inançsal değerlerini yaşatmışlardır. Sonuç olarak; Anadolu’daki Türkmen Alevilerinin; Hacı Bektaş Veli’nin nezdinde (1209-1271), Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesini kendilerine nasıl ki bir kabe olarak görüp, 16 Ağustos 1964 tarihiden itibaren her yılın, 16-17-18 Ağustos günlerinde buraya akın ediyorlarsa; Dêrsim’in de bütün Kürt Alevilerinin kutsal mekanıdır. Dolayısıyla her yıl Almanya’da ve Dêrsim’de düzenlenen Dêrsim/Munzur kültür-inanç festivallerine akın etmelidirler. Bu bir görevdir! Ocaklarımıza, Pirépiranlarımıza, atalarımıza, kutsal topraklarımıza karşı olan görevlerimizdendir. İstisnasız bütün Dêrsimliler başta olmak üzere ve Dêrsimlilerin tüm duyarlı dostlarının Frankfurt’taki bu geleneksel Dêrsim Festivali’ne katılmalarını ve orada omuz omuza halaylara durmalarını bekliyoruz! Bitirmeden, şunu da eklemeliyiz: Bu yılki Dêrsim Festivali’nin gelirleri; “Kobanê’nin yeniden inşası” ve “Dêrsim’deki anadil çalışmaları” için kullanılacaktır! Xızır yar ve yardımcımız olsun! Evliyalarımız, wayirlerimiz üzerimizde gölgemiz olsun! Haksızı, arsızı, yalancıyı ve inkarcıyı yolumuzdan uzak tutsun! Gerçeğe Hü!

 

Bu haber 647 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
457 gün önce
916 gün önce
961 gün önce
1021 gün önce
1025 gün önce
1083 gün önce
1118 gün önce
1127 gün önce
1133 gün önce
1155 gün önce