Lütfen bekleyin..

Erdal Er

Kürtlerin bitmeyen 1. Dünya savaşı

07 Ağustos 2019, 08:12

Birinci Dünya savaşının galip ve mağlupları; “barış masası” kurduklarında, “kutlama ziyafetleri” Kürtlerdi.

Yemek sofrasından kalkıp evlerine döndüklerinde, heybelerinde, “ganimet” olarak Kürtlerin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri vardı.

Kürtlerin, coğrafyasını, zenginliklerini ve petrollerini babalarının malları gibi birbirlerine hediye etmişlerdi. Kürtlerin siyasi, hukuki, insani hakları yok sayılmış, ülkeleri dörde bölünmüş ve modern dünyanın “siyahları” olarak çağımızın köleleri ilan edilmişlerdi!

İngiltere, Fransa, Rusya başta olmak üzere, dünya Kürtleri sırtından hançerlemiş; yaşama hakları bile Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin insafına bırakmışlardı.

Aslında Türkiye, İran, Irak, Suriye devletleri Ortadoğu’da Kürtler için kurulan ve penceresi olmayan hapishanenin dört duvarı gibiydi. Kürtlerin bırakın üzerinde yaşayacakları özgür bir toprak parçası, bir mezar bile kendilerine fazla görülmüştü.

Sykes-Picot’un mimarları son askerini de çektiklerinde arkalarında sadece pimi çekilmiş tahrip gücü yüksek bombalar bırakmamışlardı, aynı zamanda sürekli kaşıyıp kanatacakları bir sorun bırakmışlardı.

Batılı ve bölge devletleri kendi aralarındaki çıkar çatışmaları, “barış” ve “savaş”, ticaret, askeri anlaşmalar gibi başlıklarda yine kurban olarak hep Kürtleri seçtiler. Oysa Evrensel Beyannameye göre, her bireyin doğuştan “temel hakları” vardı, aynı şekilde toplumlar ve ulusların da. Bu hak nedense Kürtlere fazla görülmüştü.

Kürtlerin asla bir hakkı olmayacaktı. Dillerini konuşamaz, kültürlerini yaşayamaz, politik bir statüleri olamaz, özgür iradeleriyle kendilerini yönetemezlerdi. Bu hakları talep ettiklerinde başları hemen ezilecekti.

Bu hakkı talep edenler öldürüldüler, hapse atıldılar, idam edildiler, köyleri, kentleri haritadan silindi ve sürgüne yollandılar.

Bir defa kalemleri kırılmış, dünyanın efendileri böyle buyurmuştu.

Modern dünyanın gözleri önünde 40 milyon halk bunları yaşadı ve hala yaşıyor. Mahmut Esat Bozkurt’un kafasıyla, özetlersek; Kürtlerin tek hakkı ‘efendilerine hizmet’ etmekti.

Kürdistan’da sonraki yıllarda barışın sağlanmadığı, yaraların kapanmadığı, savaşın devam ettiği yaşanarak görülecekti.

Dört parça Kürdistan’da bölge devletleri eliyle yaşatılan felaket ve trajedilerin haddi var hesabı yok.

Şimdi yüz yıl öncesine, o kanlı sofraya yeniden geri döndük. Beklenti en azından bu defa “tarihsel haksızlık giderilecek, Kürtlerin hakları tanınacak” üzerineyken, ne yazık ki günümüzde kurulan masanın üzerindeki iştahları kabartan “ziyafeti” yine Kürtler oldu!

Dersim, Zilan, Mahabad Cumhuriyeti, 1975 Cezayir anlaşması, Enfal, Halepçe, 1. Körfez savaşı, Şengal gibi süreçlerde hep Kürtler kurban edildi.

2011-2012 sonrasında ise radikal cihatçı gurupları Kürtlerin başına saldılar. Kürtler, son 7-8 yıl içinde çok ağır bedeller ödediler.

Rojava ve Güney Kürdistan’a gittiğinizde binlerce yeni kazılmış mezar göreceksinizdir. Şimdi o mezarlar üzerinde Kürt kadınları, erkekleri, yaşlıları ve çocukları ağlayıp yas tutuyorlar.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, dünya Rojava Kürtlerini parçalamaları için sabırsızlıkla bekleyen Türkiye’nin önüne yem olarak atmak istiyorlar.

“Kürtlerin hakları var” dediği için hapse atılan Sırrı Süreyya Önder’in dediği gibi, “La bu Kürtler size ne etti? Kürtlerin iyiliğinden başka hangi kötülüğünü gördünüz?”

Son söz olarak, yeni mezarların kazılmaması, acıların üstüne yeni acıların eklenmemesi, yeni savaş ve felaketlerin yaşanmaması için yapılması gereken Türkiye’nin saldırılarını durdurmaktır. Rojava’ya, Güney’e saldırının Türkiye de dahil olmak üzere hiç kimseye bir faydası yok ama büyük zararı olacağı kesindir.

Dünyanın Kürtlere sadece DAİŞ’le mücadele ettikleri için değil, aynı zamanda tarihsel olarak Kürt halkına borcu var. Bu haksızlığı yapanlardan borçlarını ödemelerini isteyemeyiz ancak vicdanını, ahlakını ve temel değerlerini yitirmemiş dünyadan bunu isteyebiliriz. Böyle bir dünyanın da var olduğunu görüyoruz.

Sorunu sadece Kürtlere saldıranların kötülükleriyle açıklayamayız. Susup ve izleyenlerin de sorumlulukları olduğunu hatırlatmak gerekir.

Ortadoğu’da, Türkiye’de Kürt sorunu çözülmeden hiç kimsenin rahat yüzü görmeyeceği son yüz yıl içinde fazlasıyla tecrübe edilmiştir. Bunu anlamak için ikinci bir yüz yılı heba etmeye gerek yok.

Çözüm, Kürtlerin siyasi, hukuki statüsünün verilmesi ve eşit yurttaşlar olarak kendi toprakları üzerinde yaşamalarından geçer…

Bu haber 72 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
509 gün önce
1284 gün önce