Lütfen bekleyin..

Erdal Er

Ruhunu Erdoğan’a satanların utanmazlığı…

08 Ocak 2017, 17:51

"Utanmaz, düzenbaz, dini-imanı para olan, korkak, vicdanlarını, onurlarını ve mesleklerini satanlar kalkmış HDP’ye ve Kürt halkına dil uzatıyorlar. Sadece dil uzatmıyorlar açıktan düşmanlık yapıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan’ın gözüne girmek için Kürt düşmanlığında birbirleriyle yarışıyorlar."

Neymiş; Beşiktaş’taki eylemde hayatını kaybeden polisler için üç parti (AKP, MHP ve CHP)  ‘teröre’ karşı ortak bildiri yayınlamış da, HDP neden bildiriye imza atmamışmış…’

Peki, o çok sevdikleri bildiri de üç parti ne diyor;

‘’…Şanlı tarihimizden aldığımız bu güç ile terör saldırıları karşısında millet olarak topyekûn mücadele edeceğimizden… Milletimiz müsterih olsun. İnsanlık düşmanı teröristler yenilecek; aziz Türk milleti ve devleti muzaffer olacaktır. Millete kastetmeye kalkışan teröristler ya yok olacak ya da adalete hesap verecektir.’’

Buyurun, ne anladınız bu bildiriden?

Üç parti  bildirilerinde barış için değil de, savaş için ‘topyekûn’ çağrı yapılmış. Daha fazlakan, daha fazla  gözyaşı, daha fazla yıkım. Dahası var; daha çok Kürt tutuklayın, dahafazla çok Kürt öldürün.!

‘Terörle’ başlayıp ‘intikam’, ‘yok edeceğiz” ile biten böyle bir militarist, ırkçı, faşist bildiriye HDP hangi nedenle imza atsın? Bu HDP’nin kendisini inkâr etmesi ve ilkelerinden vazgeçmesi değil mi?

Üç parti ‘terör’, ‘intikam’, ‘yok edeceğiz’, ‘vuracağız’, ‘kıracağız’ tehditleriyle çözüm değil, savaş bildirisi yayınlamış, ruhunu faşizme teslim edenler kalkmış HDP’ye akıl veriyorlar.

Bir tek yerde barış, çözüm, kan dursun çağrısının geçmediği bildiride üç parti, ülkenin kan gölüne dönmesinde sanki sorumluluk kendirine ait değilmiş gibi, HDP’yi hedef gösteriyorlar.

Oysa HDP yayınladığı bildiriyle savaşa ve can kayıplarına karşı çıkış yolu olarak şunu işaret ediyor.

“…Bu acıların bir an önce dinmesi ve yenilerinin yaşanmaması için herkes elinden geleni yapmalıdır. Türkiye hem iç hem de dış politikada barış, demokrasi, insan hakları adına örnek bir ülke ve daha önemlisi politik aktör haline gelmelidir. Daha fazla gerginlik, kutuplaşma, düşmanlık ve çatışma üreten politikaları, dili ve üslûbu, uygulamaları derhâl sonlandırmak gereklidir. Bu gidişe dur demenin ilk adımı budur.’’

Gerçek buyken sanki İstanbul’daki eylemi HDP yapmış gibi linç kampanyası başlatmak, faşizmdir ve ikiyüzlülüktür.İstanbul’da yaşanan eylemde hayatını kaybeden polislere sahip çıktığınızda en az onun yarısı  kadar da Kürdistan’da yaşanan katliamlara karşı çıkmanız gerekmez mi? Bunu yapmayacaksınız sonra da kalkıp Kürtlere hakaret edip akıl vereceksiniz.

Bir gecede 700-800 HDP’li yönetici gözaltına alınıyor, ruhunu, onurunu bir kaç kuruş karşılığında Erdoğan’a satan Abdulkadir Selvi, Ahmet Hakan, Hande Fırat, Hadi Özışık ve Yılmaz Erdoğan gibi isimler halen HDP’ye sayıp sövmeye devam ediyorlar.

20 Milyon Kürt insanının dili, kültürü, varlığı yasak, bundan utanç duymuyorlar! Neden bu ülkede Kürtler bizimle eşit haklara sahip değil, neden milyonlarca Kürt çocukları anadillerinde eğitim görmüyor? Sorusunu sormuyorlar.

Şırnak, Sur, Cizre, Nusaybin, Gever; tanklar, toplar, savaş uçaklarıyla yerle bir edildi, umurlarında olmadı. Bir gidip görelim, bu vahşete karşı çıkalım demediler! Onlar şatafatlı hayatlarını sürdürmeyi tercih ettiler. Bu vahşetin bir gün dönüp onları da rahatsız edeceğini akıllarının ucuna bile getirmediler.

Yüzlerce insan bodrumlarda üzerlerine gaz dökülerek yakıldılar, başını çevirip bir ‘ne oluyor?’ diye sormadılar! ‘Bu ortaçağ karanlığıdır’, ‘bu barbarlıktır’ demediler.

Kürtlerin kutsal mekânları savaş uçaklarıyla bombalandı, mezarlıkları yerle bir edildi, ‘ayıptır’, ‘günahtır’, ‘ne yapıyorsunuz?’ diye bir tek söz söylemediler! ‘Sizde hiç mi vicdan, ahlak yok!’ demediler.

Kürt kadınları katledildi, çıplak bedenleri alçakça sokaklarda teşhir edildi, cenazeleri haftalarca sokaklarda bekletildi; dönüp arkalarına dahi bakmadılar! “İnsanlığımızdan utanıyoruz” demediler, bir tek satır yazmadılar!

HDP Eşbaşkanları, milletvekilleri tutuklandı, partinin il ve ilçe teşkilatları ateşe verildi, ‘bu yaptığınız hukuksuzluktur’ diyemediler.

Sanatçısı, yazarı, akademisyeni, sivil toplum örgütü temsilcileri yaşananlar karşısında içine düştükleri içler açısı bir durumdur. Erdoğan korkusu hepsini esir almıştır. Kürt halkına hakaret etmek, onları hedef göstermek kolay ama Erdoğan’a dönüp “neden ülkeyi kan gölüne çevirdin, neden hırsızlık yaptın?” deme cesaretini gösteremiyorlar.

Sonuç olarak, kötü niyetli insanları bir tarafa bırakarak şunun sorulması şarttır; Kayseri ve İstanbul’daki eylem bir neden değil, sonuçtur. Kayseri ve İstanbul’da bomba neden patladı? Bir insanneden kendisini havaya uçuruyor? İnsanları bu noktaya getiren nedir? Ağlamanın, sızlamanın nedeni yoktur. Bu sonucu Erdoğan yönetimi yarattı. Şırnak diye bir ili haritadan silerseniz, insanları bodrumlarda yakarsanız, kadınları katledip çıplak bedenlerini teşhir ederseniz bu sonucu siz yaratmışsınız demektir. PKK’ye laf söyleyenler önce dönüp Erdoğan’a baksınlar.  Kürt halkına uygulanan soykırıma baksınlar.

Bu tür politikalar devam ederse önümüzdeki günlerde, aylarda benzer eylemler olacaktır. Bunu bilmek, tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. O zaman ‘asacağız’, ‘keseceğiz’, ‘misliyle hesap soracağız’, ‘intikam alacağız’, ‘kökünü kazıyacağız’ tehditlerini bırakmaları gerekiyor. Siz birinden intikam aldığınızda intikam aldığınız kişinin yakınları da gelip sizden intikam alır. Kan davası mantığıyla devlet yönetilir mi?

Korkakların, ruhunu, vicdanını satmışların, iradesini diktatöre teslim edenlerden kimseye bir fayda geldiği bugüne kadar görülmemiştir. Bundan sonrada geleceği yoktur. Gelecek diktatörlüğe boyun eğmeyen, ruhunu zalimlere satmayan ve zulme karşı mücadele eden özgür insanlarındır!

 

Bu haber 656 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
563 gün önce
1338 gün önce