Lütfen bekleyin..

Erdal Er

AP’nin Mehmet Tunç’a borcu var

12 Aralık 2016, 18:12

Avrupa Parlamentosu çatısı altında düzenlenen 13’üncü Uluslararası Kürt Konferansı’nı izlemek için salondaki yerlerimizi aldığımızda aklımda bir önce ki yıl düzenlenen konferans vardı.

O konferans sürecinde Kürdistan kentleri dünyanın gözü önünde yakılıp yıkılırken; Cizre Halk Meclis  Eş Başkanı Mehmet Tunç bulunduğu bodrumda telefon aracılığıyla salona bağlanarak Avrupa’ya ve dünyaya ‘Cizre’de vahşet yaşanıyor, insanlığa karşı suç işleniyor. Biz burada insanlık adına direniyoruz, sessiz kalmayın’’ diyordu.

Ne yazık ki bir yıl önce AP o sese sırtını döndü, felaket giderek büyüdü, Mehmet Tunç ise seslendiği bodurumda onlarca Kürt genciyle birlikte sağ çıkmadı. Oysa Avrupa Birliği’nin Cizre vahşetini durdurma gücü fazlasıyla vardı. Yüz yılık SykesPicot hikâyesinde Kürtler nasıl yalnız bırakıldıysa yine yalnız bırakıldı.

Bir yıl sonra yine aynı konferansa katılan sivil toplum, siyaset, medya, akademi ve entelektüel dünyası Erdoğan’ın nasıl diktatör olduğu ve nasıl durdurulacağı tartışması doğrusu işin acı verici tarafıydı.

Önce ki yıllardan farklı olarak AP milletvekilleri “ama ancak, fakat” cümlelerinin arkasına saklanmadan sözlerini söylemeleri elbette yok sayılacak bir gelişme değil. Diğeri ise önceki yıllardan farklı olarak konferansa Sol Parti, Yeşiller ve Sosyal Demokrat gruplarının ev sahipliği yapması sadece konjonktürel bir sonuç olmadığı, aynı zamanda Erdoğan yönetimine karşı yeni bir dönemin başladığının göstergesi. Geçmişte Kürt meselesinde aynı partiden milletvekillerini yan yana getirmek bile zorluklarla doluyken, bugün üç grubun birlikte hareket etmesi aşılan engellerin  ve alınan yolun büyüklüğünü gösteriyor.

Aynı konuda konferansın açılışını yapan AP Birleşik Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer’in şu sözleri önemliydi: ‘’AP çatısı altında bulunan birçok gruba mensup milletvekilleri Türkiye’ye karşı birlikte mücadele ediyor.’’

24 Kasım 2016 tarihinde parlamentonun Türkiye ile süren müzakerelerin durdurulma kararını alması da  sözü edilen ortak mücadelenin sonucu olarak çıktı.  Öyle görünüyor ki önümüzdeki dönem AP çatısı altında Türkiye’ye karşı daha güçlü bir muhalefet göreceğiz.

Konferansın bu yıl ki ana teması SykesPicot anlaşmasıydı. Yüzüncü yılı geride bırakan anlaşma, bugün yaşanan sorunlarında ana kaynağı olarak gösterildi.

Bu konuda farklı yorumlar olsa da ortak görüş yüz yıl önce Kürtlerin siyasal süreçten dışlanması, Ortadoğu’daki barışın sağlanmadığı, yeni savaşlara kapıları açık bıraktığını gösteriyor.

Kürt konferansında siyaset, akademi ve medya dünyasının öne çıkan görüşlerini şöyle özetlemek mümkün;

 1. Erdoğan’ın bize yaşattığı dehşetten dolayı duyduğumuz öfkeyi dile getirmek yetmiyor, somut adım atılmalıdır.

 2.  Türkiye’de darbe girişimine karşı Erdoğan tarafından karşı darbe yapıldı ve yaşanan mağduriyetler sınırları aştı.

 3. Tek adam halkına karşı savaş açmış ve uyguladığı politikalarla birlikte yaşamı ortadan kaldırıyor.

 4. AB mültecilerle ilgili geri kabul anlaşmasında Erdoğan’ın yardımcısı durumuna geldi.

 5. AB, Kobanê’de, Sur ve Cizre’de sessiz kaldı.

 6. AB, HDP eş başkanları, milletvekillerinin tutuklanması, DBP’li belediyelere el konulması ve eş başkanların tutuklanmasında kendi standartlarını ve ilkelerini istismar etti.

 7. AB, Erdoğan’ın diktatörlüğüne fazlasıyla göz yumdu ve tutum almakta geç kaldı.

 Durum tespiti böyle yapıldı. Sorunun çözümü için önerileri ise şöyle:

 

*  AB kendi ilkelerini ciddiye alıyorsa Türkiye’ye karşı net tutum almalı ve müzakereler durdurulmalıdır.

*  AB, ilkelerinden vazgeçerse kendi varlık sebeplerinden vazgeçer. Bu nedenle AB temel insan hakları prensiplerine bağlı kalmalı; ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğünü savunmalı. Birliğin ilerlemesi ve yaşaması buna bağlıdır.

* AB, barışçıl çözüm arayışı içinde olmalıdır.

* AB ve ABD  PKK’nin güçlü bir aktör olduğunu kabul etmeli ve terör listesinden çıkartılmalıdır.

* PKK lideri Abdullah Öcalan özgür bırakılmalı ve çözüm süreci yeniden başlatılmalıdır.

* Erdoğan, baskılar karşısında bağışıklık sistemi güçlü biri değil. Baskı uygulamak sonuç verir. Çocuk istismar yasası buna örnektir.

* Rojava başta olmak üzere, Kürtler yalnız bırakılmamalıdır. 

* Türkiye yılda AB fonlarından 700 milyon Euro alıyor, bu fonlar kesilmelidir. 

* Silah ve ekonomik ambargo uygulanmalı.

 

Konferansın ağırlıklı görüşlerinden biri ise Erdoğan’ın uluslararası bir mahkemede yargılanması gerektiği konusuydu. İş hızla bu noktaya doğru gidiyor.  Bu konuda Amerika’dan konferansa katılan Columbia Üniversitesinden David Phillips önemli bir sunumda bulundu.

 

Erdoğan yönetimini ‘suç şebekesi’ olarak tanımlayan Phillips, “Erdoğan’ın işlediği suçlar karşılığında hapse atılması gerekmez mi?” diye sordu. 

Phillips, Erdoğan, damadı ve oğullarının mutlaka uluslararası bir mahkemede yargılanmaları gerektiği çağrısında bulundu. Buna örnek olarak insanlığa karşı işlenen suç, Kürtlere karşı ilan ettiği savaş, DAİŞ’le petrol ticareti ve yolsuzlukları gösterdi.

Phillips, Türkiye’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf olmadığını ancak yine de bir soruşturmanın açılabileceğini önerdi.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne üye olduğunu hatırlatan Phillips; ‘’AK bu rolü üstlenebilir. Aynı şekilde BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de  bunu yapabilir’’ dedi.

 Konuşma da sözü PKK’ye getiren Phillips şunları söyledi: ‘’PKK terör listesinden çıkartılmalıdır. Uluslararası bir anlaşmayla bu yapılmalıdır. BM Kosova konusunda aracı olmuştu. Şimdi de aynı şekilde Türkiye için yapıla bilinir. Şu anda tek çözüm Kürtlerin ulusal haklarını kullanmalarıdır.’’

Son söz...

Bugün Türkiye’de yaşananlarda Avrupa Birliği ve dünyanın açık sorumluluğu var. Avrupa, sorumluluklarını yerine getirmeyerek Mehmet Tunç’a borçludur. O borcu ödemenin, daha demokratik ve özgür bir dünya da yaşamanın yolu faşizme karşı mücadeleyle geçer. Tespit yapmak yetmez, somut adım atılmalı.

 

Bu haber 498 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.