Lütfen bekleyin..

Erdoğan Yalgın

Alevi soykırım-katliamlarının kökeni!

02 Temmuz 2016, 15:34

Tarihsel süreçler iyi incelendiğinde, binbir süreğe mensup Alevi topluluğunun soykırım ve katliamları rahatlıkla görülecektir. Bundan 23 yıl önce (1993) gerçekleştirilen Sivas Katliamı da bunlardan sadece birisidir. Aleviler, her yıl bu katliamları unutmama adına çeşitli anma etkinlikleri düzenlemiş ve acılarını tazelemişlerdir. Peki ama “katleden neden katletmiş ve katledilen niçin katledilmiştir“ sorusunun arkaplanındaki cevabı yeterince bilince çıkarılmış mıdır? 

Aleviler; tarih boyunca ne adına, soykırımlardan geçiriliş ve katledilmişlerdir? Dikkat edilecek olursa, bütün soykırımcı katliamlarını planlayarak icra eden erkler, aslında sinsice Kuran’ı kendilerine hep kalkan yaparak, emellerine ulaşmışlardır. Soykırım katliamlarını gerçekleştirmek için Alevi toplumunu; ırkçı-mezhepçi emellerine göre yorumladıkları Kuran ayetleri ışığında suçlamış ve sözde İslam dininin emrettiği şekilde katledilmelerine hükmetmişlerdir. Dolayısıyla, Kuran ayetlerini de, kendi hedefleri için kullanmışlardır. Örneğin Osmanlı döneminde Kızılbaşlar için verilen en eski fetva 16. yüzyılın başlarında, II. Beyazıt (1477-1512) zamanına aittir.

Osmanlı müftüsü Hamza Saru Görez'in hazırladığı bu fetvada; İslami kurallar çerçevesinde Kızılbaşların suçları ve onlara verilmesi gereken ölüm cezası anlatılmaktadır. Arapça bir kavram olan Fetvâ; İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî/şerri hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislâm veya müftü tarafından Kuran ayetlerine dayanarak verilebilen dini belge. Özellikle Osmanlı döneminde (1299-1918) bu türden fetvalar, belkide en çok Kızılbaş-Alevi topluluklar için verilmiştir. Osmanlı müftüsü Hamza Saru Görez; yayınladığı fetvada şunları dile getirmektedir:

“Ey Müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki, reisleri Erdebiloğlu İsmail olan Kızılbaş topluluğu, Peygamberimizin şeriatını, sünnetini, İslam dinini, din ilmini, iyiyi ve doğruyu beyan eden Kuran'ı küçük gördüler. Yüce Tanrı'nın yasakladığı günahlara helal gözü ile baktılar. 

Kutsal Kuran'ı, öteki din kitaplarını tahkir ettiler ve onları ateşe atarak yaktılar. Hatta kendi melun reislerini Tanrı yerine koyup ona secde ettiler. Hazreti Ebu Bekir'e, Hazreti Ömer'e sövüp, onların halifeliklerini inkar ettiler. Peygamberimizin eşi Ayşe anamıza iftira ettiler ve sövdüler. Peygamberimizin şeriatını ve İslam dinini ortadan kaldırmayı düşündüler. Onların burada bahsedilen ve bunlara benzeyen öteki kötü sözleri ve hareketleri benim ve öteki bütün İslam dininin alimleri tarafından açıkça bilinmektedir. Bu nedenlerden ötürü şeriat hükmünün ve kitaplarımızın verdiği haklarla, bu topluluğun kafirler ve dinsizler topluluğu olduğuna dair fetva verdik. Onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden ve yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler. Bu gibi kimselerin topluluğunu dağıtmak bütün Müslümanlar'ın vazifesidir. Bu arada, Müslümanlar'dan ölen kutsal şehitlerin yeri cenneti ala'dır. O kafirlerden ölenler ise, hakir olup cehennemin dibinde yer tutacaklardır. 

Bu topluluğun durumu kafirlerin (kitap sahibi Hıristiyan ve Yahudiler'in) halinden daha kötüdür. Bu topluluğun kestiği veya gerek şahinle gerek ok ile gerekse köpek ile avladığı hayvanlar murdardır. Onların gerek kendi aralarında gerekse başka topluluklarla yaptıkları evlenmeler muteber değildir. Bunlara miras bırakılmaz. Sadece İslam'ın Sultanı'nın, onlara ait kasaba varsa, o kasabanın bütün insanlarını öldürüp mallarını, miraslarını, evlatlarını alma hakkı vardır. Ancak bu mallar İslam'ın Gazileri arasında taksim edilmelidir. Bu toplamadan sonra onların tövbe ve nedametlerine inanmamalı ve hepsi öldürülmelidir. Hatta bu şehirde onlardan olduğu bilinen veya onlarla birlik olduğu tesbit edilen kimse öldürülmelidir. Bu türlü topluluk hem kafir ve imansız hem de kötülük yapan kimselerdir. Bu iki sebepten onların öldürülmesi vacibdir. Dine yardım edenlere Allah yardım eder, Müslümana kötülük yapanlara Allah da kötülük eder“.

Sonuç olarak bu fetvanın satır satır içeriğini; başta Alevi örgütleri olmak üzere, yol süreğine bağlı bütün Alevi toplulukları iyi düşünmelidirler! Kadim Alevi inancını, soykırım-katliamlarını bu yazılı belge ışığında ele almalı, değerlendirmeli ve kalıcı tedbirler geliştirmelidirler. Aksi halde, fiziki ve kültürel soykırımlar hiç bir zaman son bulmayacaktır!

Bu haber 641 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
459 gün önce
919 gün önce
963 gün önce
1023 gün önce
1028 gün önce
1085 gün önce
1121 gün önce
1129 gün önce
1135 gün önce
1157 gün önce