Lütfen bekleyin..

Ali Çatakçın

Faşizm Şiddet, Terör ve Korku Toplumu Yaratır

16 Aralık 2016, 20:43

Şiddet Türkiye’de toplumsal yaşamının bir parçası haline getiriliyor. Bu özellikle AKP  iktidarı tarafından propaganda ediliyor.

Devlet eksenli şiddet kendi karşıtı şiddete yol açıyor. Devlet şiddeti normal karşılanırken, karşı şiddet  terörizm olarak propaganda ediliyor.

Karşı şiddetin Terör olarak içerde  ve dışarda mahkum edilmesinin haklı dayanakları var mıdır?

Örneğin TAK’ın İstanbul eylemini ele alalım. Bu eylem Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda da yapılsaydı, elbette terörist bir eylem olurdu.

Ama bu eylemin Hitlerin Almanya’sı, Mussolini’nin İtalya’sı, Franco’nun İspanya’sı yada Sharto’nun Endonezya’sında yapılsaydı terörist olur muydu?

Bu Diktatörlere karşı suikast dahil her türlü başkaldırının ABD, İngiltere ve dünyanın diğer güçleri tarafından desteklendiğini biliyoruz.

Bu diktatörlere karşı suikast yada başkaldırı cesareti gösterenler, özgürlük ve demokrasi savaşçıları olarak anılır.

Türkiye Faşist bir sistemle ve onun başında Hitler, Mussolini, Franco ve Suharto’yu gölgede bırakacak bir Diktatör var.

Türkiye’de Faşizm iktidarda dediğimizde, muhalifliğimizin bir tepkisi olarak algılanıyor. Türkiye’nin Demokrasi güçleri de hala Faşizmin bütün iktidarı ele geçirmediği düşüncesinde.

Bu düşünce, bu güçlerin mücadele tarzında kendisini ele veriyor. Bu çevreler hala faşist diktatörlüğü demokratik yöntemlerle engelleyeceklerini sanıyorlar.

Demokratik yollarla antidemokratik bir tehlikeyi önlemek, ancak Demokratik bir sistemin mevcut olduğu şartlarda mümkündür.

Mesela Hitler rejimi altında demokratik yöntemlerle mücadele mümkün değildi. Zira iktidar aparatı(Ordu, Polis, İstihbarat Teşkilatları, Bürokrasi, Basın yayın, Yasama, Yürütme, Yargı) faşizmin elindeydi.

Bu konuda detaylı bir yazı yamayı düşünüyordum. Fakat Bianetin 2003 tarih ve 23/2 sayısında yayınlanan bir yazı aklıma geldi. Yazı Siyaset bilimci Dr. Lawrence Britt’e ait.

Britt Faşizmi beli başlıklar altında sıralıyor. Bu sıralama bir nevi ölçü cetveli. Tıpkı  Altında ölçü alınan ayar gibi.

Britt’in bu ölçülerine bir sistemi tabi tuttuğunuzda, bu sistemin Demokrasi mi,  Faşist mi olduğunu anlarsınız.

İnsan haklarının aşağılanması ve hor görülmesi

Düşmandan korku ve güvenlik ihtiyacı nedeniyle, faşist rejim altındaki insanlar, ‘ihtiyaç’ gereği belirli durumlarda insan haklarının göz ardı edilebileceğine ikna edilirler. İnsanlar işkence, yargısız infaz, siyasal suikast, uzun süreli gözaltı gibi uygulamalara karşı başını başka tarafa çevirme, hatta bunları onaylama eğilimindedir.

 

Düşmanların/günah keçilerinin birleştirici bir neden olarak tanımlanması

Ülkenin güvenliğini ve bütünlüğünü tehdit eden düşmanın ortadan kaldırılması için insanlar histerik kalabalıklara katılıp sokaklara dökülür; Bu düşman tanımının içinde ırksal, etnik ya da dinsel azınlıklar, liberaller, komünistler, sosyalistler, teroristler, vs. vardır.

Ordunun ve militarizmin yüceltilmesi

Yaygın yerel sorunlar olduğunda bile, orduya hükümet bütçesinden aşırı miktarda pay verilir ve yerel gündemler göz ardı edilir. Askerler ve ordu hizmetleri alabildiğini yüceltilir.

Kitle iletişim araçlarının kontrol altına alınması

Kimi zaman medya hükümet tarafından doğrudan kontrol edilirken, diğer durumlarda dolaylı olarak diğer genelgeler, mevzuatlar, sempatik medya temsilcileri ya da yöneticileri tarafından kontrol edilir. Sansür, özellikle savaş dönemlerinde oldukça yaygındır.

Ulusal güvenlik takıntısı

 “Korku” hükümet tarafından, kitleler üzerinde harekete geçirici bir araç olarak kullanılır.

Din ve yönetimin içiçe geçmesi

Faşist ulus hükümetleri, ulus içindeki en yaygın dini, kamuoyunu manipüle etmek için bir araç olarak kullanır. Dini retorik ve terminoloji, dinin ana doktrinlerinin hükümet politikalarına veya eylemlerine tamamen karşıt olduğu durumlarda dahi, hükümet liderleri tarafından yaygın olarak kullanılır.

Cinsel ayrımcılığın şahlanışı

Faşist ulusların hükümetleri, neredeyse tamamen erkek-egemen olma eğilimindedir. Faşist rejimlerde, geleneksel cinsiyet rolleri daha katı hale getirilmiştir. Kürtaj karşıtlığı ve homofobi had safhadadır. Bir diktatör erkek lider gelir, yerine başkası gelir

Özel sermayenin gücünün korunması

Faşist uluslardaki sanayi ve iş aristokrasisi, sıklıkla hükümet liderlerini iktidara getirenlerdir. Bunu hükümetle iş dünyası arasında karşılıklı çıkara dayalı bir ilişki tesis ederek ve belli bir iktidar eliti yaratarak yapar.

Emek gücünün baskı altına alınması

Faşist hükümete karşı tek gerçek tehdit emeğin örgütlü gücü olduğundan, işçi sendikaları ya tamamen saf dışı edilir ya da şiddetle baskı altına alınır.

Suç ve cezalandırma ile baskı altına alma

Faşist rejimlerde, polislere kanunları zorla uygulamaları için neredeyse sınırsız bir yetki verilir. İnsanlar genellikle, polisin suistimallerine göz yummaya ve hatta vatanseverlik adına sivil özgürlüklerden feragat etmeye razı olur. Faşist uluslarda, sınırsız güce sahip ulusal bir polis kuvveti vardır.

Aydınların ve sanatın küçümsenmesi

Faşist uluslar, yüksek öğrenim ve akademiye karşı açık bir düşmanlığı körükler ve teşvik eder. Profesörlerin ve diğer akademisyenlerin sansüre uğraması, hatta tutuklanması yaygındır. Sanatta ifade özgürlüğü açıkça saldırı altındadır ve hükümetler genellikle sanata bütçe ayırmayı reddeder.

Adam kayırma ve yozlaşmada sınır tanımama

Faşist rejimler neredeyse her zaman, yönetim kadrolarına birbirini atayarak hükümetin güç ve otoritesini onları hesap vermekten korumak için kullanan bir grup ahbap ile müttefikleri tarafından yönetilir. Ulusal kaynakların ve hatta hazinenin tahsisi ya da bunların hükümet liderleri tarafından açık bir şekilde gaspı, faşist rejimlerde rastlanmayan bir olgu değildir.

Hileli seçimler

Faşist uluslardaki seçimler bazen tamamen göz boyama amaçlı yapılır. Diğer zamanlarda ise seçimler, çamur atma kampanyaları, hatta muhalefet adaylarının öldürülmesi, seçmen oylarının ve seçim bölgelerinin kontrolü için yasama kurumlarının alet edilmesi ve medya manipülasyonu gölgesinde yapılır. Faşist uluslar, tipik olarak kendi yargı sistemini seçimleri manipüle ya da kontrol etmek için kullanır.

Güçlü ve sürekli milliyetçilik: Faşist rejimler, sürekli olarak vatansever şiarlar, sloganlar, semboller, marşlar ve diğer şeyleri kullanma eğilimindedir.

Türkiye’de faşist diktatörlüğe karşı yürütülen mücadelenin Devletler tarafından ‘’Terör’’ olarak isimlendirilmesini anlamak kolay, Devletler Demokrasi ve insan haklarına göre hareket etmezler, çıkarlarına göre hareket eder, ama kendilerini demokrasi savunucusu görenlerin  bu koroya katılmalarını nasıl anlamak gerekiyor?

 

13.12.16

Bu haber 635 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
38 gün önce
123 gün önce
809 gün önce
880 gün önce
957 gün önce
1148 gün önce
1326 gün önce