Lütfen bekleyin..

Esra Çiftçi

Rusya ziyaretinde kulaklara ne üflendi?

11 Ağustos 2016, 17:23

Erdoğan ile Putin görüşmesine geleceğim ama önce ne olmuştu, kısaca özetlemeye çalışayım.

24 Kasım 2015 tarihinde Rusya Federasyonu Hava Kuvvetleri’ne ait Sukhoi-Su-24M tipi uçak sınır ihlali gerçekleştirdiği iddiası üzerine Türkiye tarafından düşürüldü.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu gururla, göğsüne vura vura ‘emri ben verdim’ diyordu. Erdoğan; sen nereden çıktın dercesine ‘emri asıl ben verdim, gerekirse yine vururuz’ diye Rusya’yı tehdit ediyordu.

Rusya Federasyonu lideri Putin ise ilk yaptığı açıklamada ‘sırtımızdan bıçaklandık’ diyecekti.

Türkiye ile Rusya ilk defa bu olay üzerine karşı karşıya gelmemişlerdi. Suriye ve Rojava politikalarında da iki zıt kutupta yer alan ülkelerdi.

Rusya turizm boykotu başta olmak üzere, tarım ve pek çok alanda ticari faaliyetlere son verdiğini açıklayarak yaptırım uyguladı ve “bunun hesabını soracağız’ açıklamasında bulundu.

Türkiye, NATO’nun kapısına koştu ancak basit bir destek açıklamasının dışında istediğini alamadı. Çünkü esas olarak Türkiye’nin hesabı Rusya uçağını düşürerek NATO’yu Suriye’deki savaşın içine çekmekti. Böylece Suriye ve Rojava sahasında desteklediği çetelere altın tepside bir hediye sunmuş olacaktı. Ancak olmadı. NATO Türkiye’nin bu tehlikeli ama aynı zamanda zekadan yoksun oyununa gelmedi. Kendi trajedisiyle baş başa kalan Erdoğan yalnızlığına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Türkiye ile Rusya arasında ilişkilerin koptuğu bir dönemde HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Rusya’ya ziyarette bulundu. Açıp bakalım o tarihlerin gazetelerine Erdoğan medyası Demirtaş’ı ‘hain’ ilan etmişlerdi. Söylemedik laf bırakmamışlardı. Günlerce televizyon ekranlarında HDP’yi hedef gösteren yayınlar yaptılar.

O tarihlerde Demirtaş’ın Rusya’ya yaptığı ziyareti eleştiren Erdoğan şunları söyleyecekti; “Bölücü örgütün siyasi uzantıları ağızlarındaki baklayı çıkarmaya başladılar. Bu süreç gerçek yüzlerin görüldüğü süreçtir. Malum Eşbaşkan Rusya ziyareti sonrası kulaklarına üflenen suflelerle bazı hezeyanlar ortaya atmıştır” diyecekti ve devamla da, “Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyenler gereken cevabı alacaktır" tehditlerinden de geri durmayacaktı.

Oysa o günlerde Demirtaş Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la görüşmesinde; Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozulmasına karşı olduklarını söylemiş, ilişkilerin düzelmesi için ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını açıklamıştı.

Şimdi dönüp Erdoğan’a sormak lazım; Rusya ziyaretinde sizin kulaklarınıza ne üflendi? Hani Türkiye üzerinde ameliyat yaptırmayacaktınız? Ne oldu?

Bir çift soru da Erdoğan medyasına sormak lazım; Demirtaş’ı hain ilan etmiştiniz, Erdoğan’da hain mi? Demirtaş’tan özür dileyecek misiniz? Utanma olmayınca yüzü de kızarmaz bunların. Daha dün uçağı düşürülme emrini “ben verdim” diyen biri şimdi diyor ki; “ilişkilerimizin bozulması için uçağı paralelciler düşürmüş!”

Peki ne oldu, ne anladık biz bu işten? Erdoğan’ın hikayesi aynen şu; denize düşen yılana sarılır misali bir Rusya’ya, bir İran’a, bir Ergenekon’a konuşup duruyor. El etek öpmekle ülke yönetilmez. Rusya’yla bir araya gelmelerini aynen uçağın düşürülmesi gibi “zafer” diye yutturmaya çalışıyorlar. Görüştüler diye her şey düzeldi, sorunlar çözüldü, Putin Erdoğan’ın yaptıklarını unuttu anlamına gelmiyor. En önemlisi Suriye meselesinde her iki ülke iki zıt kutupta bulunuyor. Rusya’nın Erdoğan’a ihtiyacı olmadığına göre Erdoğan zayıf taraf olarak masaya oturdu. Şimdi Rusya’nın isteklerine boyun eğmek zorunda kalacaktır. Bu da şu demek; Suriye’de vekaleten savaştırdığı çetelerini satacak, devamla da Suudi Arabistan ve Katar’ı satacaktır. Şüphesiz bunun da bir faturası olacaktır Erdoğan’a. 

Erdoğan ve Binali Yıldırım ‘düşmanlarımızı azaltacağız, dostlarımızı çoğaltacağız’ derken aslında bir tek şey söylemek istiyorlar. Yeryüzünde herkesle dost oluruz ama Kürtlerle asla! Zaten bu kafayla gittikleri sürece daha çok denize düşerler ve günü gelecek sarılacak yılan da bulamayacaklar. 

 

Sonuç olarak, dönüp sorarlar insana; madem altından kalkamayacaktın neden bu işe girdin efendi?

Bu haber 575 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.