Lütfen bekleyin..

Ali Çatakçın

Diktatörlüğün önündeki engelleri yıkan darbe girişimi!

08 Ağustos 2016, 19:27

Oysa tersi olması gerekirdi.

Yani askeri  darbeyi önleyen güçten beklenen diktatörlüğün işini kolaylaştırmak değil, Demokrasiyi tesis etmesi.

1974 yılının Yunanistan’ını  hatırlayın. Ne olmuştu?

Türk devleti Kıbrıs’ı işkal ederken, Yunan halkı  ayaklanarak askeri darbeyi yıkmıştı.

Yunanistan’ın Demokrasi rotası bu halk kalkışması ile belirlenmişti. AB üyeliği, çoğulcu Demokrasi, Özgürlükler bu sürecin ürünleri olarak görülebilir.

RTE’nın Diktatörlük heveslerini bilmeyen yok. O, tek adam diktatörlüğünü meşru göstermek için, Hitler rejimini örnek vermekten dahi çekinmemiştir.

Aşırı Egemenlik arzuları uğrunda şizofrenik bir hale gelen Cumhurbaşkanı, bu histerik arzusunu ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmeye karar vermiştir.

Bu kararını uygulayamamanın önündeki en büyük engel olarak  Kürd özgürlük mücadelesini gördüğü için, elindeki bütün militer ve para militer güçlerle Kürdlere saldırmıştır.

Dolmabahçe mutabakatını noktalayıp, Cizre, Sur, Silopi, Gewer ile başlattığı toplu Kürd katliamı ve toplu yıkım, imha ve soykırım saldırıları, Diktatörlük heveslerine gerekli zemini sunmakta yeterli olamamıştır.

Kürd soykırım ve katliamı milli birliğin harcı olma rolünü oynamayınca, RTE Kemalistlerin ‘uzlaşmaya’ yanaşmayan tutumları karşısında, ‘Milli- Birlik’ harcı olabilecek yeni arayışlara yönelmiştir.

Bu arayış onu, son zamanlarda iktidarı bölüşmede sık sık dalaştığı, iş ortağı Fethullah Gülen Teşkilatına karşı kumpas kurmaya kadar götürebilmiştir.

Kendi kontrolleri ve bilgileri dahilinde ki kurgu Darbe için Fethullah’ın Teşkilat mensupları kulanılmıştır. Gerek bu teşkilatın iktidar hevesleri, gerekse Erdoğan ve çevresini suç üstü yakalatan hırsızlığın ses kayıt tapelerinin yayınlanmasıyla Erdoğan’la aralarında başlayan düşmanlık ilişkileri gün geçtikçe derinleşmişti.

Toplum hassasiyetlerinin toplumu yönlendirmenin en iyi aracı olduğunu iyi keşf eden RTE ve ekibi, Devlet eliyle kışkırtılacak toplum ‘hassasiyetlerinin’ neye muktedär olduğunu biliyorlardı. 

Toplumu kışkırtma denemeleri daha önceleri Kürdlere(Adana, Bursa, Bolu, İstanbul, karadeniz yörelerinde v.b. Kürdlere saldırılar) test karşı edilmişti.

İşte kurgu ‘Darbe’ bu temeller üzerinde sahnelendi. Figuran bulmakta zorlanılmadı. Çünkü, RTE ve ekibinin oluşturduğu çekişmeli ortamda, belki Figuran olarak kullanıldığını kavramayan geniş bir çevre, Kemalistlerden Fethullahçılara kadar, mevcuttu. 

Darbe girişiminde bulunanların hepsi kürdistan’daki katliam ve soykırımlar da imzası olanlardır.

Roboski, Cizre, Sur, Silopi, Gewer katliamlarını gerçekleştiren ve  Erdoğan’ın tebrik ve teşekkür ettiği, kumutanlardır bu Darbeciler. Erdoğan ve ekibinin ihanetine oğrayan bu gurup darbeyi, Erdoğan’la oluşturdukları ‘’Faustian Paktı’’ ile hesaplaşmanın tek yolu olarak görüyorlardı. Ama RTE ve ekibi de kendi kontrolünde olacak bu girişimin kendilerine sağlayacağı avantajların farkında idi.

Bu durum biraz 11.Eylül 2001 yılında İkiz kulelere yapılan saldırıyı anımsatıyor. Bu saldırıda bazı Arap kökenli insanlar kulanılmasına rağmen, olayın gerçek senaryosu başka merkezlerden hazırlanmıştır. Sonuç itibarıyla kazançlı çıkacağını sanan naif Arap teroristleri, bütün Ortadoğu’yu savaşa ve müdahaleye mahkum etmişti. 

Bu işin kaybedeni bütün Ortadoğu, kazananı ise Bush ve ekibi olmuştu.

15 Temmuz ‘darbe’ girişiminin tek kazananı da RTE ve ekibi olmuştur. Bu öyle bir kazanç ki, MHP VE CHP ile kanlı bıçaklı görünen Erdoğan, kurgu darbeden sonra Milli cephenin şefi olmuştur.

Hatırlanırsa Sarayı kaçak ilan eden, orada oturanın karşısına çıkmayacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu’na Erdoğan’ın sözü, ‘’Tıpış tıpış gelecekler’’ olmuştu.

Erdoğan’ın dediği oldu. Sonunda K. Kılıçdaroğlu kendiliğinden tıpış tıpış Saraya gitti ve Erdoğan karşısında mahcup günahkarlar misali verdiği sözü geri yuttu.

Darbe girişimi denen senaryo Erdoğan’ın Diktatörlüğü önündeki bütün engelleri yıkmıştır.

Türkiye şu aralar, tarihte eşine ender rastlanacak, Faşizmin birleşik cephesinin oluşumuna şahit oluyor.

Erdoğan önderliğinde yapılan birinci zirvede Türk olmayan, ırkçı olmayan ve Hanefi Sünni mezhebinde olmayan hiç kimse yer almadı. 

Siz K. Kılıçdaroğlu’nu ne Alevi kızıl baş,  hele hele Kürd hiç saymayın.

Darbeden sonra oluşan Cephe kürd’e, Alevi’ye, Hırıstiyan’a, Türk olmayan herkese karşı oluşan Irkçı, Türkçü ve İslami faşist bir Cephe. Bu Cephe de oluşan birlik kendi dışındaki bütün renkleri ve farklılıkları yok saymıştır. Böylece Devlet eliyle bölücülük ve ırkçılık  resmileşkirilmiştir.

Sonuç olarak 15 Temmuz darbesinin kime ne kazandırdığı ve kimin ne kayıp etiğiyle ölçülecektir. Bu ölçüye göre kazanan RTE ve ekibi, kaybedense geri kalan Türkiye. Ha şunuda eklemek lazım. Bu Darbe aynı zamanda bütün ırkçıları tek cephede birleştirmiştir.

Diktatörlüğün menşei, adı, maskesi ne olursa olsun, hangi toplumsal kesim, gurup, Sınıf veya İnanç adına hareket ederse etsin, Diktatörlük baskı, zulüm ve son aşamada  Faşizmdir.

Diktatörlüğün Asker yada Sivil olması, onun mantık sistematiğini etkilemez. Hatta, Sivil Diktatörlük askeri diktatörlükten daha tehlikeli. Çünkü ‘Sivilin’  ‘Demokrasi’ maskesi vardır!

Bu ‘Darbe’  Faşizmin kurumlaşmasına yaramıştır. Döküntü halindeki ‘Demokrasi’ kırıntılarınıda süpürüp atmıştır. 

Türkiye bir karanlığa mahkum edilmiş durumda. Sosyal Demokrasi adına CHP bu karanlığın dahada koyulaşmasına hizmet ediyor. Bu karanlıktan çıkışın tek yolu kalıyor; O da Kürd özgürlük mücadelesi etrafında kenetlenmektir! Sivil örgütlülük temeline dayanan Sivil savunma! Başka bir çıkış yolu da yoktur!

05.08.16

 

Bu haber 584 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
64 gün önce
749 gün önce
821 gün önce
898 gün önce
1089 gün önce
1267 gün önce