Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / 19 Mayıs 1919 Bayram değil Pontus Soykırımı'nı Anma Günüdür

19 Mayıs 1919 Bayram değil Pontus Soykırımı'nı Anma Günüdür

19 Mayıs 2020, 17:09

Osmanlı İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı'nı kaybetmesi üzerine, yurt dışına kaçan İttihatçıların "A Kadrosu", yerini başını M. Kemal'in çektiği "B Kadrosu"na bıraktı. Topal Osman, Samsun'a çıkan Mustafa Kemal'le görüştü, Kuvay-ı Milliye adı altında yeniden örgütlenme ve başladığı işi bitirme emrini aldı.

19 MAYIS UNUTTURULAN GERÇEK

19 Mayıs 1919 Bayram değil Pontus Soykırımı'nı Anma Günüdür

İşgal kuvvetlerinin verdiği nota üzerine, Mustafa Kemal, Padişah VI. Mehmet Vahdettin tarafından olağanüstü yetkilerle donatılarak Vilayet-i Sitte'deki (Altı Vilayet) Hıristiyan ahaliyi korumakla görevlendirildi. Mustafa Kemal, Samsun'a çıkar çıkmaz katil çetelerini kendi komutasına aldı. Azılı bir katil olan Topal Osman, Kuvay-ı Milliye kimliğiyle Karadeniz gayrimüslimlerini soykırıma tabi tuttu.

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin milli devlet kurmak için uygulamaya koyduğu "Anadolu'yu Türkleştirme" projesinin bir ayağı olan Ermeni soykırımı gerçekleştirildikten sonra, sıra diğer "rahatsızlık verici" unsurların ortadan kaldırılmasına gelmişti. Özellikle Karadeniz kıyılarında yoğun olarak yaşayan gayrimüslim nüfusun katledilmesi için çeşitli çeteler görevlendirmişti. Bunların en zalimi ve en korkuncu olan Topal Osman çetesi, Giresun ve civarında Rumları ve gayrimüslimleri soykırıma uğratıyordu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı'nı kaybetmesi üzerine, yurt dışına kaçan İttihatçıların "A Kadrosu", yerini başını M. Kemal'in çektiği "B Kadrosu"na bıraktı. Topal Osman, Samsun'a çıkan Mustafa Kemal'le görüştü, Kuvay-ı Milliye adı altında yeniden örgütlenme ve başladığı işi bitirme emrini aldı.

Topal Osman bir yandan bu yeni destekle Pontus soykırımını tamamladı, öte yandan Mustafa Kemal'in özel muhafızlığını yaparak muhaliflerine kan kusturdu. İşi bitince de gözden çıkartıldı, II. Grup mensubu muhalif milletvekili Ali Şükrü Bey'i katletmesinden sonra yakalanarak öldürüldü ve cesedi meclis önünde asılarak teşhir edildi.

Pontus'da soykırım 1916'da başladı ve 1919'da doruğuna ulaştı. Yaklaşık 300-350 bin kişi sistematik bir şekilde ve devlet erkinin katılımıyla katledildi. Sağ kalmayı başaran az sayıda gayrimüslim, Lozan mübadelesiyle yerinden yurdundan edilerek kovuldu ve soykırım tamamlanmış oldu. 19 Mayıs, bu anlamda Pontus Soykırımını Anma Günü'dür.

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a gelişiyle birlikte ilk yaptığı iş Topal Osman ile görüşmek olur. Bu görüşme Topal Osman güzellemesi yapılan onlarca kitapta açıkça yazılı çizilidir. 1919’dan itibaren bütün Karadeniz şehirlerinde Rumlara yönelik saldırı ve cinayetler giderek artmaya başlar.

Mustafa Kemal, Topal Osman’a tüm Rumları imha etmek için yol gösterir, talimatlar verir. Bir yandan çetelerin Rum köylerine yönelik saldırıları sürerken aynı zamanda Amasya’da Merkez Ordusu adında bir ordu kurulur. Kısa bir süre önce gözlerinin önünde Pontos’taki tüm Ermenilerin katline tanık olan Rumlar sıranın kendilerine geldiğinin farkında oldukları için partizan grupları oluşturarak dağlara çıkar ve direnmeye başlarlar.

Hedef Rumların sadece canı değil, malları mülkleri ve servetleridir aynı zamanda. TBMM Gizli Meclis tutanaklarında sıkça dile getirildiği üzere meselenin özü ‘tenkil ve yağma’ yani yok etme ve Rumların tüm mal varlığının gasp edilmesidir.
Amele Taburları ve ölüm yürüyüşleri (tehcir) 1911 ve 1915’te olduğu gibi bir kez daha Merkez Ordusu’nun kurulmasının ardından gündeme gelir.

Tüm Karadeniz sahili 1921 yılından itibaren ‘savaş alanı’ ilan edilip Rumlar iç bölgelere doğru yürüyüşlere zorlanırlar. Amele taburlarında en ağır işlere zorlanan ve aç bırakılan Rumların çoğu hastalanır ve hayatını kaybeder.

Ölüm yürüyüşlerinde de aynı akıbet beklemektedir Rumları, son kişi ölene dek yürüyüşe ara vermeden devam edilir. Yürüyüşü organize eden askerler geri dönüp yeni gruplarla yeni yürüyüşlere devam eder. Bu arada birçok yürüyüş de çetelerin yaptığı saldırılarla kısa sürer. Bu konuda da yine TBMM Gizli Meclis Oturumlarında milletvekilleri konuşmalar yaparlar.

Okullar, okulların spor kulüpleri, tiyatro müzik kulüpleri üyeleri ihanetle suçlanıp İstiklal Mahkemeleri’nin kararlarıyla idam edilirler. Merzifon Koleji’nin futbol takımı oyuncuları bile idam edilenlerin arasındadır.

Yaşlı genç ayırt edilmeksizin kadınlara hatta çocuklara tecavüz edilir, çete reislerinin ve paşaların haremleri Rum genç kadınları ile doldurulur. Erkek çocuklar öldürülmezler ise Müslüman ailelere verilir. Samsun Bafra’da binlerce Pontoslu Rum boğularak öldürülür. Hitler’i henüz kimsenin tanımadığı, gaz odalarını kimsenin bilmediği yıllardan bahsediyorum.
Kiliselere doldurulup diri diri yakılır binlerce insan. Baltalarla kafalar kesilir.

Tüm bu uygulamalarda öne çıkan en önemli isim Topal Osman’dır. Ermeni Soykırımı sürecinde yaptığı katliamlardan dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilmişken, Pontos’taki katliamların organizasyonunda yer alması için albay rütbesine yükseltilir. Öylesine korunmaktadır ki kimi yüksek rütbeli subayların hakkında Meclis’e, Mustafa Kemal’e defalarca şikayet dilekçesi yollamalarına rağmen o acımasız katliamlarına devam eder. Onu destekleyen en önemli isimlerden biri olan ve hakkında soruşturma açılmasına karşı meclise yolladığı savunmasına “Bütün Rumlarda bir devlet mefkuresi vardır.

Fikrimizce, memleketimizdeki Rumlar bir yılandır. Bu yılanların zehirleri kadınlardır” sözleriyle başlayan Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa’dan da söz etmek gerek. Hakkında Meclis’te soruşturma açılan bu soykırımcı paşayı Meclis’teki bu soruşturmaya itiraz ederek onu nasıl kurtardığını bizzat Mustafa Kemal Nutuk’ta açıkça dile getirir.

Koçgiri Kasabı olarak da anılan Nurettin Paşa, Rumların yanı sıra Rumlara destek olduğundan şüphelendiği Müslümanlar da nasibini alacaktır. Sonuç olarak soykırımın ardından Mübadele anlaşması ile artık tüm Rum mal varlığına el konulur ve ardından cumhuriyet kurulur...

19 Mayıs'ın milliyetçi gösterilerle bir bayram olarak kutlanması, 1937 yılına denk düşüyor. Cumhuriyet 1923'te ilan edilmesine rağmen, "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak aradan 14 sene geçtikten sonra kutlanmaya başlanmasının nedeni olarak, kimi kaynaklarda; Atatürk'ün birdenbire "yahu Samsun'a bu gün çıkmıştık, bari bayram olarak kutlayalım" demesi gösteriliyor.

Oysa gerçekte Almanya'da nazilerin ırkçı ayin-törenlerinin birebir kopyasıyla karşı karşıyayız. Naziler, Alman (ya da Aryan) ırkının ne kadar üstün olduğunu göstermek için seçtikleri güzel vücutlu genç kadın ve erkeklere spor gösterileri yaptırıyor, böylece cümle âleme ne kadar üstün olduklarını, gerekirse bu gençliği düşmanların üzerine salmaktan çekinmeyecekleri tehdidiyle birleştirerek sergiliyorlardı.

19 Mayıs'ın Türkiye'de gençlik ve spor bayramı olarak kutlanmasının altında yatan neden de biraz bu aslında . "Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da düşman da dinlesin ki, bu memleketin efendisi Türk'tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır" diyebilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, bu ifadesiyle resmi devlet politikasını ifade ediyordu. Özellikle 30'lu yıllardan sonra ırkçı politikalar iyice ayyuka çıktı, Yahudilere karşı hareketler başladı, Türk Tarih Tezi gibi ipe sapa gelmez teorilerle ırkçılık kurumsallaştı.

( Metin anonimdir )

Bu haber 21 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte artan polis şiddetine karşı çıkan Demokr..