Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Şilêr

Şilêr

28 Nisan 2016, 19:26

Zagros dağ silsilesinden, Xinêrê’ye, Qandil’e, Şaho’ya, Hawraman’a, Erzurum’a, Amed’e, Dersim’e kadar Kürdistan'ın neredeyse yüksek dağlık alanlarının her yerinde yetişiyor

Hiç görme şansınız oldu mu bilmiyorum, ama bir doğa harikası; güzelliği büyülüyor insanı. Harikulade görünüşü asaletinden, asaleti uzun ince dik duruşundan, göz kamaştırıcı biçiminden, renginden ve tabii ki asi yerlerde yetişmesinden geliyor. Tomurcuklarını, çiçeklerini tepesinde süsleyen taç görünümündeki yapraklar adeta bütün çiçeklerin en güzeli olduğunu göstermek için doğa ana tarafından bilinçli olarak takılmış. Çiçeklerin en güzeli olarak taçlandırılmış. Doğanın insanlığa mucizevi bir armağanı gibi! 

Ama bu güzeller güzeli doğa harikasının boynu bükük; çiçeklerinin içinde, gözleri dolmuş hüzünlü bir çocuğun her an gözyaşları taşacakmış gibi damlacıklar duruyor. Ağladı ağlayacak gibi! Yetişeceği alan konusunda çok seçici, sarp ve kayalık yer olacak. Bir de serin, hatta soğuk ve temiz olacak havası. Tepelik yerlerde karlar erimeye başlar başlamaz, çoğunlukla kuzey yamacında güneş ışıklarının gün boyu etkin görmeyeceği ve baharın ortalarında, daha havaların tümden yazın etkisine girmeyeceği bir ortam olacak. İşte o zaman yetişeceği yerin yüksekliğine ve uygunluğuna göre 15-20 gün boyunca güzelliğini sergiler. Kimi yerlerde beş on tane bir arada öbek öbek yetişir, kimi yerlerde ise sanki özenle toprağının bakımı yapılmış, ekilmiş ve verimini en üst kalitede vermiş tarla gibi. Yeşil tacıyla kızıl ve sarı renkteki çiçekleri, uzun ince siyahımsı koyu kahverengi bir ana dal üzerinde ve en alt kısmında fıskiye gibi saçılmış yeşil yapraklar… 

Sevgiyi anlatıyor kızıl görüntüsü ve sevgi dolu, ama çiçeğinden akan bal özü damlası ve boynunun büküklüğü hüznünü, burukluğunu gizlemesini engelliyor… Zaten tarihte birçok toplum sevgiyi ve hüznü ifade eden bir çiçek olarak simgeleştirmiş bu çiçeği. 

Şilêr’den söz ediyoruz; Türk devletinin Kürt coğrafyasının diğer doğal ve kültürel zenginliklerini ve mirasını hırsızlayarak, üzerine konarak kültürüne mal etmek istediği ve “Ters Lale” ya da “Ağlayan gelin” diye adlandırdığı lale familyasından olan çiçekten!

Aşklara, inanışlara konu olmuş Şilêr’in yetişme nedeni için nice efsane anlatılagelir. Kimi Hz. İsa çarmıha gerilirken Meryem’in duruşunu, hüznünü ifade etmek için Meryem’in gözyaşlarının döküldüğü yerde bu çiçeğin yetişmeye başladığını söylemiş; kimi Ferhat ile Şirin’in sevgisini,  hüznünü ve birbirlerine kavuşmamasını ifade etmek için söylemiş, kimi de Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan’ın Kerbela’da katledilmesinden sonra bu hüzünlü çiçeğin yetiştiğini söylemiş. Efsaneler çok önemlidir tabii, geçmişi daha iyi anlamaya, tanımaya ve yorumlar geliştirmeye büyük katkılar sunar. Tarihe ışık tutar. Ancak Şilêr’in yetiştiği coğrafyaya bakıldığında bu söylencelerin pek de doğru olmadığı ve farklı toplumların bu doğa harikasını kendi kültürel ve coğrafi miraslarına mal etmek için ürettikleri anlaşılır. Öyle ya, Şilêr gibi asil ve dünyanın en güzel çiçeğin anayurdunun kendi ülkesi olmasını kim istemez ki! 

Her yıl bahar aylarında birkaç saatliğine de olsa görmek için sarp yerlerde tırmanmayı ve saatlerce yürümeyi göze alan ve yetiştiği ortamı bilen biri olarak Şilêr hakkında anlatılan en mantıklı ve doğruya yakın efsaneyi tecrübeli bir gerilla olan Bager'den dinledim. O da Hakkarili yaşlı bir amcadan dinlemiş efsaneyi ve tembihlemiş gerillayı; fırsatını bulduğunda Şilêr efsanesinin hakikatini herkese anlat diye. Şilêr’in anavatanı Kürdistan ve Kürtlerin Şilêr hakkında bir efsanesinin bulunması bunun doğal bir sonucu. Zagros dağ silsilesinden, Xinêrê’ye, Qandil’e, Şaho’ya, Hawraman’a, Erzurum’a, Amed’e, Dersim’e kadar Kürdistan'ın neredeyse yüksek dağlık alanlarının her yerinde yetişiyor. Zaten Kürdistan dağ ülkesi; Kürtler de dağlılar… 

Eskiden Kürdistan coğrafyasında Kürtlerin, Ermenilerin, Arapların, Asurilerin, Süryanilerin, Êzidîlerin, Zerdüştilerin, Müslümanların, Alevilerin farklı bütün halkların ve inançların bir arada, kardeşçe yaşadığı dönemde Şilêr’in boynu bükük değilmiş. Onun için halkların ve inançların birbiriyle olan dostane ilişkisini, sevgisini, barışı sembolize ediyormuş. Kültürleri doğuran anayurt olan ve bütün uygarlıklara beşiklik eden Kürdistan'da o zamanlar göğe, güneşe bakıyormuş Şilêr’in çiçekleri ve gözyaşı dökmüyormuş. Tacı da yele gibi duruyormuş boynunda. 

Sonra Kürdistan işgal edilmiş, halklar ve inançlar arasına fitne sokularak eşitçe yaşayan topluluklar birbirine düşürülmeye başlanmış, hasım edilmiş. Halkların ve inançların kültürleriyle ve kendileri olarak özgürce yaşama dönemi bozulmaya doğru götürülmüş. Şilêr, bu özgür toprakların işgal edildiğini, kardeş halkların birbirine kırdırılmaya çalışıldığını, inançların birbirine karşı kin ve nefret duyguları gütmeye doğru götürüldüğünü ve bu kin ve nefretin taştığını duyunca kızmış Kürdistanlılara. Eskisi gibi başı dik olamam demiş ve ant içmiş, bu topraklar özgürleşmeden ve bir daha eskisi gibi farklı etnik ve inançsal topluluklar, kültürler birbirine saygı duyup birbirini sevmeye başladığı dönem başlamadan göğe-güneşe bakmayı bırakıp toprağa bakacağım, bu topraklarda eskiden olduğu gibi adalet, eşitlik ve özgürlük olsun diye dua edeceğim, demiş. 

Sömürgeleştirilen Kürdistan'da halklar gün geçtikçe birbirine daha çok kırdırılmış. Türk ulus-devleti yaratmak isteyen işgalci sömürgeci Türk devleti Asuri Süryanileri zamana yayılmış biçimde farklı politikalarla, Ermenileri fiziki soykırım ve topraklarından sürerek yok etmek istemiş ve bu konuda önemli sonuçlar da almış. Kürtlere yönelik ise Ermenilere uyguladığı politikaların beterini uygulamaya koyulmuş. Psikolojik savaşı, fiziki soykırımı, şiddet ve zoru, sömürüyü, kültürel soykırımı ve sonuç alacağını düşündüğü her araç ve yöntemi kullanarak Kürtleri yok etmek istemiştir. Kürtler de buna karşı direnişe geçmiştir. Eskiden çoğunluğu Êzidî inancında olan Kürtler yok oluşun eşiğine getirilmiş. Zerdüştilik zındıklık olarak görülüp horlanmış. Alevilik ise başkalaşıma uğratılmak için günümüzde olduğu gibi türlü türlü oyunlar oynanıyor, senaryolar çiziliyor… 

Kürdistan'da etnik ve inanç toplulukları arasındaki hoşgörünün, iyi ilişkilerin bozulduğunu görüp boynunu büken Şilêr gün geçtikçe daha çok boynunu bükerek toprağa bakar olmuş, bükük kalmış boynu ve özlemini duyduğu güzel günleri hatırladıkça gözlerinden yaşlar dökülmüş. 


Rohat Baran

Bu haber 813 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Uluslararası Dünya Müzik Fuarı Womex, 2021 sanatçı ödülünü, Dersimli sanatç..