Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Seçim okumaları III: Türkiye ve CHP’nin bağırsağındaki Ergenekon!

Seçim okumaları III: Türkiye ve CHP’nin bağırsağındaki Ergenekon!

09 Mayıs 2019, 12:28

Bir önceki yazıda, sembolik okumalar üzerinden Ergenekon’un AKP’yi köşeye sıkıştırarak daha çok imtiyaz elde etmek için pazarlık ettiğini belirtmiştim.

Bu nedenle, önce seçim kaybını ima eden söylemler içine girmiş, sonra bu söylemden vazgeçerek AKP’den daha çok sert söylemler geliştirmişlerdi. Bunun uzlaşma anlamına geldiği, bu nedenle de İstanbul seçimlerinin yenileneceğini ilave etmiştim. Şimdi bugün itibari ile bu netleşmiş durumda.

AKP ve Ergenekon’un nasıl uzlaştıkları konusuna gelince: Temel iki konu var. Birincisi Kürdistan ve Rojava’da tam yetki, ikincisi ise İstanbul rantından muhtemelen en az yüzde 20-25 civarında pay. Rojava ve Kürdistan konusunun pek sorun olacağını sanmıyorum, aradaki pazarlık İstanbul rantı üzerinden yapılmış olmalı. AKP’nin “paylaşmazsanız hepsini kaybedersiniz!” tehdidi üzerinden razı edildiği, özellikle seçim gecesi ve sonrası AKP hareketsizliğinden anlaşılmaktadır.

Bu uzlaşmanın başka bir ayağı da CHP’dir. Ergenekon’un CHP ayağı sanırım Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nu ikna girişimi başarılı olamadı. Olamayınca Kılıçdaroğlu’na linç girişimi tezgahlandı. Seçimin YSK eliyle yenilenmesi aslında CHP’de kendilerine itaat etmek istemeyen kesime dair bir cezalandırma yöntemi de olabilir. Yani her iki tarafla aynı anda pazarlığa tutuşup, ikna edemedikleri tarafa kaybettirmek olarak planladıkları bir mafyatik müdahale olarak da okunabilir.

Daha önce Özgür Özel, CHP’deki başka bir egemen güce zaten işaret etmişti. Dışarıda telaffuz edildiğine göre içeride haydi haydi tartışılan bir konudur. Özellikle Baykal’ın artık işlevsiz kaldığı bir dönemi de hatırlayarak, bu linç girişimini Ergenekon ayağı ile CHP’nin belli bir kesiminin mücadelesi olarak da okumak yanlış olmaz.

Kılıçdaroğlu’nun anlaşılmaz yoğunlukta “şehit” edebiyatı, anti-Kürt mesajları, sanırım parti içinde bu kliğe direnme stratejisi olarak okunmalıdır. Çünkü o grubun kullandığı en önemli silah ya da aralık burasıdır. Kılıçdaroğlu bu aralığı kapatmaya, oradan gelecek saldırıyı bertaraf -etmese de hafifletmeye- etmeye çalışıyor kanımca. Bir anlamda partiyi kurtarmak için kendisini feda ediyor gibi görünüyor. Linç girişimi, Kılıçdaroğlu’na yönelik,- Aleviliği de ima edilerek- nefret söylemi olarak da bu anlamda bir okumaya tabi tutulmalıdır.

Yine belirttiğim gibi burada direnme kudreti, CHP’nin HDP’ye çok yakın olan kitlesinden gelmektedir. Kitle ile merkez uyumsuzluğu artık giderilemeyecek biçimde açılmaktadır. CHP’nin kadrolarına tabanın desteği ile daha sosyal demokrat nitelikli kadroların gelmesi, Ergenekon’u rahatsız etmektedir. Canan Kaftancıoğlu’nun seçilişinin hemen arkasında geliştirilen linç kampanyası bizzat CHP içindeki bu klik tarafından servis edildiği açıktır. İmamoğlu da benzer bir süreçten geçiyor. Kürt karşıtı bir söyleme zorlanmaktadırlar hepsi. Bu nedenle de sanırım buna direnmek ve bir denge kurmak bakımından bir iş bölümü vardır. Kılıçdaroğlu Kürt karşıtlığı ile Ergenekon’u göğüslemeye çalışırken, İmamoğlu ve benzeri kadrolar tabanın nabzını tutmaya çalışmaktadırlar.

Kılıçdaroğlu’na suikast girişiminden sonra, Ergenekon ile bağlantılı kişilerin konuşmaları bu anlamda oldukça ilginç veriler sunmaktadır. Mesela Erol Mütercimler, “Kemal Bey iki kere ciddi ölümle tehdit edildi, sağlığı açısından artık bunu göze alamaz, ailesi buna müsaade etmez”, cümleleri ile sanki bir analiz yapıyor gibi görünse de aslında Ergenekon’un tehditlerini tekrar etmektedir.

Öte yanda Nihat Genç adlı Ergenekon’cunun AKP’yi tehdit edecek dozajda konuşacak kadar öz güvenli olması da dikkate değerdir. Anlamı, AKP karşısından güçlü konuma sahip olduklarıdır. AKP’ye destek azaldıkça Ergenekon elini yükseltmekte ve restleşmektedir. AKP’nin suç kataloğunu da elinde tutan bu suç örgütü, İstanbul rantına ortak olmak için var gücüyle çabalamaktadır. Bahçeli’nin Erdoğan’dan daha çok İstanbul seçimlerinin iptalini istemesinin nedeni budur.

AKP açısından ise seçim iptali birkaç açıdan önemli. İlk olarak en azından şu 45 günlük süreçte, kendileri için suç delillerini ortadan kaldıracak bir çalışma yapılabileceklerdir. Bu seçimi kaybetme ihtimaline karşı bir tedbir.

İkinci olarak İstanbul’dan kaynak artırımını hızlandırmak. Bu kaynak aktarımının bir kısmı, seçim kazanmak için rüşvet dağıtma olacaktır. Bu aktarımın esas kısmı, AKP’nin ayakta kalmak için kurduğu vakıf ve milis örgütleri, Ergenekon içinse Kürtlere karşı savaşın finansmanı için çok hayatidir. Bu nedenle, milyonlarca lira aktarılan bu vakıfların faaliyetleri, bu paraları nerelere harcadıkları da bilinmemektedir.

Üçüncüsü ise yeniden “seçimi kazanmanın” olanakları yaratılacaktır. Bu normal ve yasal yollarla mümkün olamayacağından, yasadışı yollarla alabilmenin altyapısı hazırlanacaktır. Bunun için, CHP ve HDP’yi provokasyonlara sürüklemek oldukça yüksek bir ihtimaldir. Bu anlamda sayın Öcalan’ın uyarıları önemlidir.

Beşincisi hem Rojava hem de Kuzeydeki Kürtlere saldırma, Ergenekon’un ajandasının öncelikli kalemi olarak güçlü seçeneklerden biri.

Altıncısı Kılıçdaroğlu başta olma üzere CHP’yi Kürt karşıtlığına sürüklemek ve böylece Kürtlerin oylarını bloke etmek, çok zor durumda kalırlarsa da lümpen gençliği belirli kişi ve kurumlara saldırtma olasılığıdır.

Sonuç olarak İstanbul seçimleri, dozajı azalan hakimiyeti tekrar eski haline getirme çabası olarak okunmalıdır. Bu ise Türkiye ve CHP’nin bağırsağına yuvalanmış bu çetelerin, her iki yerden temizlenmesi ile bağlantılı olacaktır. Dolayısıyla İstanbul seçimlerinin bu anlamda stratejik bir önemi olacaktır herkes için.

Ava Neşe KALP / Politika

Bu haber 42 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Bu ses 14 Temmuz 1982 yılında Diyarbakır askeri mahkemesinin bir salonunda ..