Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Almanya-Türkiye dostluğunun perde arkası-II

Almanya-Türkiye dostluğunun perde arkası-II

11 Ağustos 2017, 17:19

Merkel'in Erdoğan iktidarıyla ilişkilerdeki asıl belirsizlik 24 Eylül seçimlerinden sonraki döneme ait. Erdoğan ile "kanka siyaseti" bir reklam arasından sonra yine kaldığı yerden devam mı edecek?

2005 yılında Almanya'da başbakanlık koltuğuna oturan Hıristiyan demokrat politikacı Angela Merkel ile AKP iktidarı döneminde Almanya-Türkiye yakınlaşması oldu. Her ne kadar AKP Milli Görüş geleneğini reddetse de, Milli Görüş geleneğinin kurucusu Necmettin Erbakan ve çevresinin Alman ekolünden olduğu biliniyor. Bu dönem Almanya ile Türkiye arasında ciddi ilişkiler gelişti. 

Bugün Almanya'da üç milyonu aşkın Türkiyeli yaşarken, Türkiye'de 50 bin civarında Alman vatandaşı yaşamakta. Yine Türkiye-Almanya ticari ilişkileri incelendiğinde 2016 yılı verilerine göre ticaret hacmi 36.8 milyar Euro'dur. Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketlerinin sayısı 6 bini buluyor. Başka hiçbir ülkede bu kadar Alman şirketi bulunmuyor. Her iki ülke de ekonomik ilişkileri üst seviyede tutmaya özen gösteriyor.

AKP iktidarı, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik" tezinden yola çıkarak oluşturduğu Ortadoğu politikasıyla, Ortadoğu'ya yön vermeye çalıştı. Tunus'ta başlayan Arap Baharı isyanları Mısır, Libya'yı sardığında, Türkiye, Katar ve Arabistan ile birlikte oluşturduğu üçlü troyka ile birlikte Esad muhaliflerini destekleyerek Esad'dan iktidarı bırakmasını istedi.

Esad ile birlikte maç izleyen, aile boyu görüşen dönemin Türk başbakanı Erdoğan, bu krizi Suriye'de fırsata çevirmek istedi. 2011 yılında Hama, Humus, İdlib ve Şam'da başlayan silahlı isyan altı yıldır sürüyor. Bu altı yıllık sürede çok sayıda örgüt Suriye'de güç gösterisi yaptı. Üçlü Troyka tarafından desteklenen ÖSO ve diğer gruplar DAİŞ tarafından sahadan silindi. Bu gruplara verilen silahlar DAİŞ'in eline geçti. 2014 yılında Kürtler Suriye'de DAİŞ'e karşı gösterdikleri dirençle önemli bir güç haline geldi. Tunus, Mısır Libya gibi kısa süreceği beklenen Suriye iç savaşının uzaması, milyonlarca göçmenin Türkiye üzerinden AB yollarına düşmesi Türkiye AB ilişkilerini de zorladı.

MÜLTECİ AKINIYLA DEĞİŞEN DENGELER

AB ile Türkiye arasında defalarca yapılan diplomatik görüşmelerde mülteci sorununa çözümler üretilemedi. Türkiye AB ilişkileri limoni olan, Türkiye'de sistem değişikliği yaparak tek adamlığını tescillemek isteyen Erdoğan bu krizi AB'ye karşı kullandı. Merkel 2016 yılında defalarca Türkiye'ye geldi. Türkiye'de bu dönem yaşanan hukuksuzluklar, anti demokratik uygulamalar, Kürtlere ve muhaliflere yönelik baskılara AB açıkça göz yumdu.  Bu görüşmeler sonucunda Türkiye AB arasında göçmen protokolü imzalandı. Buna rağmen Türkiye dönem dönem, Afganistan'dan gelip İran'da kamplarda kalan 3 milyon Afgan için de sınırları açacağını söyleyerek resmen AB'ye şantajlarla kafa tuttu.

Merkel ile AKP arasında bu dönemde meydana gelen yakınlaşma, Almanya Parlamentosu'nun  2016 yılında kabul ettiği "Ermeni Olaylarının Soykırım olarak Tanınması" kararı nedeniyle  yeniden gerildi. Türkiye Almanya Büyükelçisini geri çağırdı. Fakat buna rağmen Merkel defalarca Türkiye'ye giderek Erdoğan ve Davutoğlu ile görüştü.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ İLİŞKİLERİ YENİDEN GERDİ

Başarısız 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çok sayıda Gülen cemaati üyesi Almanya'ya iltica etti. Almanya'nın bunları kabul etmesi, baskı gören öğretmen ve gazetecilere kapısını açmasıyla nedeniyle Türkiye-Almanya arasında yoğun tartışmalar yaşandı. Göçmen geriliminde arabulucu rolü oynayan Almanya ile ilişkiler bu iltica taleplerinin kabulüyle gerilim üst düzeye çıktı.

16 Nisan referandumu öncesinde Almanya'nın AKP'li bakanların ve Erdoğan'ın yapacağı mitinglere izin vermemesi her iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden gerdi. Yine Almanya, Erdoğan'ın telekonferans ile mitinglere katılmasını yasakladı. Türkiye Almanya Büyükelçisini çağırarak nota verirken, Almanya da buna tepki gösterdi.

DAİŞ ile mücadele kapsamında İncirlik Hava Üssü'nde yaklaşık 260 Alman askeri personeli görev yapıyordu. Ayrıca Alman ordusuna ait 6 Tornado keşif uçağı ve bir adet Airbus yakıt ikmal uçağı İncirlik Üssü'nde bulunuyordu. Uçaklar Suriye ve Irak'ta DAİŞ'e karşı düzenlenen operasyonlarda görev yapıyordu.

Alman meclisinin 2016 yılında Ermeni Soykırımı'nı tanıyan kararı sonrası, Ankara Alman milletvekillerinin üsteki askerleri ziyaret etmesine izin vermedi.  Bir grup milletvekiline Konya'da bulunan üssü ziyaret etme izni verildi. Fakat daha sonra heyette bulunan Sol Partili bir vekilin "PKK 'yi terör örgütü olarak görmüyorum" açıklaması sonrasında, Konya üs ziyareti de iptal edildi. Ziyaret izni verilmemesi üzerine Almanya'da askerlerini İncirlik'ten çekerek Ürdün'e taşınacağını açıkladı.

'BEN BURDA OTURDUĞUM SÜRECE YÜCEL HAPİSTE OLACAK'

Türkiye hükümetinin darbede parmağı bulunduğu gerekçesiyle Almanya'dan MİT kanalıyla istediği bazı generallerin verilmemesi üzerine Türkiye'den de misilleme geldi. Hem Türkiye hem Almanya vatandaşı olan gazeteci Deniz Yücel "terör propagandası yapmak ve halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” suçlamasıyla 14 Şubat 2017 günü gözaltına alındı.

Yaklaşık iki hafta gözaltında tutulan Yücel 27 Şubat'ta tutuklandı. Alman hükümeti Deniz Yücel hakkındaki iddiaları makul bulmazken gazetecinin serbest bırakılması talebini hem üst düzey temaslarda hem kamuoyu önünde defalarca dile getirdi. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ise Yücel'in Almanya'ya iade edilmesi ihtimaline dair şu açıklama geldi:"Hiçbir surette olmayacak, ben bu makamda olduğum sürece asla." Fakat daha sonra ortaya çıkan pazarlıklarda, Yücel'in Almanya'da iltica eden bazı generallerle takas edilmesinin Türkiye tarafından istendiği ortaya çıktı. Buna rağmen Deniz Yücel hala tutuklu.

DİTİB SORUŞTURMASI

Almanya'da faaliyet gösteren Türk devletinin resmi diyanet kurumu Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'ne (DİTİB) bağlı imamların MİT için bilgi toplayarak Ankara'ya bilgi notları gönderdiği ortaya çıktı. Erdoğan rejimine bağlı "Casus imamlar" Alman kamuoyunda büyük tepki çekti.  DİTİB imamlarının 28 kişi ve 11 kurum hakkında Ankara'ya bilgi verdiği ileri sürülüyor. Listelerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın emriyle Köln, Düsseldorf ve Münih başkonsoloslukları bölgesinde DİTİB imamları tarafından hazırlandığı belirtiliyor. Alman basınına göre ise ülke çapında 20 Türk vatandaşı hakkında casusluk soruşturma başlatıldı.

ALMANYA MİT'İN FİŞLEDİĞİ KÜRTLERİ GİZLİYOR

DİTİB hakkında yürütülen soruşturmada DİTİB imamlarının Kürtleri de fişlediği ve listeleyerek Türkiye MİT'in verdiği,  bazı DİTİB üyelerinin MİT adına çalıştığı da ortaya çıktı. Bunun da ötesinde Türkiye'nin Almanya'ya verdiği Kürt siyasetçilerin listesi ise Alman hükümeti tarafından gizlendi. Alman milletvekillerinin açığa çıkardığı bu skandala karşın Alman polisinin bazı Kürt siyasetçileri can güvenlikleri için uyardığı da biliniyor. Fakat Almanya tüm çağrılara rağmen bu listelerde kimlerin bulunduğunu açıklamıyor.

Almanya Türkiye ile bu sorunları yaşarken, Avrupa'da YPG ve YPj bayraklarını yasaklayan tek hükümet Merkel hükümetidir. Yine Almanya Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK bayrakları açtığı gerekçesiyle de onlarca Kürt hakkında dava açtı. Almanya'nın bu tutumuna karşın Almanya'da bulunan Kürt toplumu tüm etkinliklerde ve açıklamalarda Alman hükümetinin bu  kararını tanımayarak poster, bayrak ve flamalarını hala açıyorlar.

Yine Almanya'da son 10 yılda 20'ye yakın Kürt siyasetçisi tutuklandı. Bunlara 2.4 yıl ile 3.5 yıl arasında hapis cezası da verdi. Yine bazı Kürt siyasetçiler hakkında çeşitli soruşturmalar yürütüldüğü de açığa çıktı.

Bu arada bazı Alman şirketleri hakkında Türkiye'de başlatılan soruşturmaların basına sızması üzerine Almanya Türkiye ile ekonomik ilişkilerini gözden geçirme kararı aldı. Merkel hükümeti, Alman şirketlerinin Türkiye'de yapacağı yatırımlarda garantör olmama kararı alırken, Alman vatandaşları için Türkiye güvenli olmayan ülke ilan edildi. Bunun üzerine Türkiye Almanya'ya verdiği şirketlerin listesini çekerken, Alman yatırımlarının Türkiye'den kaçmaması için Türkiye'de yatırım yapan alman şirketleriyle toplantı da yaptı. Bu Erdoğan iktidarının Merkel hükümetine verdiği ilk taviz olarak kayıtlara geçti.

MERKEL 24 EYLÜL'DEN SONRA NE YAPACAK?

Büyükada'da İnsan hakları savunucularının gözaltına alınması ve aralarında alman vatandaşı Peter Steudtner'in tutuklanması Türkiye-Almanya ilişkilerindeki gerilimi daha da artırdı. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Erdoğan'ın, Türkiye ile Almanya arasındaki asırlık ilişkilerle kumar oynadığını söyledi.

Alman Bild gazetesinde konuşan Schaeuble, "Erdoğan yüzyıllık ortaklığı tehlikeye atıyor. Bu çok yazık çünkü bizi birbirimize bağlayan gerçekten çok şey var. Ancak bize şantaj yapılmasına izin veremeyiz" dedi. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel önümüzdeki günlerde Avrupalı ortaklarıyla Türkiye'nin AB üyeliğini ele alacaklarını belirtti.

Türkiye ile Almanya arasında gerilen ilişkilerin düzeltilmesi için Erdoğan iktidarı tavizler verecek mi? Ankara Alman şirketleri listesinin yanlış anlaşıldığını söyleyerek küçük de olsa Berlin'e ilk tavizi vermişti. Son olarak "NATO heyeti" şeklinde dolaylı da olsa bir grup Alman parlamenterin Konya'daki askerleri ziyaret etmesine izin verdi. Peki bu "küçük tavizleri" "büyük tavizler" izleyecek mi?

Almanya ciddi tavizler almadan Ankara ile gerilen ilişkileri düzeltmek için adım atmak istemiyor. Erdoğan ve ekibi ise "Almanya'nın bize ayar verilmesini istemiyoruz" diyerek kamuoyu önünde taviz vermekten çekiniyor. Çünkü tavizlerin deyim yerindeyse "çorap söküğü" gibi geleceğini biliyor. Erdoğan Putin ve İsrail'e karşı yaptığı gibi "kapılı kapılar ardındaki diplomasi" oyununa başvurarak Merkel ile ilişkileri düzeltebilir.

Ancak Merkel'in önünde 24 Eylül seçimleri var. Rakibi sosyal demokrat politikacı Schulz seçim meydanlarında bol bol kullanmak için Erdoğan'a karşı atılacak geri adımları can havliyle bekliyor. Bunu çok iyi bilen Merkel'in ekibi önümüzdeki günlerde Erdoğan'a karşı daha fazla sesini yükseltebilir. Zira Merkel Erdoğan'a "bozuk atmanın" seçmenlerine iyi geldiğini geçtiğimiz aylarda eyalet seçimlerinde gördü.

Her halükarda Merkel'in tekrar başbakanlık koltuğuna oturmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu Merkel için dördüncü dönem anlamına gelecek ve böylelikle aralıksız 16 yıl iktidarda kalan Helmut Kohl'ün rekoruna yetişmiş olacak. Erdoğan iktidarıyla ilişkilerdeki asıl belirsizlik 24 Eylül seçimlerinden sonraki döneme ait. Erdoğan ile "kanka siyaseti" bir reklam arasından sonra yine kaldığı yerden devam mı edecek? Yoksa gerçekten Almanya Türkiye ile 300 yıllık dostluğunda yeni bir dönem başlatıyor. Şüphesiz bu dönemde Ortadoğu'daki gelişmeler, Erdoğan rejimine karşı verilen mücadele ve Kürdistan'daki direnişin payı da büyük olacak.

Yazı dizisinin birinci bölümü: https://anfturkce.net/guncel/300-yillik-almanya-tuerkiye-dostlugunun-perde-arkasi-i-94552

Bu haber 31 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD'li kongre üyelerine konuşan İsrail Başbakanı Netanyahu bağımsız Kür..