Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / TERTELE / Haydar IŞIK yazdı

TERTELE / Haydar IŞIK yazdı

12 Mayıs 2021, 09:10

Bilindiği gibi halkımız tarafından soykırım olarak tanımlanan kavram yani TERTELE‘ye benim köyde tertele demezlerdi diyen çıkıyor. Ya da büyüklerimiz Tertele demiyor, „qirqirin“ diyordu diyenler var.Şimdi izninize sığınarak 84 yaşına gelmiş bir soydaşınız olarak görüşümü arzedeyim.

Son zamanlarda „Dersim Tertelesi“ olarak bildiğimiz soykırım üzerinde bir kavram karışıklığı var.
Bilindiği gibi halkımız tarafından soykırım olarak tanımlanan kavram yani TERTELE‘ye benim köyde tertele demezlerdi diyen çıkıyor. Ya da büyüklerimiz Tertele demiyor, „qirqirin“ diyordu diyenler var.
 
Şimdi izninize sığınarak 84 yaşına gelmiş bir soydaşınız olarak görüşümü arzedeyim.
Önce şunu sağlam şekilde bilmek gerekir. On binlerce insanımız 1937/38 yılında Türk devleti tarafından, sadece Kürt - Kızılbaş oldukları, 1914/15 Ermeni soykırımında mazlumdan yana çıkıp devletin teslimini istediği Ermenileri vermedikleri için Dersim‘de soykırım yapıldı. Devletin bu nedenle Dersim‘e garazı aşırı derecede büyüktür. Kaldı ki yüzden fazla sefer yapıp zafer kazanmayan devletin ve Kemal Atatürk‘ün özel kini vardır.
 
Dersimliler şöyle konuşurdu:
„Lau lau esker ame esker ame, eştra koyene ma ser; koy, dar û ber bi gevr.“
(Asker geldi, asker geldi dağlarımıza çıktı, dağlar, ağaç her yer gri oldu.)
 
Dersim de halk kitlesel katledildi. Ocaklar söndü. Türk askeri kurşun harcamamak için kafalar kesip kışlalarına götürdü.
 
Şunu hemen arzedeyim ki, bu kışlaları yapanların içinde Ermeni soykırımından kurtulan ustalar vardı. Duvar ustası Kürtler vardır. Kürt aşiret beyleri yardımcı olur. Her kasabaya kışla ve seyyar alaylar için tavlalar daha önce yapılmıştır. Sözde Dersim‘e medeniyet getireceğiz dediler.
 
Kemal Atatürk 4. Mayıs 1937 de „çıban başı“ gördüğü Dersim‘e hareketi başlatır. Manevi kızı Sabiha Gökçen‘in beline, şakilerin eline düşerse gereğini yapsın diye kendi tabancasını bizzat bağlar. O sene sadece bir iki aşiretle kalacğını söyleyen devlet, 38 de tekmil Dersim‘de soykırım yapar.
 
Bir anı: Annem, Tertele‘de beni nereye götürdüğünü gençlik yıllarımda söyledi. Bizim Qisle dediğimiz, ya da Kızıllise olarak bilinen, Türklerin ise „Nazimiye“ yaptıkları Aşağı Mahhalede yoksul yaşıyorduk. „Eskere Tirku ke ame ma ser, mi ti gureta şiyo koye sov.“ Türk askeri gelince seni alıp Sov dağına çıktım. „“Kız kardeşlerin de kadınlarla beraber Alçek adında küçük bir yerleşim yerinde „Lona Lüye“ Tilki deliği denen yerde saklandılar. Asker duyar diye seni sürekli emziriyordum.“ Bu sırada devlete sadık, evimize bir kaç yüz metre uzaktaki varsıl „USE MİRÇ“ ailesi bütün aile fertleriyle az boz değil kadın-kız, yaşlı-genç, hamile ve kundaktakiler dahil kurşuna dizilmiştir. Bu aileden sadece Elazığ hapishanesinde yatan bir genç kurtulur. Onu da her nedense savcı vermez. Velhasıl askerin eline düşen her Dersimli vahşice katledilir.
 
Yine annem anlatıyordu: „Heyder niyade mike ti arda ita na cer hegau sürde millete ma kerdvi top, uza veşnay. Goniya dinu hega kerd sür.“ Haydar seni buraya getirdiğimde bizim milleti aşağıdaki kırmızı tarlada ateş yakıp yaktılar. Onların kanı tarlayı kırmızı yaptı, diye anlatmıştı.
 
Şimdi burada biraz durup, Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği soykırım nedir arzedeyim.
 
1944 yılında „Raphael Lemkin, Ermeni ve Yahudi soykırımıları konusunda Birleşmiş Milletler tarafından kabul gören şu tanımı yapıyor. „Bir ulusal, etnik, ırksal veya dindar gurubu tamamen veya bir bölümünü imha amaçlı yok ediliyorsa, soykırım olarak görülür.“
 
Gelelim yine Dersim‘e.
Dersim‘de On binlerce insanımız etnik ve dinsel kimliği nedeniyle, sadece Kürt ve Kızılbaş oldukları için imha ettiler. Sonra öldüremediklerini, fiziki soykırımdan kurtulanları sürgün edip mallarına el koydular. Köylerini yakıp yıktılar. Sonunda ise, anadilllerini yasaklayıp, siz Türksünüz“ dediler. Bütün bu gelişmeler aynı zaman diliminde gelişti.
 
Soru: Lemkin‘in BM e sunduğu tarife harfiyen uyuyor mu?
 
Biz Kürtler buna „TERTELE DERSİM“ diyoruz.
 
Türkçesi ise „Dersim Soykırımı“ anlamındadır.
 
Avrupalılar: „Genocide“ diyor.
 
Almanlar : „Holokaust“
 
Ermeniler: „Medz Yeghern“ veya „AGHET“ olarak bilinen „Büyük cinayet“ diyor.
 
Yahudiler: kendi soykırımlarına „Shoah“ diyor.
 
Tekrar Tertele kavramına dönersek, benim köyde öyle demiyorlardı veya kavrama Qirkerdan gibi isimler bulmak doğru bir davranış değil. Tertele halkımızın Dersim Sokırımı için kullandığı bir kavramdı ve öyle kalmalıdır.
 
Bu TERTELE‘yi kanıtları ve tanıklarıyla Den Haag Uluslararası Mahkemeye kadar götürdük.
 
Dosyamızı aldılar ama devletimiz olmadığı için işlem yapamayacaklarını söylediler.
 
Her halk acısını bir kavramla ifade eder. Yukarıda arzettim. Kavramı sulandırmak ise Dersim Kürt Alevi halkına hakaret olur. Bu TERTELE kavramını sanırım ilk defa kitaplarında yazılı hale getiren biriyim. Tekrar edersek anlamı şudur:
 
Bir halkı, yani Kürtleri, Kızılbaşları tamamen veya bir bölümünü imha eden, sonra bunları göçerten, maddi manevi bütün değerlerine el koyan, silindir gibi üstünden geçen (kendileri söylüyordu) ekonomik, sosyal amaçlı imhaya maruz bırakan ve kültürel asimilasyona tabi tutan eyleme Kürtçe‘nin Kirmanci lehçesinde TERTELE denir. Yani Kürt Genocidesi veya Holokaustudur.
 
Benim naçizane tavsiyem, kavram kargaşası çıkarmak ya bilgisizliktendir o halde kapsamlı öğrenilmesi gerekir. Eğer bilerek yapılıyorsa sulandırmak zarar vermek içindir diyebilirim. TERTELE kavramını halkımız konuşurdu, öyle kalmalıdır.
 
Dersim Tertelesi konusunu mahkemeye götürsün diye bir ABD li Holocaust avukatına davayı vermiştik. Dersim‘e gittiğinde kendisiyle, Dersim‘in o anlı şanlı avukatları korkusundan konuşamamışlardı. Tabii Avukat ücreti verecek paramız yoktu. Maalesef devletimiz de olmadığı için önce Dersimli bir kaç arkadaşın sonra da benim hayat projemiz akim kaldı. Şimdi bu proje için maddi olanak bulunablinmeli ve Türk devleti mahkemeye verilmelidir. Ayrıca bu soykırıma zehirli gaz veren, 1830 lu yıllardan günümüze kadar Türkiye‘ye koltuk değeneği olan Almanya mahkemeye çıkarılmalıdır.
 
Avrupa yasaları buna müsaittir. Örnek vereyim. DDR silah envanterini Türkiye‘ye hediye ettiler. Leopard tankları önde Efrin‘e girdiler. Saddam‘ın zehirli gaz üretmesini sağladılar. Bir Alman hukuk profesörü yardımı alınarak mahkemeye gidilebilinir.
 
İşte size hayatımın projesi olarak bildiğim kördüğüm TERTELE ! Açmak için bir İskender beklemeyin. Açmaya çalışın. Benim size vasiyetim olsun.
 
Haydar Işık, 13. Mayıs 21
Bu haber 132 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
28 Mayıs 1980 günü ırkçıların faşist saldırılarda “Kana Kan İntikam-Kanımız..