Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Maraş katliamından satır başları

Maraş katliamından satır başları

18 Aralık 2020, 01:35

Devlet Maraş katliamı ile politik ve stratejik amaçlarına ulaşarak, başta Kürdistan bölgesi olmak üzere 13 ilde sıkıyönetim ilan etti. Peşinden askeri bir darbe ile ülkeyi tıpkı 1920’lerdeki gibi rapt u zapta alarak tüm aykırı kimlikleri silindirden geçirdi.

1. Maraş katliamı: 19-25 Aralık 1978-42. yıl

2. Cezaevleri katliamı: 19 Aralık 2000- 20. yıl

3. Roboskî katliamı: 28 Aralık 2011... 9. yıl

Bu katliamların ortak yanı, yapanın Türk devleti olması. Devleti resmi ideolojisinin zihniyeti ile olması, bu politikayı ve zihniyeti lanetlemek hem insani, hem vicdani, hem de politik ve kültürel bir hak mücadelesidir.

Biz de bu vesile ile devletin bu katliamcı Türk-İslam sentezli, etno-dinsel resmi faşist politikası ve İslami-IŞİD zihniyetini lanetliyoruz. Bu katliamlarda yitirdiğimiz tüm canları saygı ile anıyoruz.

Maraş katliamına nasıl gelindi?

MHP/ Kontrgerilla/Mafya/çete veya devletin “3 K” (Kürt-Kızılbaş-Komünist) stratejisi; Bu devlet yapılanması, Cumhuriyetin kuruluşunun en başından beri oluşturulan ve resmi ideolojiye uymayan, tüm kimlik ve politik düşünsel kesimlere karşı resmi kurumlar ile yapılamayanları, bu kontra örgütlenmesi ile yaparak, Türk ırkçılığını esas alan tekçi bir ulus devletini, İslam’ı da kullanarak tesis etmeye çalışmada kullanmışlardır. Bu uygulama tıpkı 100 yıl önceki ilk gün gibi hala aynı minvalde uygulanıp, devam etmektedir.

Ermeni, Süryani, Êzdaî, Rum, Alevi, Kürt ve diğer sol- sosyalist-demokratik tüm katliam, suikast, idam, sürgün ve saldırılar bir devlet politikasının devamı olarak süregelmiştir. Ne zaman bu aykırı görülen toplumsal kesimlerde bir kımıldama, kendini ifade etme, hak talebi his edilse, tıpkı, Ağrı, Zilan, Şeyh Sait, Dersim, Ortaca, Maraş, Çorum, Malatya, Sivas, Gazi, Cezaevleri, Roboskî, Gezi ve hergünkü resmi- sivil ırkçı politika ile devam etmektedir.

Maraş katliamı, devletin Bekaa olarak gördüğü bu resmi ideolojinin, giderek toplumsal tabanını kaybettiği bir dönemde devlet tarafından planlandı ve uygulandı. Bu gün bütün yönleri ile zaten açığa çıkıp, deşifre olmuştur. Devletin katliamlar ile gömüp, üstünü betonladığını sandığı, Kürtler, komünistler Kızılbaşların yoğun yaşadığı alanlarda hızla örgütlenerek hızla yayılarak toplumu etkiliyorlardı.

1970’li yıllarda tüm dünyadaki sol ve ulusal kurtuluş hareketleri, buralarda da büyük bir uyanış yaratmıştı. Her kesim kendi benliği ve kimliği ile var olmak istiyordu. Bu da devletin resmi ideolojisinin iflası demekti. Bunu Bekaa (varlık- yokluk) sorunu olarak gören devlet, tüm güçleri yanında, emperyal güçlerin de destekleri alarak, yeniden bir bastırma, katliam süreci başlattı. Kürt uyanışına karşı, general Muğlalı’nın 33 Kürt köylüsünü katli ve 49’lar ile başlayıp devam eden, sağ- sol çatışması, adı altında demokratik güçlere karşı, bir insan avı, Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde, gerici ve ırkçı kesimleri saldırtarak başlatılan bir kaos ortamında her türlü katliamın yapılmasına uygun bir zemin oluşturuldu.

İşte Maraş katliamı böyle bir sürecin doruk noktasıdır. Devlet bu katliam ile politik ve stratejik amaçlarına ulaşarak, başta Kürdistan bölgesi olmak üzere 13 ilde sıkıyönetim ilan etti. Peşinden askeri bir darbe ile ülkeyi tıpkı 1920’lerdeki gibi raptu zapta alarak tüm aykırı kimlikleri silindirden geçirdi. Maraş bölgesinde nüfusun yüzde 40’ını oluşturan Kürt Aleviler şehirden ve bölge göçertildi. Ticaret ile uğraşanlar, başlangıçta, çevre iller, Antep, Adana, Mersin başta olmak üzere İstanbul, İzmir ve Antalya gibi yerlere göç etti. Kırsal köylerdekiler ise yüzde 70 Avrupa’ya göçertildi. Yani devletin bu bölgede 1940’larda yarım kalan etno-dinsel temizlik harekatı bu katliam politikası ile önemli oranda gerçekleşti.

1- Ocak 1976 yılında Pazarcık olayları 1 ölü 15 yaralı,

2- 19 Mayıs’da Elbistan olayları, Kürt Alevi ve demokratların ev ve işyerlerinin yakılması, yaralanmalar v.s,

3- Nisan 1977 Pazarcık’ta sağcı faşistlerin saldırısı ile sağ-sol- çatışması 40 yaralı,

4- Mayıs 1977 MHP’li faşistlerin POL DER’li polisle çatışması 3 polis ve toplam 20 yaralı,

5- 1977 seçimlerinde Kürt- Alevilerin desteklediği CHP’nin yüzde 34 oy ile 3 vekil, Türk-Sünnilerin desteklediği AP 2, MSP 1, MHP 1 vekil alması,

6- 3 Nisan 1978’de Yürükselim mahalesinde sol ve Alevileri gittiği kahvehanenin iki araçlık faşist saldırganlarca silahlı taranması, sonucu 81 yaşındaki Alevi Piri Sabri Özkan’ın (Gıjık Dede) öldürülmesi.

7- Bu dönemden sonra şehirde ETKO- Türk Yıldırım Komandoları TYK gibi MHP’nin paramiliter faşist örgütleri tarafından birçok bombanın patlatılması ile devam eden gerginlik dönemi.

8- 16 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’nda “Güneş Ne Zaman Doğacak” adlı ırkçı -faşist filminin gösterimi,

9- 19 Aralık 1978’de film oynatılırken o dönem Maraş Ülkü Ocakları 2. Başkanı Ökkeş Kenger’in film arası salona ses bombası atıp, ‘komünistler saldırdı’ şeklinde provokasyon yapması. Seyircilerin ‘Müslüman Türkiye, Milliyetçi Türkiye, Başbuğ Türkeş’ gibi sloganlar atarak CHP ve PTT’ye saldırıp tahrip edilmesi. Akın Kıraathanesine bomba atılması.

10- Evlerin kapılarının işaretlenmesi, çok önceden, hazırlanmıştı.

11- 21 Aralık 1978: İki gün öncesinde Çiçek Sineması’nda patlayan bombanın ardından, iki solcu öğretmenin öldürülmesi.

12- 22 Aralık 1978: Öldürülen öğretmenlerin defnedilmesini Ulucami önünde toplanan binlerce kişilik kitlenin “Müslüman Türkiye, Kahrolsun komünistler” sloganlarıyla engellemesi. Ve büyük vahşetin başlangıcı. O dönem Devrimci Savaş grubundan yakalanan hastahane tanığı Hamit Kapan’a göre 700 ceset ayak numarası gördüğü beyanı.

Resmi rakamlara göre, 111 kişinin katledildiği, yüzlerce kişinin yaralandığı, 300’e yakın konut ve işyerinin yakılıp yıkıldığı bir vahşet. Maraş Katliamı,

Orhan Gazi Ertekin’in vurguladığı gibi, aynı zamanda vahşete karşı bir direnişti. O direniş olmasaydı, katliamın boyutları misliyle katlanacaktı. 23 Aralık sabahının erken saatlerinden itibaren ertesi güne dek sürdürülen saldırılara karşı Yörükselim mahallesinde yapılan savunma bu direnişin anıtlarından biriydi.

Maraş katliamının 42. yıldönümünde bu katliamın politik ideolojik arka planındaki gerekçeler önemli oranda gerçekleşti.

- Giderek zayıflayan TC’nin Türk-İslam politikasını yeniden tahkim etmesi, güçlendirmesi. Ve bunu en azından bugüne kadar getirdi.

- ABD’nin Sovyet Sosyalist blokun ön Asya ve Ortadoğu’ya inmesine karşı siyasal İslamı örgütleyip harekete geçirmesi. Bu politika da başarılı oldu.

- Bölgede gelişmekte olan Kürt hareketine karşı ve genelde sol sosyalist gelişime karşı 13 ilde sıkıyönetim ilanı,

- 12 Eylül faşist askeri darbesinin hazırlanması ve gerçekleştirilmesi.

- ANAP ile başlayan ve AKP ile sonuçlanan Türkiye’de siyasal İslam’ın tarikatlar şeklinde örgütlenmesi ve iktidara getirilmesi; başarıldı.

- Sol ve sosyalist siyasal ve sosyal tabanı olan ALEVİLERİN, ABD’nin Ortadoğu ve TC’nin Müslüman Türkiye paradigması ile 12 Eylül darbesi ile silindirden geçirilmesi; başarıldı.

Maraş katliamı global emperyalizmin, yerli TC’nin ideolojik paradigması ile örtüşen bir siyasal stratejidir. Bu stratejiyi bugün daha net görülmek mümkündür.

Ali KÖYLÜCE / Politika

Bu haber 45 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
“Derleme” esas itibariyle bir kültürel soykırımdır. Bu soykırımın bir diğer..