Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / 2 Temmuz, karanlığa karşı silah ve şarkılar… / Ekin RONÎ

2 Temmuz, karanlığa karşı silah ve şarkılar… / Ekin RONÎ

03 Temmuz 2020, 21:17

'Alevi toplumunun tüm Kürt halkıyla kucaklaşarak demokratik bir ülkeye giden ışık yolu kapatılmak istenmiştir.'

Hasan Hüseyin Korkmazgil, Kızılırmak şiirinin ilk mısralarında;

‘Silah ve Şarkı, ben bütün karanlıkları bunlarla yendim’, diyor.

Bizler karanlıkları nasıl yenebiliriz?

Çocukluğumun karanlıkları…

93 yılı… Biri öldürülmüş, arabasına bomba konulmuş. Babam o soğukta elimi tuttu gidelim, bizim de gitmemiz lazım, dedi. O gün yağmur yağarken şemsiyelerin altında on binlerce insan yürüdük. Çok küçük değilim o zamanlar, çok şeyi hatırlıyorum. Acayip bir yıldı unutmak mümkün değil. Birçok önemli kişi trafik kazalarında öldü o yıl. Hatta bir uçağın düştüğünü gördüm başkentin ortasında. Cumhurbaşkanının ölümünü tıka basa dolu bir otobüste beyaz balina Aydın’ı merak ederken öğrendim. O yıl; İstanbul’da ‘hücre evleri’ basılıyor, gazeteciler ve gazete dağıtımcıları sokaklarda vuruluyordu. O yıl Manukyan vergi rekortmeni oldu. Yok! O patlayan Ümraniye çöplüğünde oturmuyordu.

Ben, ilk sloganımı atıyorum o günlerde, el ele tutuşarak barış zinciri yaptığımız sokaklarda, arkadaşlar bırakılmazsa dağılmayız derken, bir polisin resmi çekilmiş diye bize saldırıyorlar. O zaman siyaset çok hareketli ama ne olup bittiğini anlayacak çapta değilim. Bizi ilgilendiren kısmı bazı özel radyoların kapanması… Şarkı, türkü dinlemek isteyen ya mahalleye gelen Kürt çobanları dinleyecek ya da Karanfil sokaktaki kasetçileri.

Derken herkes herkesi televizyon başına çağırıyor Temmuz sıcağında. Renkli televizyonumuzu yeni almışız, o gün televizyonda ateş ne kadar kızıl görünüyor, çünkü Sivas yanıyor… En çok Menekşe ve Koray’ı merak ediyorum. Bir de hemşerim Hasreti… Kalabalık çoğalıyor, dakikalar geçiyor, yüreğimiz sıkışıyor, alevler Madımak’ı sarıyor ve biz hiçbir şey yapamamanın acısını yaşıyoruz. Bir zaman sonra canları Karşıyaka mezarlığına gömdük, Denizleri ziyarete gittiğimizde artık onları da ziyaret edeceğiz. İstanbul’da Nesimi’nin cenazesine yüzbinler katıldı. Türkiye ise o aylarda Arzum Onan’ın güzelliği ve Hülya Avşar’ın ‘Berlin İn Berlin’ filmindeki sahneleriyle ilgileniyordu. Bense Digor’da, Batman’da, Cizre’de olanlardan habersiz yaşıyordum.

93’ hayatımın değiştiği yıl…

Hayatlarımızın değiştiği yıl.

Devrimci olmaya karar verdiğim, bir yaz boyunca yüz kitap okuduğum, satranç oynamayı öğrendiğim yıl.

Meğerse o yıl Gladio yılıymış. Gayri resmi bir darbe yılı… Kürdistan’da kirli savaşın en önemli yılı; köylerin yakıldığı, faili belli cinayetlerin işlendiği, devlet içinde barışçıl çaba sahibi olanların da ortadan kaldırıldığı, tüm ateşkes çağrılarının yanıtsız bırakıldığı, barışın tasfiye edildiği yıl…

Madımak ateşinin kara dumanları içinde kaybolan kapkara bir çağı yaratan zaman, bu zaman dilimi aydınlanmadan aydınlanamayacağımız bir çağ. Sivas Madımak Oteli katliamı, onlarca değerli insanı şairi, yazarı, aydını, sanatçıyı faşizme kurban verdiğimiz katliam… Bir toplumun yakılması, bir ışığın karartılması, bir çiçeğin dalından koparılması misali…

Bugünün karanlığı…

Türk faşist rejiminin ustalık çağı bu çağ. Alçakça komplo ve darbelerle yol alan, 12 Eylül’de palazlanan, bugün AKP-MHP de somutlaşan gericiliğin çağı. Çöküşlerini durdurmak için her türlü katliamı yapmaktan çekinmeyen bu gericilerin Sivas Madımak’taki katillerin sanıkları, tanıkları, avukatları şimdi AKP içinde bakan, vekil, MHP içinde eli kanlı bir katil, IŞİD’de bir Emir… Çorum’un, Maraş’ın, Sivas’ın katilleri, Efrîn’in, Şengal’in, Kobanê’nin katilleri ile aynı… Bunların adı Türk-İslam milliyetçiliği… Kürdistan’da özel savaş politikalarının her türlüsünü kimsenin gözünün yaşına bakmadan uygulayan, zindanlarda işkenceci, sokaklarda katil bir rejim… Kürtleri- Alevileri katleden Türk-İslamcı ulus-devlet anlayışı…

Anadolu ve Mezopotamya’da yeni soykırımlar planlanırken, bu katliamcı güçleri durduracak güç Kürt-Alevi gücüdür. Kürt Aleviler; Dersimliler, Koçgirîliler.. Adıyaman, Maraş, Erzincanlılar; bir eliyle tüm Kürtleri, bir eliyle tüm Alevileri tutmalı, yıkılmaz bir toplumsal kale inşa etmeliler. Bu yapılmadığı için soykırımlardan geçiriliyoruz. Bu yapılırsa özgürleşebiliriz.

Türkiye’de yeni bir hegemonya var. AKP-MHP hegemonyası, AKP son yüzyılın son faşist düzeni, CHP ile başlayan sömürü yüzyılının son zulüm halkası, son ulus-devlet partisidir. Dün doksanlı yıllarda yaşanan katliamlar ile bugün yaşanan katliamlar arasında özde fark yoktur. Yıpranmış ve pili bitmiş faşizmin CHP desteği ile AKP adıyla yeniden yeşil rengiyle dizayn edilmesi olayıdır.

Kimseyi kandıramazsınız. Artık çocuklar büyüdü, artık fakirin gözü açıldı, artık eller silah tutacak yaştayız. Silah ve şarkılar ile karanlıkları yenebiliriz. Bir tek partiden diğer bir tek partiye geçerken Türkiye ve Kürdistan’ın demokratik, kültürel, sosyalist tüm güçleri birleşmeli, faşizm gömlek değiştirirken onu çıplak yakalamalı ve insanlık adına bir özgürlük şarkısı söylenmeli…

Dünün acıları içinden pişerek gelmiş, bugünün aydın ve sanatçıları olarak bizler, AKP-MHP faşizminin kendi sanat camiasını oluşturduğu şu günlerde 2 Temmuz’un anısına bağlılığın gereği olarak, AKP-MHP faşizminin stratejik amaçlarına karşı duyarlı olmalı, Sivas katliamını yapanların, Sivas’ı yakanların bugün ki rejim olduğunu görmeli, o tarihlerde yaşananlarla bugün Kürt özgürlük hareketine karşı yapılan saldırıların birbirinden bağımsız olmadığını bilmeliyiz.

1978 sonlarındaki Maraş katliamı nasıl ki Gladio’nun bir planı olarak Fırat’ın doğusunda Kürt ve Kürtçe adına bir şey bırakmayarak, toplum Kürt-Aleviler şahsında öldürülmek istendiyse, 1993 Sivas katliamı da aynı hedefle planlanarak yapılmıştır. Alevi toplumunun tüm Kürt halkıyla kucaklaşarak demokratik bir ülkeye giden ışık yolu kapatılmak istenmiştir.

İşte bu yüzden Kızılırmak Dicle’ye akmalı. Dicle de Kızılırmak’a..

Şimdi Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Kızılırmak şiirini okuma zamanı..

Dağlarda ve sokaklarda geceyi, karanlıkları yeneceklerin şarkıları duyulmalı…

Kaynak; Yeni Ö.Politika

Bu haber 90 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Semah’a dinlerin, devlet dinlerine dönüşen anlayışların baktığı gibi bakama..