Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Türk faşizminin Alevilere dönük saldırılarını doğru okunmalı

Türk faşizminin Alevilere dönük saldırılarını doğru okunmalı

17 Mayıs 2020, 08:53

''Alevilere dönük saldırılarda verilen mesajın özünde korkutmak ve sindirmek yanında örgütlülüğünü dağıtmak da vardır. Alevilerin demokrasi mücadelesine katılıp güç vermesini engellemek de amaçlanmaktadır.''

Gerilla Agit’in cenazesini annesine posta yoluyla göndermesi, Türk tipi kara-yeşil faşizmin halklara saldırma yöntemlerinde çok ‘yaratıcı’ olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Öyle anlaşılıyor ki faşist rejimin sarayında kara-yeşil özel bir ekip kurulmuş. Bu ekip tek tek insanları, toplumsal kesimleri, halk ve inanç guruplarını inceliyor. Hangi yöntemlerle saldırırlarsa azami sonuç alacağını belirliyor. Hatta saldırılar için yer ve zamanı da tespit ederek işlerinde tesadüflere yer bırakmamaya çalışıyorlar.

Bir cenazeyi geriye sadece kemikleri kalıncaya kadar bekletmek ve kemiklerini posta yoluyla annesine göndermek halk tabiri ile iblisin aklına bile gelmez. Üzerinde iyice düşünülmüş, Kürtlerin özelde de Kürt ana ve babaların sosyal ve psikolojik analizler yapılarak pratikleştirilmiş bir saldırı tarzıdır bu. Mezarlıklara saldırı da böyle bir saldırıdır. Çok planlı ve örgütlüdür. Mezarlıklara saldırmak fakat geride iz bırakmamak da detayları hesaplanmış bir saldırı biçimi oluyor.

Türk devletinin özellikle de Koronavirüs salgını sürecinde Kürt ve diğer muhaliflere karşı saldırılarında uyguladığı yöntemler bu devletin geçmişte yaptığı soykırımlarda kullandığı yol ve yöntemleri yeniden devreye koyduğunu gösteriyor; Vur, kır, katlet, tutukla, kaybettir ama ne azmettiren ne de fail belli olmasın; Kutsal mekanlara saldır, mezarlıkları tahrip et ama kimin emir verdiği bilinmesin; Suçluyu ve katili mazlum, mazlumu ve mağduru ise suçlu göster…

Gurup Yorum üyelerinin yaşamlarını yitirmesi de cenazelerine saldırı da belirtmeye çalıştığımız konseptin bir parçası olarak anlaşılmalıdır. Bu saldırıda da Türk tipi kara-yeşil faşizm insanlara ölümüne direnseniz de bir şey elde edemezsiniz mesajı vermek istemiştir.

Tüm bu saldırılara Alevi cemevinin kapısını koçbaşlarıyla kırıp, içerdekilere gaz bombaları ile saldırıp cenaze kaçırma da eklendi. Alevilere bu ilk saldırı değil. Sonuncusu da olmayacaktır.

Alevilere saldırıları da tıpkı Kürtlere yapılan saldırılar gibi dikkatlice incelemek ve anlamak Türk tipi faşist soykırımcılığı tanımak için önemlidir. Çünkü her iki kimlikte inkar ve imha edilmek istenen kimliklerdir. Kürtlere dönük saldırıların AKP-MHP dönemindeki karakteri daha doğrusu amacı Kürt halkının kökünü kazımaktır. Biri Kürt olarak ölmüşse mezarını ortadan kaldırmakla, bir mezarda Kürtlük işareti varsa imha etmekle Kürtlere, Kürt olarak ölmeniz de yasak mesajı veriliyor. Kürt halkı özgürlük mücadelesi sayesinde Türk devletini çok iyi tanımıştır. Gerilla Agit’in cenazesini posta yoluyla alan annesinin bu saldırıya verdiği yanıt bunu bir kez daha göstermiştir.

Alevilerin AKP-MHP faşist saldırılarını Kemalist laik bakış açısından uzak bir akılla okuması gerekmektedir. Bunu başarmazlarsa Kemalist milliyetçi devletin yıkılmış harabeleri altında kalmaktan kurtulmaya bilirler. Kendilerine kurulmuş tuzaklara düşebilirler.

Kemalist devletin her biçimi Alevilere saldırmıştır. İttihat Terakki’nin devamı olan Kemalist laik milliyetçilik aynı zamanda dincidir. Bazen milliyetçi olup dinciliğini, bazen de dinciliğini öne alarak milliyetçiliğini gölgede saklayabilmektedir. Mevcut Kemalist devlet AKP ile dinci, MHP ile milliyetçi oluyor. Her türlü yol ve yöntemi kullanarak saldırıyor. Aleviler AKP-MHP’nin Türk ulus devletinin dayandığı temel ideolojik çizginin ürünü ve CHP içinden çıkmış partilerin devamcıları olduklarını bilmek durumundadır.

Cemevine saldırıdan sonra CHP ve diğer sosyal şoven kesimlerden etkilenmiş kimi Alevilerin AKP ve Erdoğan’ı işaret ederek İslam’ı suçladığı belirtilmektedir. Alevi cemevine saldırının İslam’ın hiçbir yerinde gerekçesi, dayanağı yoktur. Cemevine faşist Türk aklının eseri olan kanunlar gerekçe ve dayanak yapılarak saldırılmıştır. Saldıran devlettir. Yani İslam değil, Türk denilen egemenler Alevilere ve cemevine saldırmıştır. Bu saldırıyı İslam ile açıklamaya kalkmak Alevilere kurulmuş tuzaklardan biridir. Türk ulus devleti kuruluşundan itibaren Alevileri katletmiş ve aldatmıştır. Devlet, MHP’lileri Alevilere İslami sloganlar eşliğinde saldırtmış, Alevilere CHP kapısına sığınma yolunu göstermiştir. Başka bir deyimle Alevilere karşı, milliyetçi dincilik katil, laik milliyetçilik ise aldatıcı rol oynamıştır. Bu nedenle Alevilere daha önceki yazılarımızda da yaptığımız öneriyi tekrarlamak istiyoruz; Alevilere saldırılara karşı verilecek en doğru yanıt laik milliyetçi Kemalist çizgiyi eleştirmektir. CHP’den uzaklaşmak ve faşizmi meşrulaştıran muhalefetine karşı durmaktır. CHP’nin AKP-MHP faşizmini seçimle, devleti korumayı temel alan aklın gösterdiği mücadele yol ve yöntemleriyle iktidardan düşüreceğini ileri sürmesini kabul etmemektir.

Alevilere saldırıların zeminini her zaman CHP yaratmıştır. CHP, bugünde Alevileri Kemalist laik milliyetçiliğin devamı ve yeniden iktidara gelmesi için kurban etmek istemektedir. CHP, Aleviler üzerinden AKP-MHP ittifakının dinci milliyetçi politikalarına karşı politik manevra sahası elde etmek istiyor.

Alevilerin kendilerine dönük saldırılarda devleti daha net görmesi, devletin Alevileri iktidar İslam içinde eritmek istediğini bilmesi de önemli bir savunma ve direniş imkanı sağlayacaktır. Alevilere dönük saldırılar herhangi bir mahalli idarecinin ya da devlet yetkilisinin kendi inisiyatifiyle yaptığı lokal saldırılar değildir. Planlı ve hesaplıdır. Türk milliyetçi ve dinciliğinin amaçları gereğince yapılmaktadır. CHP muhalefetiyle bu saldırılara yasal kılıf giydirilmesini kolaylaştırmaktadır.

Alevilere dönük saldırılarda verilen mesajın özünde korkutmak ve sindirmek yanında örgütlülüğünü dağıtmak da vardır. Alevilerin demokrasi mücadelesine katılıp güç vermesini engellemek de amaçlanmaktadır. Alevilerin artık bize saldırılar oluyor, baskı altındayız dememesi gerekir. Yaşananlar bundan böyle saldırılara her yöntemle cevap verilmesini gerektirmektir. Çünkü saldırılar normal ve kabul edilebilir bir rejimin rutin dışına çıkarak yaptıkları türünde gelişmeler değildir. Farklı kimlik ve değerleri yok etmeden yaşayamayacağını bilen faşist bir rejimin planlı, amaçlı ve sürekli saldırganlığı söz konusudur. Böyle bir saldırganlığa karşı yapılacak tek bir şey vardır; Faşistlerin anladığı dilden yanıt vermek, korkuları içinde boğmak.

Cihan EREN / Politika

Bu haber 31 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
“Çorum Katliamı 1980 yılının Mayıs ayında başlayıp Temmuz ayına kadar devam..