Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Soykırım Madalyası / Haydar Işık yazdı.

Soykırım Madalyası / Haydar Işık yazdı.

11 Mayıs 2020, 21:42

'Şimdi size tavsiyem, şu Kemal Atatürk Madalyasına iyi bakınız. Kime veriliyor? En iyi öldürene. Kime veriliyor? En iyi kafa kesene. Kime veriliyor? En iyi soykırımcıya. Peki Mustafa Kemal geleneği bugüne kadar sürüyor mu? Sürüyor. O zamanın bu madalyasını bugün RTE veriyor'

''Atatürk'le aynı arabada Kürt giysileri içindeki Diyap Ağa fotoğrafını anımsayanız. O zaman Atatürk'ün Diyap Ağa ve Hasan Hayri Bey gibi Dersimli nüfuz sahibi şahsiyetlere ihtiyacı vardı. Köprüyü geçene kadar, ayıya dayı dedi, işi bitince köklerini getirdi.''

Dr. Şivan bu gerçekliği 60'lı yıllarda söylemişti. Bu devlet ile barış mümkün değildir. Nitekim Dr. Şivan'ın aile fertleri 54 can kadın, kız, çocuk, hamile kurşuna dizildiler. Dersimli Diyap Ağa ve diğer dört Dersimli atanan mebuslar, Türk devletinin kuruluşuna hizmet ettiler. Ordu, polis, yargı, bürokrasi, basın ayakları üzerine oturunca, Kemal Atatürk gerçek soykırımcı yüzünü gösterip hepsini ortadan kaldırdı.

Türk Ulus devleti her insanı Türk, her inancı Hanefi görüyor. Kürtler bu şablona uymadıkları için, Şark İslahat Kanunu çıkarıldı. Şeyh Said Direnişi ve Ağrı Başkaldırısı kanlı bastırlıdı.
Alman sosyal demokrat gazetesi Vorwaerst Ağustos 1930 yılında şöyle yazar:
„Türk ve Fars bölgesindeki başkaldırı bastırıldıktan sonra, Oriyentte Kürtler bir daha görünmeyecek şekilde yokedildiler.“
Ararat, Kürtlerin son isyanıydı. Ama Dersim'de devlete karşı en ufak karşı koyma yoktu, ne Koçgiri'ye ne Şeyh Said ve ne de Ağrı'ya arka çıkmıştı Dersimliler. Kendi otonom bölgelerinde aşiret sistemiyle dünyaya kapalı yaşadılar. Türk devletinin asıl amacını anlamak bir yana, devletin propagandasına kapıldılar. „Kemal Atatürk Alevidir.“ „Dersim öz be öz Türktür.“ „Horasan'dan gelen Türkmenlerdir.“ Osmanlıda yalan tükenmez, Dersimli Kürtler bu yalanlara inandırılır. Tan gazetesi 1935 yılında Dersimlilerin; Timur Lenk'ten kaçan Horasanlı Türkmenler olduğunu, bunların batı Anadoluya dağıtılıp tekrar Türklüğe kavuşmasını önerdiği bilinir.

Avrupa‘da faşistler Bask halkının Guernica kentini bombaladıkları 1937 Mayıs ayında, Kemal Atatürk‘te 4.Mayıs 37 tarihinde, Dersim'e saldırı emrini verir. Manevi kızı Sabiha Gökçen'in beline tabancasını bağlayıp Dersim'de soykırım yapması için gönderir. Gökçen de 50 kiloluk bombalar atarak, köyleri yerlebir eder. Mağaralara sığınan yaşlı, çocuk ve kadınlara karşı, Kemal Atatürk imzasıyla faşist Almanya‘dan satın alınan zehirli gaz kullanır. Türk askeri, Dersimlileri samanlıklara doldurup yakar.
Seyid Riza görüşmeler için Erzincan' a çağrılır, ama kalleşlik bu ya Muti köprüsünde yakalanıp Elazığ'da hapsedilir. Sonunda ne ile yargılandıklarını bile bilmeyen bu insanlar idama ve hapis cezalarına çarptırılır. Ne iddianame tercüme edilir, ne de kendilerine tercüman verilir. Katilinin yalan ve hileleri önünde diz çökmeyen Seyid Riza 14 Kasım37 de rap rap darağacına yürür.
1937 yılında, „Biz sadece Avasan, Demanan, Heyderan aşiretlerini tedip ve tenkil edeceğiz, sizin kılınıza bile dokunmayız.“ derler, ama 38 yılı ilkbaharında soykırımın nasıl boyutlu olduğu görülür. Artık iş işten geçmiştir. İşbirlikçi beyler ve sakin duran aşiretler, akıllı akılsız, hatta dünyadan bihaber yaşayan, askerin eline geçen herkes katledilir.
Necip Fazıl Kısakürek, bu soykırımı, Shakespeare'in fantazisini aşan düzeyde görür. Çocukluğumda yaylaya gittiğimiz kutsal Dağ Duzgin'in eteklerinde kemik harmanları olduğunu bilirim. Annem, bahsedilen dağın vadisinde yaşanan katliamı, tepenin altındaki ormanda beni emzirirken seyreder. „İnsanları ağaç kütüklerine bağladılar, gaz döküp yaktılar.“ derdi.

Kırklı yılların başında bizim eve gelen bir Demeniz (Demenanlı) anlatmıştı. Bilindiği gibi bu büyük Demenan aşiretinden çok az insan kurtuldu. Bu perişan adam anılarını anlatırken, „Mısto Kor'u (Kemal Paşa) biz yaraladık, gitti öldü.“ demişti. Bu ifade bile Kemal Atatürk'ün bu soykırımın baş mimarı olduğunu gösteriyor. Çünkü planından uygulamasına kadar her yerde o var.

Halklar Hukuku Profesörü Ronald Mönch 2008 yılında Brüksel Avrupa Birliği salonunda yaptığımız konferansta şunu ifade etti. Dersim'de yapılan soykırımdır. Devlet Başkanı Kemal Atatürk, onun kabinesi, ve sorumlu generalleri, bölge valileri; bugün uygulanan ölçülere göre insanlığa karşı suç işlemekten ötürü uluslararası mahkemeye çıkarılır. Yazar Fritz Sitte ise, Kemal Atatürk'ü, geçen yüzyılın en kanlı generali olarak tanımlar.

Bugün Dersim, Kemal Atatürk'ün partisi CHP'ye oy veriyor. Kemal Atatürk'ün posterleri cemevlerine asılıyor. Hatta bu soykırımdan haberi yok dedikleri biliniyor. Dersimliler katilini seviyor. „Biza dirvetine vergê xo dima şona.“ Yaralı keçi kurdunun ardından gider, dedikleri nekadar doğru. Bu tavır Dersimlilerin Stockholm Sendrom'una yakalandıklarını gösteriyor. Binlerce Kürt kızının „besleme“ olarak götürüldüğü, askerin eline geçmemek için kendilerini uçurumlardan atan gelin ve kızlarını unutan Dersimlilerin Kemal Atatürk'e peygamber seviyesi vermesi, katledilen on binlerce insanımızın ruhuna yapılacak en büyük hakarettir.
Erdoğan ise sözde özür dilerken ardından „tek millet, tek dil, tek din...“deyip devlet ideolojisini sürdürüyor. Dersim‘i karakol ve kalekollarla donatıyor. Dersim adını geri vermeyen kendisi olunca, özür ne ifade eder? Kürt çocuklarına anadil eğitim ve öğretimi devlet okullarında verilmedikçe bu nasıl özür olur?

Kürt soykırımı devam ediyor düşüncesinden hareketle Türk devletini Uluslararası Ceza Mahkemesi‘ne götürdük. Ama devlet olmayınca davaya bakamayız dediler. Kürtler anadilini öğrenmedikçe soykırım sürüyor. Kürtler büyük nüfusuna rağmen, bırakın federasyon, otonom bile değillerse, Kürt kimliği ve kültürü hala anayasal yasak altındaysa, Türk devletinin 20'li yıllardan başlayan soykırım politikasının sürdüğünü gösterir.

Şimdi size tavsiyem, şu Kemal Atatürk Madalyasına iyi bakınız. Kime veriliyor? En iyi öldürene. Kime veriliyor? En iyi kafa kesene. Kime veriliyor? En iyi soykırımcıya. Peki Mustafa Kemal geleneği bugüne kadar sürüyor mu? Sürüyor. O zamanın bu madalyasını bugün RTE veriyor.

Haydar Işık, 08.05.2020

Bu haber 35 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
“Bizler kadın mücadelesinden bildiğimiz arkadaşlarımızın gözaltına alınmala..