Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Meydanda gönül birlemeye gelenler hep kadınlar’

‘Meydanda gönül birlemeye gelenler hep kadınlar’

08 Ekim 2019, 21:50

Alevi kadınlarına tarihsel olarak “Yolda kadına biçilen rol nedir?” ve “Bu rol bugün yerine getirilemiyorsa nedenleri nelerdir? Nasıl aşılabilir?” şeklinde sorular sorduk. Dizi yazımızın bu bölümünde sorularımızı Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Emel Uzman’a sorduk.

Cemlerde, sohbetlerde “Yol kadındır, kadın mürşidi kamilullahtır” sözünü çokça duyarız. Yine “Alevilerde kadın erkek eşittir” sözü neredeyse her ortamda övünülerek dile getirilir. “Bizde kadın erkek yoktur herkes candır” sözlerini de çokça duyarız. Çoğunlukla da bu sözleri erkeklerin ağzından duyarız.

Pratik gerçekten öyle midir? Öyleyse Alevi kadınlar neden Alevi örgütlenmeleri içinde belirgin bir noktada değiller? Neden söz ve yetki kademelerinde yer alamıyorlar? Neden renkleri, karakterleri sahaya yansımıyor? Gerçeğe biraz daha yakından bakmak için bu kez mikrofonu Alevi kadınlara bıraktık.

Yazı dizimizin bu bölümünde sorularımızı Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Emel Uzman yanıtladı.

“MEYDANDA GÖNÜL BİRLEMEYE GELENLER HEP KADINLAR”

PİRHA: Tarihsel ve toplumsal olarak Alevilikte kadının yeri nedir? Nasıl bir seyir izledi?

EMEL UZMAN: Ne yazık ki Türkiye’nin genel gündeminde sürekli var olan ‘kadına yönelik şiddet, kadın katliamları’ genel bir muhafazakarlıkla başa baş gidiyor. Yani örgütlü yapılarda da 1990 yılından bugüne gelindiğinde, kadınla ilgili fotoğrafın değiştiğini görüyorum. Alevi örgütlerinde de ne yazık ki sembolik olarak, yönetimlere belki birer kadın koyuyorlar. Fotoğraflarda var ama söz, yetki ve karar noktasında kadınlar yok. Ama hizmet noktasında büyük ölçüde örgütlü yapıları kadınlar taşıyor. Geleneksel Aleviliğe bakıldığında Kerbela’dan itibaren tarih akışında Fatma Ana’nın duruşunu taşıyan, ona benzemeye çalışan ve önder olarak bir anayı gören çok sayıda kadın var. Ama tarihe bakıldığında bu isimlere o kadar sık rastlanmıyor. Açıkçası Kadıncık Ana da Alevi toplumu için çok özel. İşte bir Güzide Ana var. Deyişleri, nefesleri çok değerli. Ama bugüne gelindiğinde ne yazık ki cem yürütmeye kalkıldığında ‘kadın erkek eşittir’ diyen Alevi örgütlü yapılarında bile şöyle bir kafanızı çevirip cemallere baktığınızda gerçeği görebiliyorsunuz. Elbette orada ‘erkek-dişi’ diye ayırmamak gerekiyor ama bir dişi olarak da bunu görmemezlikten gelemiyorum. Posta oturan bacıya baktığında sayısı hiç yok. Bir tek yurtdışından gelen Şenay Anamız var. Yani Türkiye’de ne yazık ki böyle bir fotoğraf mevcut. Örgütlü yapılarda da böyle görüntüler mevcut. Örneğin bir ziyaret söz konusu olduğunda dahi Alevi örgütlerinin başındaki kişilerin de erkek olduğunu görüyoruz. Geleneksel olarak yaşatılan değerlerin biraz erozyona uğradığını gördük. Maalesef kadınlar olarak da yanlış yapıyoruz. Ama şunu söylemek isterim ki yolun yürümesinde en fazla gönül rızalığı olan, meydanda gönül birlemeye gelen hep kadınlardır.

“GELENEKSEL YOL’DAN UZAKLAŞILDI”

Ne oldu da Alevi kadınlar sahneden çekildi? Aleviler her konuşmasında “Bizde kadın erkek eşittir” der. Geçekten eşit midir?

EMEL UZMAN: Bu konu farklı farklı değerlendirilebilir. Eşikten içeriye girildiğinde muhabbet meydanında söylediğiniz gibi kadın erkek ayrımı yapılmaz ama posta oturanlar hep ne yazık ki erkeklerden oluşuyor. Zakirler bile… Halbuki çok sayıda yola hizmet etmek isteyen zakir bacılarımız var. Dedeler dahi cemlere bir bacıyı da alıp gelmiyorlar. Dedeler eğer cem yürütürken muhabbet meydanında eşleriyle katılsalar belki bazı şeyler değişecek. Bu eksikliği  gözardı edemeyiz. Yani geleneksel yoldan uzaklaşıldı. Bunu iktidarın siyasi ideolojisi ile de bağdaştırabiliriz. Zaman zaman cemlere giren bacılara hırka, başörtüsü dağıtılmaya başlandı. Erkek-kadın diye ayrı mekanlar gösterildi. Bunlar muhafazakar siyasi iktidarın rüzgarının Alevi toplumu üzerindeki etkileridir. Ama etkisi kırıldı. Çünkü bunları ne kadınlar kabul etti ne de yolun devamından yana olan erkek canlar. Mutlaka gençlerin bu muhabbetlerde olması ve onların önünün açılması gerekiyor. Yarına eğer geleneksel olarak bugüne taşıdığımız eşitlik gelecekse onların desteğiyle olacaktır.

 “KADINLAR DAHA ÇOK HİZMET ETME RUHUYLA HAREKET EDİYORLAR”

Peki Alevi kurumlarında ve örgütlerinde kadının yer alması neden önemli?

EMEL UZMAN: Kadınlar örgütlerde yer almalı tabi. Kadınlar, Türkiye gibi ülkelerde sadece inanca dayalı değil, her örgütlü yapıda mutlaka temsil edilmeli. ‘Kadınlar Alevi örgütlerinde azaldı’ diyoruz ama bir başka tarafa dönüp baktığımızda; sendikalarda, meslek odalarının yönetim kadrolarında yine Alevi kadınlar var. Bunu da gözardı etmemek lazım. En aktif, örgütlü yapıların içinde Alevi kadınlar var. Bu çok değerli bir durum. Kadınlar buralarda olmalı. Kadınların kendilerine dair sözleri var, onun için kurumlarda yer almalılar. Kadınlar bu noktada daha bireysel düşünmezler. Yani belki de analığın vermiş olduğu duygu olabilir. Daha kucaklayıcıdırlar. Kendilerine dair çok hesapları yoktur. Daha çok hizmet etme ruhuyla hareket ederler. Çünkü gördüm ki farklı bir cins, kadın olduğu zaman hem bakış değişiyor hem toplantının içeriği değişiyor, hem de işin akışı değişiyor. Farklı hale geliyor. Ayrıca kadınlar temsil edilmelidir çünkü Türkiye nüfusunun yarısı kadındır. Bu topraklarda en çok ağlayan, Kürtçe, Türkçe, Ermeni ağıtları yakan analardır. Evlatlarına sahip çıkmaları için de buralarda olmaları lazım. Çünkü hayatta insanların kaybedeceği en değerli varlığı evlatlarıdır. Bu topraklar evlatlarını kaybeden analarla dolu.

“KADINLARA SADECE ‘ÖRGÜTE GEL’ DEMEK OLMUYOR”

Alevi kadınların özgün bir örgütlenme modelini yaratarak mücadele etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğuna inanıyor musunuz? Öyleyse nasıl bir model öneriniz var?

EMEL UZMAN: Ben hep bu konuda kooperatif gibi formüller de düşündüm. Çünkü kadınlara sadece ‘örgüte gel’ demek olmuyor. Kadınların birtakım yaşamsal ihtiyaçları var. Yani bir kadının evinden çıkıp mücadele yürüteceği yere gitmesi için cebinde en azından belli bir miktar ekonomik özgürlüğünün olması gerekiyor. Kurumlara gidip sürekli hizmet vermenin yanı sıra kadınların, özgüven aşılamak için bir ekonomik yapıya da ulaşması lazım. Yerel yönetimler, bu örgütlere katkı sunmalı. Çünkü dünyanın her yerinde kooperatifleşme veya benzeri adımlarda yerel yönetimlerin katkısı olmuştur. Şu andaki mevcut siyaset, kadını hem siyasetten hem sokaktan hem de çalışma yaşamından geriye itiyor. Her yerden eve kapatmaya çalışıyor. Yani bireyin kutsallığının dışında yeni bir ‘kutsal aile’ kavramı ile kadının karşısına çıkılıyor. Yani bütün yasalar o ailenin devamı üzerine kuruluyor. Halbuki bu topraklarda yaşayan insanlar değerlidir. İnsan acı çektikten sonra bu toprakların kutsallığı nedir bilemiyorum. Bireyin kutsallığını öne çıkarmak için bu tür örgütlü yapılarda desteğe ihtiyaç var. Zaten hem zihinsel hem de bedensel olarak kapatılmak istenen kadının dışarıya çıkması, özgürleşmesi ve bu mücadele içerisinde olması için örgütlü yapılarda mutlaka olması gerekiyor. Ve toplumun her kesiminde, çalışma yaşamında, üniversitelerde bir şey yapmaya karar verdiğimizde bize el verecek kadınlar da var. Ama ne yazık ki genel erkek yapısı, erkek devlet, erkek aile… Açıkçası ben bu konuda biraz dirençli kadınım. Bütün kadınlarda da bu direncin olduğunu ama son derece bastırıldığını düşünüyorum. Dirençli kadınlar, bugüne kadar acısıyla yaşamı buraya getirdi. O sarmaşığı kurmamız lazım ama henüz bunu beceremedik.

Alevi kadın meclisleri tartışmaları var, kurum ve örgütlerde eş başkanlık tartışmaları var, bu konularda neler söyleyeceksiniz?

EMEL UZMAN: Eş başkanlık uygulamasının bir kere fotoğrafı çok güzel. Benim açımdan son derece sempatik bir görüntü çıkıyor. Mağdur olan bir kesimin mağduriyetini ortadan kaldırılması diye düşünüyorum. Bunu çok yerinde buluyorum. Doğru uygulamalarını da gördük. HDP başlatmıştı ve uygulamaları da doğru yönde. Ayrıca siyasette de şöyle bir şey var ki göz ardı edemiyoruz. Kadının siyasette olmasının önünü açan bir siyasi partidir HDP. Yani hem yerel yönetimlerde hem de parlamentoda çok özel bir çalışması var. Bu anlamda Türkiye’de AKP ve HDP’nin kadın çalışmaları izlenmeli. AKP hizmet anlamında kadınları son derece kullandı. İhtiyaç dahilinde kadınları sürdüler, ihtiyaç dahilinde de geri çektiler. Mesela geçmişte Türkiye’nin her yerinde türban eylemleri yapılıyordu. Pankartı türbanlı kadınlar tutuyor, arkasında ise yine birkaç türbanlı kadın fakat megafon bir erkeğin elinde. Bu fotoğraf çok anlamlı. Ama ben oradaki yapının bile artık değiştiğini düşünüyorum. Sosyalist-feminist-müslüman bir kadın grubu çıktı. Sonuçta şöyle bir şey var: Kendi farklılığının farkına varıp mücadele alanlarını insanlar biraz da kendileri açıyor. Yaşanacaklar yaşandı. Yeni bir mücadele alanı; kadınlar var olmaya çalışıyor. Mücadelede renk, dil, inanç farklılığı olmadan kadınların birlikte olmasının hem bu toprakların hem de ağıtlar yakmayalım diye böyle bir birlikteliğin ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. (HABER MERKEZİ)

İlgili haberlerin linki

https://www.pirha.net/kadinlar-aktif-olup-ben-de-varim-desinler-video-189593.html/04/10/2019/

Bu haber 10 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yön..