Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Alevi kadının kurtuluşu Aleviliğin kurtuluşudur; Çünkü Yol anadır’

‘Alevi kadının kurtuluşu Aleviliğin kurtuluşudur; Çünkü Yol anadır’

11 Eylül 2019, 16:57

Alevi kadınlara, “Tarihsel olarak Yolda kadına biçilen rol nedir ve bu rol bugün yerine getirilemiyorsa nedenleri nelerdir? Nasıl aşılabilir?” şeklinde sorular sorduk. Dizi yazımızın bu bölümünde sorularımızı önceki dönem PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı olan Songül Tunçdemir yanıtladı.

Tunçdemir, egemen dinin kadına bakış açısı Alevi erkeklere de sirayet etti” dedi. 

Cemlerde, sohbetlerde “Yol kadındır, kadın mürşidi kamilullahtır” sözünü çokça duyarız. Yine “Alevilerde kadın erkek eşittir” sözü neredeyse her ortamda övünülerek dile getirilir. “Bizde kadın erkek yoktur herkes candır” sözlerini de çokça duyarız. Çoğunlukla da bu sözleri erkeklerin ağzından duyarız.

Pratik gerçekten öyle midir? Öyleyse Alevi kadınları neden Alevi örgütlenmeleri içinde belirgin bir noktada değiller? Neden söz ve yetki kademelerinde yer alamıyorlar? Neden renkleri, karakterleri sahaya yansımıyor? Gerçeğe biraz daha yakından bakmak için bu kez mikrofonu Alevi kadınlarına bıraktık.

Başlattığımız bu yazı dizisindeki muradımız; konunun esas sahipleri kendi sözünü söylerken aynı zamanda tıkanan kanalların açılmasında yol almalarına hizmet etmektir.

Bu nedenle Türkiye ve Avrupa’da Yol’a çeşitli düzeylerde hizmette bulunmuş kadınların görüşlerine başvurduk. Bu konuda elbette sözü olup da ulaşamadığımız isimler vardır ve bize ulaşmalarını dileriz.

Yazı dizimizin bu bölümünde sorularımızı önceki dönem Pir Sultan Alevi Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yanıtladı.

“ALEVİLİKTE KADIN DEYİNCE İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYOR İNSAN”

PİRHA- Tarihsel ve toplumsal olarak Alevilikte kadının yeri nedir, nasıl bir seyir izledi?

Songül Tunçdemir: Alevilikte kadın neredeyse hiç tartışılmadı, ciddi tartışma ortamları da yaratılmadı. Bunu bir başlangıç olarak görüyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.
Alevilikte kadın denilince işin içinden çıkamıyor insan. Şöyle: Aleviler yıllardır yoğun bir asimilasyon sürecinden geçmekte, bir savrulma var. Bir yandan sistemin baskılarıyla asimile olma, toplu kıyımlar, bir yandan Alevilerin içindeki parçalanma. Bırakın kadın olarak Aleviliği yaşayan insanlara çok az rastlıyoruz. Yani özümüzden çok uzaklaştık. Hal böyleyken dünyanın neresinde olursa olsun toplumun, sistemin kadınlar üzerinde oynadığı ciddi  oyunlar ciddi baskılar da söz konusu olunca Alevilikte kadın da tamamen özünden uzaklaşmış durumda.

Biz değerlendirme yaparken,  ‘Dişi erkek sorulmaz muhabbetin dilinde’ diye başlarız. ‘Kadın erkek eşitliği vardır, bizde can vardır, ayrım yoktur’ deriz. Bunu söylerken de içinde yaşadığımız egemen dindeki kadınla kıyaslayarak temellendiririz. Ne deriz; ‘Bizim ibadetimizde kadın erkek birdir, örtünme yoktur, harem selamlık yoktur, ibadette herkes eşittir, toplumsal alanda eşittir. Ama Sünni kadınlar da böyledir’ diye kıyaslaya kıyaslaya özümüzden uzaklaştık.

“SORGULAMAK YERİNE KIYASLAYARAK KENDİMİZİ TEMİZE ÇEKMEYE ÇALIŞTIK” 

Esasında Alevilikte kadın nedir, özümüzde kadının yeri nedir? Sorgulamak yerine kıyaslayarak kendimizi temize çekmeye çalıştık.

Alevilikte kadın erkek ayrımı yoktur, toplumsal yaşamda Alevi kadınları daha ileridedir. Fakat geldiğimiz süreçte özellikle de iç asimilasyon, son yıllarda cemlerde harem selamlık olunması, kadının posta oturtulmaması, kadınlarımıza baş örtüsü, etek giydirilmesi dikkat çekiyor. Egemen inanç biliyorsunuz toplumda her şeye karışır durumda. Bütün hayatımızı dizayn etme çabaları var. Kadına bakış açıları belli, onun etkisinde fazlasıyla kaldık. Bu durum oturup nasıl olmamız gerektiğini konuşmamız konusunda uzun tartışmalar yapmamızın aciliyetini gösteriyor aslında.

“EGEMEN DİNİN KADINLARA BAKIŞ AÇISI ALEVİ ERKEKLERE SİRAYET ETMİŞ”

Geldiğimiz noktada bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? “Bizde Kadın-erkek  eşittir” diyorsunuz, gerçekten eşit mi ve bu eşitliği sadece Sünnilere göre kıyasladığınıza göre bir eşitlik mi yoksa Türkiye’de ve dünyada var olan kadın-erkek eşitliği gibi bir şey mi Alevilikte ki eşitlik?

Songül Tunçdemir: Biz kadınlarımızı çok ihmal ettik. Sünni kadınlarla da eşit değiliz aslında. Onlar inançlarının gereğini yerine getiriyorlar. Oturup iyi bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Toplumsal yaşama baktığımızda, kurumlara baktığımızda kadınlar yok denecek kadar az. Kurumlarımızda da maalesef egemen dinin kadınlara bakış açısı bizim Alevi erkeklere sirayet etmiş durumda. Yani kadınlar küstürülüyor aslında. Hem azınlıklar evden dışarı çıkamıyorlar, sistemin çarkları arasında, bir taraftan da erkeklerin egemenliğinde evden çıkamıyorlar. Çıkanlar da çok az olduğu için kurumlarda söz sahibi olamadığı için küstürülüp tekrar dört duvar arasına gönderilebiliyorlar.

Hiç olumlu yanı yok mu diye sorarsanız? Tabi ki var. Mücadele alanında kadınların çok az olmasına rağmen önderlik konumundaki kadınlarımızın çoğunluğunun Alevi olduğunu görüyoruz.

“BÜTÜN DÜNYADA TOPLUMUN EN EZİLEN KESİMİ KADINDIR”

Peki kadınların genel olarak eşit olmaması durumu Alevilikle ilgili mi yoksa Türkiye’deki genel durumla mı ilgili?

Songül Tunçdemir: Asında bu yapısal sorun. Yapısal sorunun içimize olan sirayeti. Dünyanın her yerinde kadına özel baskı, sindirme politikaları var.  Çünkü sistem kadından korkuyor. Kapitalizm kadından korkuyor. Kapitalizmin en yoğunlaşmış şekli ekonomidir. Ekonomi de mutfakta hissedilir, kaynayan tencerede, soframızda hissedilir. Maalesef muhatap olan kadındır. Ama kadının kendine gelmesi, ayaklanması gerekir. Sistem insanları parçalar dinine, diline, inancına göre. Bu ayrı bir parçalanma biçimi ama en derin parçalama biçimi. İster Alevi olsun ister Kürt ister Sünni olsun. Bütün dünyada toplumun en yoğun ezilen kesimi kadındır. Kadın uyandığında kapitalizmin çözülmesi olur. Şunu söyleyebiliriz; kapitalizmin zincirleri mutfakta çözülür.

Hal böyleyken kadın mümkün olduğu kadar baskılanmaya çalışılıyor sistem tarafından. Aleviliğin özünü  yaşayabilsek kadının kurtuluşu olacak fakat Aleviliğin özünü de yaşayamıyoruz.

Peki kapitalizmin gerilemesiyle kadının özgürleşmesinin paralel gelişeceğine vurgu yapıyorsunuz. Peki durduğumuz yerden bakarsak Alevi kadınlarının kurumlarda yeri nasıl? Kurum ve örgütlerde kadının yer almasının önemi nedir?

Songül Tunçdemir: O kurumlarımıza baktığımız zaman öncelikle kendi örgütüm adına konuşayım. PSAKD Alevi hareketinin motorudur diyoruz. Aleviliği gerçek özünde yaşayan, Alevi mücadelesini hareketlendiren, bu konuda en aktif derneklerden biri. Kendi kurumlarımızda ülke genelinde 85 şubeden sadece 5 kadın başkan olduğunu görüyoruz. Yönetim kademelerinde çok az kadın var. Üye sayısına baktığımızda bazı şubelerde kadın üye sayısı çok fazla ama derneklerimize, cemevlerimize gelen kadın sayısı az, üye olsalar da gelmiyorlar. Ya da gelemiyorlar. Temsiliyet anlamında daha çok olmamız lazım. Gelen kadınların sadece mutfakta çalışması, temizlik işlerini yapması ya da kadın kolları altında gelip sadece reva görülen pasta, börek günleri düzenlenmesi. Bu değildir aslında. Kadınlarımız mücadele alanında daha etkin hale getirilmeli.

“KADINLAR DAHA ÇOK BİR ARAYA GELMELİ VE ÖRGÜTLENMELİ”

İçinde bulunduğumuz açmazı nasıl bir Alevi örgütlenmesi ile aşabiliriz?

Songül Tunçdemir: Tabii tabandan gelecek. Bizim gibi demokratik merkeziyetçilikle yönetilen derneklerde kadın örgütlenmeleri şubelerden başlayacak. Kadınların daha çok bir araya gelmesi için olanaklar yaratmalıyız. Kadın eğitimi diyorlar ama ben buna karşıyım. Kadın deyince bazı erkek arkadaşlar şöyle bir savunması var; yönetim kademelerine getireceğimiz nitelikte bulamıyoruz. Problem bu değil aslında. Yönetim kademelerine gelecek kadınlarımız çok fazla. Bu sadece yönetim kademelerine kadınların gelmemesi için uydurdukları bir gerekçe. Kadınlar daha çok bir araya gelmeli daha çok örgütlenmeli.

“KADINI İKİNCİ PLANA ATAN ANLAYIŞI MAHKUM ETMELİYİZ”

Alevi kadınların özgür bir örgütlenme modeli yaratarak mücadele etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğuna inanıyor musunuz? Öyleyse nasıl bir model öneriniz var?

Songül Tunçdemir: Alevilikte kadın, erkek eşit deyip işin içinden çıkıyoruz. Böyle dediğimiz için kadın alanını boş bırakıyoruz. Kadınla özel olarak ilgilenmiyoruz. İçimizde kadın alanın açılmasına karşı olan arkadaşlarımız var. Mesele kadın kolları değil, kadın sekreterliği kurmalıyız. Bütün demokratik kitle örgütlerinde kadın sekreterliği var bizde sadece bazı yerlerde isim olarak var. Genel merkezimizin bile kadın sekreterliği yok. Bu alanla özel olarak ilgilenmeliyiz. Cemlerimizde kadın aktif olmalı, posta oturtmalı. Mesela Pir kavramı erkek değildir ama günümüzde erkekleştirilmiş durumdadır. Kadın pirlerimiz de vardır. Günümüzde de bazı cemevlerinde posta oturan cem yürüten kadın pirlerimiz var, bunları daha çok görünür kılmalıyız. Kadını ikinci plana atan anlayışları mahkûm etmeliyiz kendi içimizde.

Kadın kolları dediniz. Erkek kolları diye bir şey yok. Neden kadın kollarına ihtiyaç duyuluyor?

Songül Tunçdemir: Kadının ezilmesinden dolayı, kadının üzerindeki özel politikalardan dolayı. Aslında kadın alanıyla özel olarak ilgilenmeli. Erkek kolları dediniz, bu aslında kadın sorunu diyoruz ama erkeğin sorunu. Erkeklerde bu konuda eğitilmeli. Ama kadınların bir araya gelmesi daha zor olduğu için kadın kollarının olması gerekiyor.

 

Bu haber 12 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Kendilerini ‘polis’ olarak tanıtan kişilerce taciz, takip ve tehdit edildiğ..