Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / ‘Pratikte erkekle eşit değiliz’

‘Pratikte erkekle eşit değiliz’

24 Ağustos 2019, 08:09

“İnancımızda erkek kadın ayrımı yok, ancak pratikte erkekle eşit değiliz”

Cemlerde, sohbetlerde “Yol kadındır, kadın mürşidi kamilullahtır” sözünü çokça duyarız. Yine “Alevilerde kadın erkek eşittir” sözü neredeyse her ortamda övünülerek dile getirilir. “Bizde kadın erkek yoktur herkes candır” sözlerini de çokça duyarız. Çoğunlukla da bu sözleri erkeklerin ağzından duyarız.

Pratik gerçekten öyle midir? Öyleyse Alevi kadınlar neden Alevi örgütlenmeleri içinde belirgin bir noktada değiller? Neden söz ve yetki kademelerinde yer alamıyorlar? Neden renkleri, karakterleri sahaya yansımıyor? Gerçeğe biraz daha yakından bakmak için bu kez mikrofonu Alevi kadınlarına bıraktık.

Başlattığımız bu yazı dizisindeki muradımız; konunun esas sahipleri kendi sözünü söylerken aynı zamanda tıkanan kanalların açılmasında yol almalarına hizmet etmektir.

Bu nedenle Türkiye ve Avrupa’da Yol’a çeşitli düzeylerde hizmette bulunmuş kadınların görüşlerine başvurduk. Bu konuda elbette sözü olup da ulaşamadığımız isimler vardır ve bize ulaşmalarını dileriz.

Yazı dizimizin bu bölümünde sorularımızı Garip Dede Dergahı Kadın Komisyonu Başkanı Aylin Fırat’a sorduk.

PİRHA: Tarihsel ve toplumsal olarak Alevilikte kadının yeri nedir?  Nasıl bir seyir izledi?

Aylin Fırat: Geçmişe baktığımızda Alevilik inancında birçok değişimler söz konusu oldu. Günümüz ve geçmişi değerlendirirsek geçmişte tabii ki Alevilik inancında tarihsel olarak baktığımızda 14. Yüzyılda Bacıyanı Rum adı altında bir kadın birliği oluşturulmuş. Şimdinin Feminist kadın düşüncesinden daha cesaretli ve birlikteliği kuvvetli bir birliğin oluştuğunu görüyoruz. Bu da Ahilik anlayışında olan insanların kendilerini toplum içinde daha iyi ifade etmesine yol açmış. Burada hem toplumsal bir kazanım hem de bir mücadele içinde olması, kadın erkek ayrımı gözetmeden yan yana her türlü zorluğa karşı durabilme amaçlı bir birlik olduğunu biliyoruz.

Bu birliği kuran Ahi Evran’ın eşi Fatma Hanımdır. Bununla beraber Bektaşi ocağında yetişen Kadıncık Ana’dır. Hacı Bektaşı Veli’den el alan bir anadır. Hatta kimileri eşi olduğunu söylüyor. Kimileri manevi kızı olduğunu söylüyor, tarihi açıdan baktığımızda. Kadıncık Ananın rolü de çok büyük. Geçmişten günümüze aslında peygamberimizin soyu da bir kadınla devam ediyor. Fatma Anamız. Asıl Alevilik inancında kadın erkek ayırımı yok. Herkes bir can olarak görülüyor. İnsan olarak bakılıyor. Hiçbir ayırım gözetilmiyor. Ve böyle bir süreç içerisinde kendi gelenek ve göreneklerini devam ettirmek için mücadele ediyorlar.

Şimdiki zamana baktığımızda şu an tabii hem yaşadığımız yerleşik hayat, ülke itibarıyla ve sistemin farklı politikalarından dolayı şekillendi biraz. Alevilik gerçekten Cemevlerinin de bir ibadethane sayılmaması gibi birçok sorunla karşılaştığından dolayı, bir devlet politikasının, daha doğrusu kapitalist sistemin etkisiyle ortaya çıkartılan bu zorluklardan dolayı kadın biraz şekillendi. Bunu Alevilik inancına göre söylüyorum. Şu an birçok cemevimiz var. Buralarda görev alan birçok kadın var. Ancak yönetimde yer alıyorlar mı bu tartışılır. Bunun sebebi de kadınlar kendi özgüvenini sağlarken erkek tarafından destek görüyorlar mı? Bu tartışılır. Bu gibi sıkıntılar yaşanıyor. Bunun için de çözüm yolları arıyorlar. Örgütlenmeye çalışıyorlar. Cem ibadetlerinde en fazla kadın görürüz. Şimdiki zamanda da bunu devam ettiriyorlar. Ancak kendilerini ifada edebilmekte birazcık yetersiz kalabiliyorlar. Çünkü örgütlenmekte biraz sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü onlara destek olacak bir alan bulamıyorlar. Bunun için de mücadele ediyorlar.

Geldiğimiz noktada durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne oldu da Alevi kadınlar sahneden çekildi? Aleviler her konuşmasında bizde kadın erkek eşittir diyor. Geçekten eşit midir?

Aylin Fırat: Şimdi dediğim gibi inanç gereği eşitiz. Ancak pratiğe döküldüğü zaman eşit değiliz aslında. Kadınlar neden geri duruyor. Bunu biraz kadınların kendisine de sormak lazım. Gerek sosyo ekonomik açıdan, çevre baskısı bakımından ve aldığı çocuk yetiştirme sorumluluğu açısından birçok sorumluluk kadının omuzlarında olduğundan kaynaklanıyor olabilir. Ama bunlar aşılmayacak sorunlar değil.

Toplumsal roller belirleyici olabiliyor mu? Nedir bunlar mesela?

Aylin Fırat: Toplumsal roller derken bir annelik vasfı mesela. Çocuk doğuran ve çalışan bir anneyi düşünelim. Böyle bir anne doğal olarak birçok sosyal aktiviteye katılımda bulunamıyor. Bu gibi çeşitlendirilebilir yani. Birçok toplumsal sorunla karşılaşabiliyor. Çevre baskısı, kuşaktan kuşağa gelen kadın profili, değişmeyen o eski kültürü sürdüren kadın modelinden kaynaklanıyor. Öyle düşünüyorum.

Yeni kuşakların bunu değiştirmesi, kendilerine göre bir örgütlenme yapısı kurması lazım. Bunu tartışıp bu sorunları çözmesi lazım diye düşünüyorum. Bunun için gerçi kadın meclisleri oluşturuluyor. Fakat devamlılığı için bir destek bulamıyorlar. Bunun için de bir arada kendi içlerinde bir iletişimle, dayanışmayla hatta sadece cemevleri değil de kadın olarak baktığımızda kadın birlikteliğinin genel sıkıntıları ele alınarak, bunlar üzerinde birleşip daha sonra inancımızı, kültürümüzü aktarma yolundaki çalışmaların devamını getirebilirler.

Alevi Kadın meclislerinden bahsettiniz. Eş Başkanlık sistemi de tartışılıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Aylin Fırat: Aslında Kürt kadınlarına baktığımızda burada daha aktifler ve her alanda bulunuyorlar. Aslında erkeklerden de biraz destek aldıkları için. Yine bu karşılıklı ilişkilerle alakalı, kendilerini ifade edebilme ve sorunu tam ve amacı tam belirleyip birlikte nasıl yol alabileceğine karar vermekle bitiyor. Ben böyle düşünüyorum.

Genel olarak kadınların özel olarak da Alevi Kadınların özgürlüğü nereden geçiyor? Sizce ne yapmalılar Alevi kadınları?

Aylin Fırat: Alevi kadınları en başta kendilerine biraz güvensinler. Cemevlerine geldikleri zaman sadece ibadet değil, kadının varlığı, toplumda kısıtlanmalar üzerinde de dursunlar. Biliyorsunuz erken egemen bir toplumun etkisi var üzerimizde, öyle bir ülkede yaşıyoruz. Bunun için birlikte alanlar yaratıp burada kendilerini fark edip bir adım atmaları lazım. Gayret etmeleri lazım. Ancak böyle bunu gündemde tutarak yol alabilirler.

Bu alanlardan biri de Alevi kurumları. Peki bu kurumlar kadına ne kadar yer veriyor. Verebiliyor mu? Kadınlar ne kadar var olabiliyorlar buralarda?

Aylin Fırat: Şimdi aslında bazı cemevleri bu konuda çok aktif. Kadınlarını ön planda gösteren cemevlerimiz de var. Kurum yöneticilerimiz de var. Ancak genel olarak baktığımızda sorunlarla karşılaşılıyor. Yine dediğim gibi biraz da kadınlar kendilerini tamamlayabiliyorlar mı? Süreklilik sağlayabiliyorlar mı? Bunu tartışmamız lazım en önce. Yoksa kadınlar zaten her yerdeler ve mücadeleciler. Bunun devamını getirecek olanlar da onlar. Sadece destek istiyorlar biraz.

Alevi kadınların Alevi örgütlenmesi içindeki sorunlarını nasıl bir örgütlenmeyle aşabiliriz?

Aylin Fırat: Birlik beraberlik ile dayanışma içerisinde çözebiliriz. Dediğim gibi bu kadın meclisleri de çok kıymetli. Buralarda çözüm üretebiliriz. Hem kurum yöneticilerimiz hem kadınlarımız birlikte yol almalıyız. Öyle düşünüyorum.

Peki Alevi kadınlarının özgün bir örgütlenme modeli yaratarak mücadele etmesi gerektiğine ihtiyaç olduğuna inanıyor musunuz? İnanıyorsanız nasıl bir model olmalı?

Aylin Fırat: Alevi kadını ya da Sünni kadını değil de bu konuya evrensel olarak bakmak lazım. Genel olarak bakmak lazım. Çünkü toplum acaba kadını nasıl görüyor. Öncelikle bu da tartışılmalı. Toplum kadını nasıl kabulleniyor. Bunun için kendimizi sorgulamalıyız. Dediğim gibi böyle kurumlarda daha kuvvetli sesimizi duyurmalıyız. O zaman desteği de alacağımızı düşünüyorum. Ne kadar örgütlenme altyapısı sağlam olmasa da kurulduktan bir süre sonra dağılmamalıyız. Yani mücadele etmeliyiz. Gayretle, mücadeleyle ve sabırla.

Peki sizce Alevi toplumunun kadına bakış açısı nasıl? Evde, kurumlarda, cemevlerinde nasıl bir bakış açısı var?

Aylin Fırat: Şimdi kuşaktan kuşağa değişiyor. Günümüz gençlerine sorduğumuzda daha farklı bakıyorlar kadına. Daha modern, daha çağdaş, inancı sorguluyorlar. Ama eski kuşaklar daha farklı düşünüyor. Daha Anaerkil yetişmiş, o geleneklerden yola çıkarak düşünüyor. Öyle bir inanç yürütüyor ve aktarıyor. Bunu aslında yeni kuşakların biraz değerlendirip kendilerine göre biçimlendirmesi lazım. “Eskiye saygımız sonsuz ancak bunun değişmesi lazım” diye düşünüp yeni kuşakların kendi kadın özgürlüğünü, kadın varlığını hissettiren çalışmalar yürütmesi lazım.

Peki Alevilik inanç olarak kendi içinde Ataerkilliği barındırıyor mu?

Aylin Fırat: Alevilik inancı barındırmıyor. Alevi inancının kadın erkekle bir problemi yok. İnsan olarak bakıyor. Yaşadığımız pratikte tabii ki oluyor. Sistemin etkisiyle ayrımcılık oluyor. Bu böl parçala yönet anlayışının kadın erkek ayrımına da yansımasıdır.

Alevi kurumlarında kadınlar neden sadece mutfak işlerine bakıyor? Buradan nasıl çıkabilirler?

Aylin Fırat: Kadınlar her alanda olmalılar. Mutfakta olmalarını biraz da kendileri de belki istiyorlar. Çünkü kendilerini ön plana çıkardıklar

Bu haber 32 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Kendilerini ‘polis’ olarak tanıtan kişilerce taciz, takip ve tehdit edildiğ..