Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Saldırılarla Alevilere hangi mesajlar verilmek isteniyor

Saldırılarla Alevilere hangi mesajlar verilmek isteniyor

20 Ağustos 2019, 12:50

"Alevilere son dönemde yapılan saldırılar ‘cemevlerimizin kira, elektrik, su paralarını devlet ödesin’ fikrini ileri sürenlerin Alevileri ne büyük tehlikelere açık hale getirdiğini de göstermektedir."

Türkiye’de güçlü bir demokrasi mücadelesi verilmeden ve ülke demokratikleşmeden ne Kürtlere ne de Aleviler rahat yaşayamazlar. Çünkü Aleviler de tıpkı Kürtler gibi inkar ve imha saldırısı altındadır. Bu tespitin ne kadar doğru olduğu her gün tekrar tekrar kanıtlanmaktadır.

Türkiye’de Aleviler de tıpkı Kürtler gibi çok yoğun özel savaş saldırılarına maruz kalmıştır. Kalmaktadır. Eli kanlı çete başlarının Alevi dergahlarına girmesi, münafıkların Alevi dergahlarında namaz kılması, cemevine cümbüş evi, irfan evleri denilmesi, ‘Alevi imam hatip lisesi’ açmaları türündeki saldırılar kesinlikle özel savaş tarzında ve kültürel soykırım amaçlıdır.

AKP-MHP iktidarı ile birlikte daha da yoğunlaştırılmış özel savaş saldırısının bir biçimi de Alevilerce kutsal kabul edilmiş mekanlara bir mafyacının girmesidir. Bu mafyacının Erdoğan devletinin paramiliter unsurlarından biri olduğunu, adamlarının SAADAT adlı kontra yetiştirme vakfında eğitildiklerini, bu çetelerin kontra merkezi ile ortak çalıştığını tahmin etmek zor değildir. Dolayısıyla bu tür adamların Alevi kutsal mekanlarına girmesi oldukça bilinçli, planlı bir saldırıdır. Bu yolla Alevilere büyük bir hakaret yapılmaktadır. Alevi, Pîrlerinin ve örgüt yöneticilerinin bu saldırıyı böyle ele almalarının daha doğru olacağını belirtmek gerekir. Mesele sadece kendi inançlarından olmayan birinin ya da lümpen ve kan dökmekle övünen birinin Alevilerce kutsal sayılan bir dergaha girmesi meselesi değildir. Bu tür eylemlerle çok farklı mesajlar verildiğini bilmek lazım.

Alevi kimliğini kabul etmeyen bir devlet, bu türden adamlarını Alevi kutsallarına göndererek Alevileri hangi düzeyde muhatap kabul ettiğini ima etmek istemektedir. Alevilere ‘siz inancınızı kültürel kimliğinizi tanımamızı istiyorsunuz, sizin bizdeki muhatabınız kontrgerillamızdır’ demeye getiriyorlar. Sizi her an katledebiliriz demek istiyorlar. Dergahlarda namaz kılarak ‘siz farklı bir inanç değilsiniz’ mesajı veriyorlar. Bu tür saldırıların böylesi amaçları olmasa bir mafyacının yoksul bir Türkmen köyünde ne işi olur ki? On binlerce cami duruyorken dergahta ne diye namaz kılsınlar ki?

Aleviler inancına ve kültürlerine dönük saldırılara gereken sertlikte tepki vermedikçe bu saldırıları planlayanlar geri adım atmayacaktır. Aleviler kendi içindeki Hızır Paşaları teşhir etmedikçe, bunları içlerinden kovmadıkça Yezit soylular Alevilere karşı pervasız olamaya devam edecektir. Bu tür sapkın ve İslam’ın münafıklarına zemin olanları düşkün ilan etmedikçe oluk oluk kan akıtacağım deyip Erdoğan’dan alkış alan insan müsveddeleri her fırsata Alevileri provoke edecektir.

Aleviler çok ciddi bir tehdit altında olduklarını anlamak durumundadır. Kürtleri Türk yapmak isteyen bir devletin Alevileri de ‘Müslümanlaştırmak’ istediğini görmek zorundadır.

Alevilere son dönemde yapılan saldırılar ‘cemevlerimizin kira, elektrik, su paralarını devlet ödesin’ fikrini ileri sürenlerin Alevileri ne büyük tehlikelere açık hale getirdiğini de göstermektedir. Dolayısıyla Alevilerin kendi kutsal mekanlarının ihtiyaçlarını karşılaması devlet ya da onunla irtibatlı kişi ve kurumlarla arasına mesafe koymasının da ne kadar büyük bir erdem olduğu bir kez daha görülmüştür. Ocakzade Pîr Çıralığını verip talip-pîr erkanının sürmesini sağlamak yerine, Pîrlerini dede adı altında maaşlı memur yapmaya hevesli tutumların zarar vericiliği görülerek devletten uzak durmanın ne kadar hayati olduğunu da bu saldırılar yeterince göstermektedir.

Alevilerin hep dışlanmış, inkar ve imhaya tabi tutulması kendilerinde ezilmişlik psikolojisine yol açmıştır. Bu nedenle devletle ilişkilenmeyi, devletin mülki idarecileri ile oturup kalkmayı çok önemli bir gelişme saymak gibi bir eğilim de zaman zaman yaşanmaktadır. Bu negatif sosyolojik gerçeklikle hareket eden birilerinin devletle ilişkilenince yaşadığı tatmin olma hali, yol için yerine getirilmiş bir doğru değildir. Bu o kişinin zaafını gidermesidir. İşte bu anlayışın doğru ve gerekli dedikleri hususlar, kan dökücü, katil ve lümpenlerin dergahlara girmesine dolaylı da olsa davet olduğunu bilmek gerekir. Bu katiller bu tür zaaflardan zemin alıyorlar. Devletle ilişkilenmenin, devlet ve iktidar ile hareket etmenin bu tür adamlarla muhatap olmaya götüreceğini de bilmek gerekir. Çünkü devlet dediğiniz bu tür adamları da olan bir yapıdır. Ve nasıl ki  Aleviler ‘cami imamları verdiğimiz vergiden maaş alıyor’ diyerek hak talep ediyorsa devletten yardım alan Alevilik hakkında da bu tür adamlar ‘madem vergimi veriyorum bu dergaha girebilirim’ diyecektir.

Kuşkusuz ki iş inanç ve kutsal mekanlar olunca birçok farklı duygu ve düşünce ile hareket edilir. Aklı selim her insan bu kutsallara saygılıdır. Ancak devlet ne Alevileri kabul ediyor ne de kutsallarına saygı duyuyor. Zaten Erdoğan-Bahçeli’den saygı beklemek saflık ve kendini kandırmak olur. Erdoğan ve adamlarının kafasında Alevilik ve Alevilerin nerede durduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu tayfa onlarca yıldır, milliyetçi Kemalistler ve CIA tarafından anti komünistlik fikri ile eğitilmiştir. Sol ve komünistlik denilince bunların aklına ilk gelenlerin ‘Kızılbaşlar’ olduğunu biliyoruz. Türk devletinin gizli ajandasında ‘KKK’nin en büyük iç tehdit olarak tanımlandığını unutmayalım; Kürt, Kızılbaş ve Komünist.

Tüm Alevi katliamlarında Türk ordusunun ve MİT’inin baş sorumlu olduğu ve malum tayfanın da tetikçi olarak kullanıldığı biliniyor. Sivas’ta Alevileri yakanların arkasında jandarma bunun için durmuştu. MİT Sivas katliamını öncesinden birilerine fısıldamıştı. Orada ‘kafir Aleviler’, ‘bölücüler’ ve ‘dinsiz komünistler’ manasında sloganlar da bu nedenle atılmıştı. Erdoğan ile birlikte MİT ve TSK’nin yeni tetikçileri işte bu mafyacılardır. Abdal Musa Dergahına giren faşistin Türk ordusunun ya da MİT’inin talimatıyla hareket ettiğini her kesten önce Aleviler bilmelidir. Yani ‘yeri ve zamanı geldiğinde ruhunuza dua okumaya geleceğiz’ demeye getirdiler. Bu tehlikeli gidişatı durdurmanın yegane yolu Alevilerin örgütlenerek Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesine daha güçlü katılmasıdır.

Cihan Eren / Politika

Bu haber 16 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Kendilerini ‘polis’ olarak tanıtan kişilerce taciz, takip ve tehdit edildiğ..