Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Cumartesi Anneleri eylemlerinin 748. haftasında

Cumartesi Anneleri eylemlerinin 748. haftasında

28 Temmuz 2019, 09:39

Cumartesi Anneleri eylemlerinin 748. haftasında gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan için adalet istedi.

49 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmalarına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerini de İnsan Hakları Derneği’nin Beyoğlu Çukurluçeşme Sokak’ta bulunan binası önünde polis ablukasında gerçekleştirdi. Ellerinde karanfiller ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan kayıp yakınları bu hafta 12 Eylül askeri darbesinin hukuksuzluğunda gözaltında kaybedilen ve sonraki iktidarlar tarafından dosyası cezasız bırakılan Süleyman Cihan için adalet istedi.

“DEMOKRASİNİN İLK KOŞULU HESAP VEREBİLİR BİR YÖNETİMDİR”

Basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Besna Tosun okudu. Devletin gözaltında kayıplarla ilgili hukuki ve siyasi yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddettiğini dünyaya duyurduklarını dile getiren Tosun, talepleri yerine getirmekle görevli olan devletin ise 49 haftadır ağır teçhizatlı polis ablukası ile Galatasaray’a gidişlerini engellediklerini kaydetti. Tosun, “748 haftadır haykırıyoruz: Demokrasinin ilk koşulu, hesap verebilir bir yönetimdir. Bugün Türkiye’de hesap verebilir bir yönetim yoktur. Anayasa askıya alınmıştır. Yargı bağımsızlığı ve erkler ayrılığı yok edilmiştir. Yurttaşlar olarak hak ettiğimiz özgürlük, hukuki güvenlik ve adaleti sağlayacak bir yönetim mevcut değildir” şeklinde konuştu.

 

 

Söz alan Süleyman Cihan’ın ağabeyi Ahmet Cihan, Süleyman Cihan dosyasındaki bulguların yetkililerin 85 gün boyunca ‘gözaltında böyle bir şahıs yok’ söylemlerini yalanladığını ifade etti. Sahte kimliği Oktay Emre olarak yapılan bir ihbar sonucu Süleyman Cihan’ın gözaltına alındığını belirten Ahmet Cihan, “29 Temmuz tarihinde gözaltına alındığına dair düzenlenen tutanakta Oktay Emre kimlikli şahsın Süleyman Cihan olduğunu, kızının adı ve yüzleştirilen kişinin yüzleştirme sırasındaki ifadeleri yer alan tutanak Süleyman Cihan’ın hiç tereddütsüz kimliğini ortaya koymaktaydı” dedi.

“GÖZALTINA ALAN DA İNKAR EDEN DE AYNI SAVCI”

Süleyman Cihan’ı gözaltına aldıran savcı Erdoğan Savaşeri, aynı zamanda Süleyman Cihan’ın gözaltında olduğunu 85 gün boyunca inkar eden savcı olduğuna dikkat çeken Ahmet Cihan, “O dönemde Mehmet Ağar, 1. Şube Müdürü Tayyar Sever’in yardımcısı olmasına rağmen 2. Şube müdürü olarak Süleyman ile ilgili yazışmalarda imza kullanıyor, 2. Şube müdürü olmamasına rağmen” diye ifade etti.

“DEVLET GÖREVLİLERİ BİLEREK, İSTEYEREK VE PLANLAYARAK CİNAYET İŞLEDİ”

85 gün boyunca gözaltında olduğu inkar edilen Süleyman Cihan’ın ilk gün kendi ismiyle gözaltına alındığını ancak kimliği meçhul kişi olarak kimsesizler mezarlığına defnedildiğini kaydeden Ahmet Cihan, bunun doğrudan devletin görevlilerinin bilerek, isteyerek ve planlayarak işlediği bir cinayet olduğunun altını çizdi. Cihan ailesinin ve avukatlarının ilmek ilmek araştırarak ortaya çıkardığı bu cinayetin işleyenlerin kimliğinden ve korunmasından dolayı hala adalet karşısına çıkarılmadıklarını söyleyen Ahmet Cihan, dava hakkında da şu bilgileri verdi:

 

 

“SAVI İŞKENCEYLE ADAM ÖLDÜRMEYİ KABUL ETTİ”

“2012’de açılan dosya 2 yıl 3 ay sürdü. Anadolu Adliyesi ile İstanbul Adliyesi arasında gitti geldi. Beş savcı değiştirdi ve beşinci savcı ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verirken karar metnine çok çarpıcı bir şey yazdı. İlk defa bir Cumhuriyet savcısı işkenceyle adam öldürmeyi kabul ediyor. Diyor ki ‘olur olmadık yerleri dolaşarak önüme gelen bu dosyada her ne kadar emniyet ‘6. kattan atayıp intihar etti’ dese de adli tıp bulgularına göre ‘emniyet görevlileri tarafından işkenceyle öldürüldüğü tespit edilmesine rağmen’ zaman aşımı nedeniyle ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı vermek zorunda kalıyor.”

“HÜKÜMET ÖRTBAS ETMEKLE SORUMLU”

Her hafta bir kayıp hikayesinin dile getirildiğini ve hepsinin aynı olduğunu ifade eden Ahmet Cihan, devletin cezasızlık zırhıyla failleri koruduğu sürece bunları dile getirmeye devam edeceklerini kaydetti. Ahmet Cihan, “Bu dosyalar kapatılabilir ama kamuoyunun vicdanında kapanmaz. Hükümet devam ediyor, devamlılık arz eder devlet organları. Hükümet bu olayı örtbas etmeye çalışarak, ‘zaman aşımı’ kavramının arkasına sığınan bir mantığı korumaya çalışarak aslında suça ortak oluyor. Hiç kimse ‘Dünkü hükümet işledi biz sorumlu değiliz’ demesin. Siz de örtbas etmekle sorumlusunuz… Herkes 26 yıldır bir kaybın öyküsünü dile getirirken adalet talebinde bulunuyor. Mezarı olmayanların mezar taşı olsun istiyor. Mezarı olanların da belli olan failleri yargılansın istiyor. Failler hemen hemen bütün dosyalarda benzer özellikler taşıyor asker, sivil ya da emniyet görevlisi. Devlet bunları korumakla ve Galatasaray Meydanı’nı bize yasaklamakla bizi susturabileceğini sanıyorsa bin defa hayır. Katiller yargılanana kadar, devletin görevlilerinin bir daha cinayet işlememeleri için biz alanlarda olacağız.”

“EMNİYET GÖREVLİLERİ ÇETECİLİK YAPMIŞTIR”

2012 yılında suç duyurusunda bulunan avukatlardan olan Ömer Kavili söz aldı. Süleyman Cihan dosyasında sadece yürürlükte olan kanunların uygulanmasını istediklerini ifade eden Kavili, kanun uygulayıcıların mevcut kanunları bile çiğneyen bir suç örgütü olduklarını gördüklerini vurguladı. Gözaltına alınan, soruşturulan, yargılanan ve mahkum edilse dahi daha sonra beraat etme ihtimali olan herkesin suçsuzluk ilkesinden yararlanmasının insanlığın onuru olduğunu kaydeden Kavili, Süleyman Cihan davasında suçun örgütlü işlendiğini, adı geçen emniyet görevlilerinin çetecilik yaptığını vurguladı. Kaviili, “Suç tek başına işlenmez. Toplumda çalışan, emeğiyle geçinen insanları korkutmak, sindirmek, terör estirmek için başka birimlerle birlikte işlenir” dedi.

NE OLMUŞTU?

31 yaşındaki 2 çocuk babası Süleyman Cihan İstanbul’da yaşıyordu. Devrimci kimliği nedeniyle 12 Eylül askeri darbesinin ardından hakkında arama kararı çıkartıldı. 29 Temmuz 1981 tarihinde Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsü İstanbul’a yaklaştığı sırada sivil bir ekip tarafından durduruldu. Otobüsten indirilerek gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Durumdan haberdar olan ailesi ve avukatları hemen, İstanbul Emniyeti l. Şube, 2. Şube ve Askeri Savcılık nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı.

Gözaltı kararını veren İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı ve gözaltı işlemini gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 23 kişinin “Onu emniyette işkencede gördüm” diye tanıklık ettiği Süleyman Cihan’ın gözaltına alındığını reddetti. 85 gün süren ısrarlı arayışın sonunda Süleyman Cihan’ın ağır işkence sonucunda öldürüldüğü ve kimliği bilinmesine rağmen Zindanarkası Mezarlığı’na “meçhul kişi” olarak defnedildiği gerçeğine ulaşıldı. Bu gerçek karşısında Süleyman Cihan’ın 29 Temmuz’da gözaltına alındığı kabul edildi.

İstanbul Emniyeti, Cihan’ın öldürülmesi ile ilgili Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in de imzası bulunan sahte bir belge düzenledi. Belgede Süleyman Cihan’ın 30 Temmuz 1981 tarihinde yer göstermeye götürüldüğü apartmanın 6. katından atlayarak intihar ettiği yazıldı. Gerçekte ise çok sayıda tanık beyanına göre Süleyman Cihan gözaltında aylarca işkence gördü. Ayrıca cansız bedenini kapısı kırılarak girilen ve uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bir evin penceresinden atılarak intihar görüntüsü yaratılmak istendi.

Bu gerçekler, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın olaydan 21 yıl sonra dosyadaki otopsi bulguları ve tıbbi verilerden hareketle hazırladığı raporla da kanıtlandı. Raporda Cihan’ın ağır işkenceye maruz bırakıldığı ve apartmanın altıncı katından atılmadan önce öldürülmüş olduğu kayıt altına alındı.
Cihan Ailesi yıllardır hukuki girişimlerini sürdürdü. Dosyayı canlandırmak için 2012 yılında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvuruda:
– İstanbul, l. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı General Necdet Üruğ,
– Sıkıyönetim Adli Müşaviri Hakim Albay Durmuş Akşen,
– Sıkıyönetim Savcısı Yüzbaşı Erdoğan Savaşeri,
– Dönemin İstanbul Emniyet l . Şube Müdürü Tayyar Sever,
– Dönemin İstanbul Emniyet 2. Şube Müdürü Mehmet Ağar,
– Polis memuru İbrahim Şahin,
– Süleyman Cihan’ı işkenceyle öldüren ekipte yer alan polis memuru Bayram Kartal,
– Süleyman Cihan’ı işkenceyle öldüren ekipte yer alan polis memuru Mehmet Yetiş ve kimliği saptanacak diğer suç ortakları hakkında şüpheli sıfatıyla kamu davası açılmasını talep etti. Ancak bugüne kadar hiçbir gelişme olmadı.

PİRHA/İSTANBUL

Bu haber 19 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Cumartesi Anneleri, sağanak yağmura rağmen eylemlerinin 751’inci haftasında..