Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Alevi kurumlarına ve vekillere çağrı:

Alevi kurumlarına ve vekillere çağrı:

27 Ocak 2019, 14:58

“Bugün Alevi kurumları ve vekillerine düşen görev direniş geleneğini yaşatmak ve uygulamaktır. Bu ülkede yaşanan sessizliği yırtıp sessiz çoğunluğun sesi olmak bugün bir görev ve zorunluluktur”

PİRHA – Bir yılı aşkındır Silivri Cezaevi’nde bulunan KHK ile kapatılan TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç Alevi kurumlarına ve vekillerine seslenerek, “Bugün Alevi kurumları ve vekillerine düşen görev direniş geleneğini yaşatmak ve uygulamaktır. Bu ülkede yaşanan sessizliği yırtıp sessiz çoğunluğun sesi olmak bugün bir görev ve zorunluluktur” dedi.   

KHK ile kapatılan TV10 Yayın Kurulu Üyesi ve programcısı Veli Haydar Güleç, Silivri Cezaevi’nden kaleme aldığı ‘Alevileri bekleyen sorunlar‘ başlıklı bir mektup gönderdi.

Veli Haydar Güleç, Alevi örgütlenmesinin ve kurumlaşmasının geride bıraktığımız 28 yıllık pratiğinde belli çabaları olsa da Alevi toplumunun sorunlarının çözümünde yeterli adımların atılmadığını ve sorunların çözümü konusunda devlet üzerinde yeterli baskının oluşmadığını kaydetti. Güleç, Devletin asimilasyon politikalarının hızlanarak devam ettiğini ve Alevi inancını kendine benzeştirmeye çalıştığının altını çizdi.

 

 

“AKP, ALEVİLERİ OYALIYOR”

AKP iktidarının çalıştay vb. yöntemlerle Alevileri oyaladığını belirten Veli Haydar Güleç, yapılan çalıştaylardan sonra hükümetin mevcut uygulamalara devam ettiğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarf ettiği sözleri örnek göstererek dile getirdi.

“Dönemin başbakanı-bugünün muktediri Alevilerle dalga geçer şekilde kamuoyuna şunları ifade ediyordu: “Hükümet olarak çalıştaylardan çıkardığımız sonuca göre Aleviler de bizim gibi Müslümandır. Müslümanların ibadet yeri tektir ve camidir. Aleviler de ibadetlerini camide yerine getirebilirler. İslamda ikinci bir ibadethane olmaz.”

Güleç, yerel mahkemelerin zorunlu din derslerine ilişkin verdiği kararların görmezden gelindiğini ve AİHM kararlarının kabul görmediğini de vurguladı.

“ALEVİ KURUMLARININ SESSİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ” 

15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL’le birlikte diğer sorunlar gibi Alevi sorununun da hükümet tarafından rafa kaldırıldığını belirten Güleç, Alevi kurumlarına ve parlamentoda temsiliyet kazanan Alevi milletvekilerine; “Peki biz Aleviler hükümetin bu faşist anlayışını sineye mi çekeceğiz? Susturulmuş sessiz çoğunluğun bir parçası mı olacağız?” diye sordu.

Güleç, gerek Alevi kurumlarının gerekse mecliste bulunan Alevi vekillerin görevini yeterince yerine getirmediğine işaret ederek, buna karşın iktidarın asimilasyon politikalarına tüm hızıyla devam ettiğinin altını çizdi. Alevi kurumlarının bu sessizliğinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Güleç, sözlerine şöyle devam etti:

“Alevi kurumlarının uzun yıllardır verdiği mücadele sonucu elde edilmiş kimi kazanımları değerli buluyor ve önemsiyorum. Ama bu önümüzde duran büyük tehlikeyi görmemizi engellememeli. Çünkü ortaya konan çaba ve emek Alevilerin sorunlarının büyük ve önemli olanlarını çözmeye yetmemiştir. Çözülemediği gibi ileride telafisi mümkün olmayacak gelişmelerde orta yerde durmaktadır. Özellikle son birkaç yıldır Alevi kurumlarından dişe dokunur bir çalışma, faaliyet ve girişim ortaya konamamıştır. Deyim yerindeyse Alevi kurumları da Türkiye’nin diğer muhalif dinamikleri gibi sessizliğe gömülmüşlerdir. Seslerini bir tek dernek ve vakıf kongrelerinin salonlarında yapılan başkanlık seçimleri dolayısıyla duyabiliyoruz. Vakıf ve dernek başkanlığı bu dostlarımız için Alevi sorununun önüne geçmiştir.

 

 

Alevi vekillerimiz ise meclis kürsüsünde yaptıkları 3, 5 dakikalık konuşmalarla Alevilere karşı görevlerini yerine getirdiklerini düşünerek vicdanlarını rahatlatıyorlar. Hem Alevi kurumları hem de vekiller bu davranışlarıyla Alevi toplumunun gelecekte yaşayacağı olumsuzlukların müsebbibi olmaktan kendilerini kurtaramazlar.

Gidişat her geçen gün çocuklarımız ve geleceğimiz için tehlike çanları çalıyor. Özellikle okullarda inancımıza yönelik asimilasyona karşı mücadele edip sonuç alamazsak, tarih boyunca ağır bedeller ödenerek bize miras bırakılan ve korumamız gereken kadim inancımızı yitirebileceğimizi herkesin bilmesi gerekiyor. bugün Alevi asimilasyonu bir taraftan devlet eliyle okullarda gerçekleştirilirken diğer yanda ise birçok cemevinde bizzat kendi ellerimizle gerçekleştirilmektedir. Yüzyıllardan bugüne getirilmiş inancımız bugün göz göre göre içi boşaltılıp, özünden koparılarak başka inançların içinde eritilmeye çalışılıyor.”

Devletin dışarıda uyguladığı inkar politikalarını Alevi bireyler olarak cezaevinde kendilerinin de yaşadığını belirten Güleç, cezaevi yönetiminden dede taleplerinin karşılanmadığını ve dilekçelerine bile cevap verilmediğini ifade etti.

“HÜKÜMET TOPLUMU AÇLIĞA VE KORKUYA MAHKUM ETTİ”

TV10 Yayın Kurulu Üyesi ve programcısı Veli Haydar Güleç, mektubunda Alevi kurumlarının zorunlu din dersi konusunda etkili adımlar atmadığını belirterek, OHAL rejimiyle başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere birçok muhalif kesim üzerinde baskı cenderesinin kurulduğuna vurgu yaptı.

Tv10 sürecinde bir şeye tanık oldum: O da toplumda ciddi bir enerjinin olduğu ama Alevi kurumlarının bu enerjiyi kullanmada pek istekli olmadıklarını hissettim. Çünkü Alevi kurumlarının gerçekleştirdiği kimi etkinliklerin devlet tarafından ciddiye alınmadığı ve çözücü sonuçlar doğurmadığı biliniyordu. Bunlar bilindiği halde etkili ve güçlü adımlar atılmamıştır. Tüm Alevi toplumunu kapsayacak etkili eylemler düşünülmemiştir. Örneğin Tv10’da sık sık dillendirdiğimiz ve şahsen çok önemsediğim zorunlu din derslerini protesto etme konusu vardı. Alevi kurumlarının bütünlüklü olarak bu derse karşı alacağı bir kararın Alevi toplumunda ciddi bir karşılık bulacağına inananlardanım. Çünkü böyle bir karar tüm kamuoyunda tartışmalara ve çözüme hizmet edecektir. Fakat bunlar pek dikkate alınmıyor.

Devletle kötü olmama ve mümkünse devletle karşı karşıya gelmeme politikası yola ve çocuklarımıza zarar vermekten başka bir işe yaramamıştır. Oysa demokratik yol ve yöntemler denenmeden devletin adım atacağına inanmak en basit ifadeyle safdilliktir. Devlet ve hükümet yetkilileri ile boy göstermek bir başarı gibi sunuldu çoğu zaman.

Bugün düzene, sisteme muhalif olan Aleviler, Kürtler başta olmak üzere tüm demokrasi güçleri zor bir süreçten geçiyor. Hükümet OHAL rejimiyle en çok bu kesimlere yönelmiştir. Faşizan politikalar sonucu on binlerce insan gözaltına alınıyor. Bunların büyük bir kısmı haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmaktadır. Hükümet tüm toplumu korku ve açlığa mahkum etmeye çalışmaktadır. Hak aramak için sokağa çıkanlar polis şiddetine maruz kalmakta, içeri düşenler de polis-yargı marifetiyle cezalandırılıp cezaevlerine doldurulmaktadır.”

Veli Haydar Güleç, son olarak, Alevi kurumlarına ve vekillerine bu ülkede yaşanan sessizliği yırtıp sessiz çoğunluğun sesi olmaları çağrısında bulundu.

Bir yılı aşkındır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile Kameraman Kemal Demir’in iddianameleri henüz yeni hazırlandı. Buna rağmen duruşma tarihleri hala belirlenmedi.

Bu haber 58 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
“23 Haziran halkın demokrasi mücadelesi, yapılan irade gaspına karşı ortak ..