Lütfen bekleyin..
Munzur Haber / Horasan sürgündeki Kürdistan’dır

Horasan sürgündeki Kürdistan’dır

16 Kasım 2018, 20:11

Yıllar süren araştırmalar sonucunda “Horasan Kürtleri” kitabını tamamlayan yazar Selim Temo, Kürtlerin Kürdistan’daki köy, nehir, vadi ve dağ isimlerini, Horasan’daki her taşa ve toprağa verdiğini belirterek, Horasan’ı ”Sürgündeki Kürdistan” olarak tanımlıyor.

Yazar Selim Temo’nun “Horasan Kürtleri” adlı yeni kitabı Alfa Yayınları’ndan çıktı. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı’nda okuyucuya sunulan kitap, Horasan’daki Kürtlerin yüzlerce yıllık macerasına odaklanıyor. Kitap, “Tarih”, “Aşiretler” ve “Edebiyat” başlıklı üç bölümden oluşuyor. Haritalar, belgeler, elyazmaları ve fotoğraflara da yer verilen kitap, uzun yıllar süren araştırmaların sonucunda ortaya çıktı. Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Kürtçe’nin Kurmancî, Soranî, Kirmançkî lehçeleri, Rusça ve Türkçe kaynakları bir araya getiren Temo, kitabında Aramî, Kiril ve Latin harfleriyle yazılmış metinleri de bir araya getirdi. Yüzyıllardır açılmamış elyazmaları ile dili ve sözcükleri yasaklanmış şairlerin şiir defterlerine yer verilen kitapta, ”Horasan’da yaşayan Kürtler oraya neden gittiler? Kimler bu göçe katıldı? Neden geri döndüler? Neden dönemeyenler oldu?” gibi sorulara da cevap arayan Temo, Horasan’ı ”Gurbetteki Kürdistan” diye tanımlıyor.

Temo, kitabın yazılış serüvenini, 500 yıllık zamanın ve binlerce kilometrelik mesafenin dahi akrabalık ilişkilerini bitirmediğini söyledi.

 

‘500 yıllık zaman akrabalıkları bitirmemiş’

Babasının kendisine anlattığı hikayelerden yola çıkarak kitaba başladığını belirten Temo, ”Küçükken babam hikayeler anlatırdı, halen de ara sıra ‘Biz Xoristanlıyız, Rostemê Zal soyundanız. Daha İslam yokken, Xwedanê şev û rojê’ye (gece ve gündüzün Tanrısı) yemin ederdik’ der” diye aktardı. Babasının anlatımlarının kendisine birkaç şeyi ifade ettiğine dikkat çeken Temo, ”Bu anlatım bana üç şey anlatıyordu. Birincisi Kuran’dan öncede tek tanrılı inanç vardı ve sanırım bu da Zerdüştlük’tü. Demek ki toplum hafızasında yerini koruyordu. Bir diğeri de bir destan üzerine kendini tarif etme kısmıydı. İçlerinden en zoru ise Müslüman ve Sünni Kürt bir ailenin nasıl olur da Türkçülük ideolojisine göre anlatılan Horasan’dan gelmiş olma kısmıydı. İşte ben de bunların peşinden gittim” dedi.

Çocukluğunun Rüstemê Zal hikayeleri ile geçtiğine dikkat çeken Temo, şöyle devam etti: ”Yıllar sonra bilimsel çalışmalara başladığım zaman ise çocukluğumda anlatılan hikayelerin peşine düştüm. Roman, şiir ve şiir antolojileri ve lisansüstü tezler hazırlamama rağmen Horasan zihnimin bir ucunda hep durdu. Yaklaşık on yıl önce Doğu Kürdistan’da Kürt Edebiyatı sempozyumunda Qazî Muhemmed’in oğlu Ahmed Qazî’nin ardından benim konuşmam istendi. Konuşma sonunda salonun sağ kısmında oturan pehlivan gibi erkekler gelip bana sarılarak ağladılar. Hepsi de beni anladıklarını söylediler. Ellerinde Kürtçe el yazmaları olduğunu ve Horasan’dan geldiklerini söylediler. Kimi araştırmalar yapmama rağmen ilk kez bu kadar yakın bir temas içindeydim. Burada anladım ki 500 yıllık zaman binlerce kilometrelik mesafe dahi akrabalıkları bitirmemiş.”

 

’16 kez kitabı bitirdim’

Araştırmasına her ne kadar kitaplarla başlasa da Horasan’a gidip alan araştırması da yaptığını belirten Temo, ”Horasan’a gittim. Koçer çadırlarında kaldım, dağlarına çıktım, ovalarını dolduran rüzgarları hissedip pınarlarından su içtim. Sonra kara gözlü kuzuların dahi beni tanıdıklarını fark ettim. Buradan sadece kendi dillerini değil topografyalarını da götürmüşlerdi. Kutsal ağaçlarını götürmüşlerdi. Hayvanlarını ve kendileri ile birlikte tarihi götürmüşlerdi. Kürdistan’da olan köy, nehir, vadi, dağ isimlerini Horasan’daki her taşa ve toprağa vermişlerdi. Horasan’ı tarif edeceksek ‘Sürgündeki Kürdistan’dır diyebiliriz” diye anlattı.

Araştırması sırasında resmi ideolojinin metinleriyle sıkça karşı karşıya kaldığını vurgulayan Temo, çalışmasını çok sayıda kişinin yardımları sayesinde bitirilebildiğini anlattı. Temo, ”Tam 16 kez kitabı bitirdim dediğim anda yeni bir kaynakla karşılaştım. Bu çalışma tarih-edebiyat çalışmasının yanı sıra aynı zamanda topografik de bir çalışma. Birçok anlatıda Horasan’dan gelindiği belirtilir. Bu nasıl olurdu? Şunu fark ettim Evliya Çelebi Kürdistan için ‘taş ülkesi, dağ ülkesidir’ der. Baktığımızda da Kafkaslardan Basra’ya kadar dağlar sadece Rewandûz ve Bazîd’den geçit verir. Tarih boyunca fatih gibi barbarlar da, Koçerler de buralardan geçmiştir. 150 yıl sonra Horasan’dan geldik diyorlardı. Bu yanlış da değil. Çünkü tarih Horasan’ı böyle tanımlıyor. Uzun süre Arabistan’ın doğusuna Horasan deniliyordu mesela. Bugünkü Horasan’da ise 2 milyona yakın bir Kürt nüfusu yaşıyor” ifadesinde bulundu.

 

‘Burada yaşanan baskının daha fazlası var’

Kitabını bir mektup olarak tanımlayan Temo, kitapta katkısı olan herkese tek tek teşekkür ederek, “Sadece Horasan’da bana yardımcı olanların isimlerini yazamadım. Okuması yazması olmadığı için kameramın karşısında bana şiir okuyan şairler, evlerinde kaldıklarım veya okumam için bana elyazmaları sunanlara, şiir defterlerini getirenlere teşekkür edemedim. Adlarını anmam halinde görecekleri baskıları anlattılar. Bu kitabın en acı ve hüzün verici yanı da bu oldu. Çünkü burada yaşanan baskının daha da fazlası Horasan’da var” diye konuştu.

M/A

Bu haber 78 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorisindeki Diğer Haberler
Almanya’nın Frankfurt kentinde Newroz on binlerce kişinin katılımı ile kutl..