Lütfen bekleyin..

Ali Çatakçın

Devletin savaş aygıtı nasıl işlevsiz hale getirilir?

19 Kasım 2019, 19:54

Savaşa karşı olmak, savaşı engellemek büyük çaba gerektirdiği kadar, bir o kadar da engelleyici yöntemleri doğru seçme ve bu yöntemleri caydırıcı güç olarak kullanma becerisini de gerektirir. Savaşın savaşla engellenemeyeceği, bugüne kadar dünya üzerinde yaşanan onlarca, hatta yüzlerce savaş pratiğiyle ispatlanmıştır.

Ne Vietnam savaşı savaşla, ne de Gandi’nin direnişi tek başına direnişle sonuç alabilirdi. Bu mücadeleleri başarıya, haksız savaşı savaşı yenilgiye götüren, ulusal ve uluslararası alanda savaşın finans kaynaklarına karşı oluşan tepki ve savaşı olanaklı kılan imkanların yok edilmesi idi.

Mesela Hindistanlılar, Gandi’nin çağrısıyla İngiliz mallarını kullanmadı. İngiliz tekstilinden, İngiliz işbirlikçilerinin ürettiği TUZ’un kullanılmasına kadar. İngiliz mallı ya da menşeini taşıyan, işbirlikçilerin ürettiği her şey boykot edildi.

Vietnamlılar giyimden yiyeceğe kadar kendi üretimini geliştirip, ABD ve onun işbirlikçisi yerlilerin bütün mallarını boykot ettiler, kullanmadılar.

Türk devletinin, başta Kürtler olmak üzere, Türkiye ve bölgedeki bütün demokrasi güçlerine karşı başlattığı imha savaşını durdurmanın yolu da, bu haksız ve faşist savaşı olanaklı hale getiren finansal kaynaklarını kurutmakla mümkündür.

Unutmayalım ki, aldığımız ve sattığımız her kalem Türk malı, bu savaşın devamına olanak sağlıyor. Turizm alanına yapılan her gezi, Türkiye’ye yapılan her yatırım ha keza savaşın devamına hizmet ediyor.

Savaş ülkelerinde, “Gayri Safi Milli Hasılla”(GSMH) olarak ifade edilen Devletin bütçe girdisi (Buna bütün vergiler harçlar dahildir) toplumun refahı için değil, savaşın finansmanı için kullanılır. Bu, dışa bağımlı olan ülkelerde, ekonomisi ve sanayisi gelişmiş ülkelere göre daha katmerlidir.

Türkiye’de, dar gelirlilik, yüksek borçlanma ve işsizlik sonucu bunalıma girip toplu intihar eden ailelerin dramı, savaş bütçesine endekslenmiş devletin, savaş gerçeğinin topluma yansımasıdır.

Devletin savaş aygıtını savaşla ya da sadece sivil itaatsizlik eylemleriyle işlevsiz hale getirmek kolay değil. Savaşı midesi doymayan masallardaki deve benzetebiliriz. Onun güçten düşmesi, ona gıda olacak her şeyin tükenmesi, ya da onun o gıdaya uluşmasını engellemekle mümkündür.

Türkiye turizm cenneti olduğu, yerli yatırımcılar ve yabancı yatırımcılar yatırım yaptığı, Türk üretim mallarının iç ve dış pazarda rahatlıkla alıcı bulduğu, dolaşıma girdiği müddetçe, Türk devleti bu savaşı devam ettirecektir.

Savaşı durdurmanın en etkili silahı, savaş canavarına gıda taşıyan damarları kesmektir. Bu nasıl olur?

Bir kere Kürtler ilk elden Türk mallı her ürünü boykot etmeli. Türkiye’ye olan yatırımlarını derhal durdurmalı. Türk bankalarındaki paralarını çekmeli. Türk mallarının üretimini yapan, pazarda hakim olmasına ön ayak olan, Türkiye’ye yatırım yapan bütün Kürt işbirlikçiler de bu boykota dahil etmelidirler.

Özellikle diasporadaki Kürtler bu boykotu bulundukları her ülkenin halkları nezdinde propaganda etmeli, boykotun haklılığını, Türk devletiyle çıkar önceliği üzerinden ilişkilenmenin haksızlığını, yanlışlığını anlatmalıdırlar.

Avrupa ülkelerinde yaşan Kürtler ve dostları bu kampanyayı hemen başlatmalı ve kesintisiz uygulanması için denetim mekanizmaları oluşturmalı. Mesela STK’lardan oluşan bir bilgilendirme ve boykotu gözlemleme, denetleme kurulu gibi.

Türk devletinin bu ve öncesi savaşlarda işlemiş olduğu savaş suçlarının dosyaları oluşturulmalı, bu dosya BM ve BM üyesi bütün devletlere sunularak, “İnsanlığa karşı işlenen suçlar”da ortaklığa son verilmesi talep edilmelidir.

Türk savaş politikasına karşı başlatılacak boykot kampanyası Avrupa, ABD, Rusya ve diğer dünya halklarının toplumsal desteğiyle, Türk devletiyle yapılan silah sanayi anlaşmaları ve bu anlaşmalar sonucu süren savaş malzemesi sevkiyatını yapan devletler, ya savaşa son verilinceye kadar var olan anlaşma ve sevkiyatı durdurmaya, yada boykotu bir bütün uygulamaya zorlanmalı.

Türk devletinin savaş canavarının gıda boruları kesilmedikçe bu savaş durmaz. Bu işin en birinci muhatabı da Kürtler kadar Türk demokrat, sosyal demokrat, aydın, dindar, liberal ve insanlıktan yana olan her Türkiyeli ve Kürdistanlıdır. Çünkü bu savaş her kesi, bütün insanlığı öldürüyor.

1518 Kürt Kızılbaşların katliamına sessizlik, 16. yy. Türkmenlerin (Celali isyanları), 1915 Ermenilerin, 1919- 1937-38 Kürt katliam ve soykırımlarına yol açmıştır.

Türk devleti geleneksel politikası gereği, Türkiye’nin her karışına döşediği kefensiz ve mezarsız insanlık cesedi üzerinden siyaset yapıyor. Dünya devletleri, bir yüz yıldan beri, bu insanlık katliamına, çıkarları gereği sessiz.

Bu sessizliğin bir yüzyıl daha sürmesi istenmiyorsa, sessizliği Dünya çapında bozmanın görevi de insanlık adına katledilenlerden arta kalanlara düşüyor.

Bu haber 33 kere okundu
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
120 gün önce
205 gün önce
891 gün önce
962 gün önce
1039 gün önce
1231 gün önce
1408 gün önce